Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Koalisyonun durumu, Rabbim selamet…

Her hafta 3-4 saat süren Bakanlar Kurulu toplantılarından sonra açıklama yapılmaması sürekli eleştiriliyor. Ve deniyor ki, “Yahu kardeşim siz o toplantılarda ne yapıyorsunuz”…
İlk bir iki hafta, organize olamadılar herhalde diye düşündük. Sonraki haftalarda da aynı tutumu ısrarla sürdürdüklerinde, açıklamayı bilerek yapmadıklarına kanaat getirdik. Bir çeşit sessiz geçiştirme yapmaya çalıştıklarını anladık. Zira o Bakanlar Kurulu’nda sürekli elektriğe, benzine zam, işten durdurma ve benzer kararlar çıkıyordu. Ama biz bunları bilahare duyabiliyorduk. Dün herhalde gelen tepkilerden sonra bir miktar açıklama yapalım, toplumun gazını alalım diye düşünüldü ki, suya sabuna dokunmayan bir açıklama yapıldı. Buna da şükür…
Neyse konumuz bu değil. Konumuz, gerçekte Bakanlar Kurulu’nda nelerin tartışıldığı, ya da tartışılmadığı…
Önceki gün Meclis Ekonomi, Maliye Bütçe ve Plan Komitesi’nde Serdar Denktaş’a bağlı bakanlıkların bütçeleri görüşülürken gördük ki, esas sorun,  icraatların ortaklar arasında bir mutabakat sağlanmaksızın yapılıyor olması. Artık nasıl yapıyorlarsa…
Haber özetle şöyle; “Başbakan Yardımcılığı, Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanlığı bütçesi görüşmeye başlandı. DP Milletvekillerinin, bütçe tasarısındaki 17 kalemde artış öngören değişiklik önerisine Maliye Bakanı Zeren Mungan’ın itirazı üzerine komitede gergin saatler yaşandı…”
Ben anlamadım. Bu bütçe, Meclis’e Bakanlar Kurulu’ndan gelmedi mi? Serdar Denktaş bu 17 öneriyi bakanlar Kurulu’na getirmedi de Meclis’te Komite aşamasında getirmeyi mi tercih etti. Acaba Bakanlar Kurulu’nda 17 kalemde artış önerisinin geçmeyeceğinden emin olduğu için mi bu yolu izledi. Hani muhalefetten de destek alırım diye düşünerek..?
Düşünün, Maliye Bakanı bu önerilerle karşılaşınca “uygulanamaz bir bütçe yaratırız” demek zorunda kalmış. Muhalefetin önünde tartışmışlar. Ardından toplantıya ara bile verilmiş. İki bakan baş başa görüşmüşler, nihayetinde de Serdar Denktaş’ın istediği olmuş, Başbakan Yardımcılığı, Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanlığı bütçesi, komite aşamasında 810 bin lira artmış.
Onlar bir sorunu daha aşmışlar, ama ben de kendimce hükümetin iç işleyişi ve ortakların aralarındaki ilişki hakkında ipuçları edinmiş oldum. Herhalde sizler de net bir fikir sahibi oldunuz.
Edindiğim bu izlenimi ilk teyit eden, CTP Milletvekili Ömer Kalyoncu’nun sözleri oldu. Kalyoncu o toplantıda oturumda yaşanan tartışmanın şeklinin doğru olmadığını, koalisyonun kendi arasında önceden anlaşması gerektiğini belirterek, böyle bir olayın bir daha yaşanmamasını istemiş.
Ardından dün bir örnek daha yaşadık. Serdar Denktaş, “Benim vicdanım, 363 kişiyi yılbaşında kapının önüne koymaya müsait değil” dedi. Kendisinin yurt dışı temasında olduğu bir dönemde, Başbakan Özkan Yogancıoğlu’nun; “yıl sonu itibarı ile 363 kişinin kamudan durdurulacağı” ile ilgili bir demecinin yayınlandığını hatırlatan Serdar Denktaş, Bakanlar Kurulu’nda böyle bir kararın alınmadığını da vurguladı. Bu durumu iktidarın ortağı olarak kabul etmelerinin kesinlikle söz konusu olmadığını Meclis’te Başbakan’a da ilettiğini söyledi…
Bunlara bir de görüş ayrılıklarının belirgin olarak ortaya çıktığı KOP konusunu da eklemeliyiz.
Ne düşündüğümü anladınız değil mi? Haksız mıyım…

YERİN KULAĞI VAR

BETERİN BETERİ: Elektrik zammı konusunda konuşmayan Başbakan Yorgancıoğlu nihayet ses verdi. Faturalarda yapılan ayarlamaya rağmen maliyetin altında satış yapılmaya devam edileceğini belirten Başbakan Yorgancıoğlu, “Biz bir faciayı önlemek adında bu kararı verdik” diye konuşmuş. Bunca gündür boşuna günahını almışız. Demek ki beterin de beteri varmış. Şimdi artık buna da şükür demekten başka bir şey gelmez elimizden. Allah razı olsun…

KORKMAYA GEREK YOK: Elektrik zammını protesto için Başbakanlık önüne giden ve siyah çelenk bırakan 59 örgütün oluşturduğu Sendikal Platform, bu yanlışın geri alınmaması halinde örgütlerin daha önceki hükümete yaptığının fazlasını bu hükümete yapacağı uyarısında bulundu. O zaman korkmaya gerek yok. Biraz fazlasından bir şey olmaz, kimse merak etmesin…

ŞİKAYET Mİ: Meclis Başkanı Sibel Siber’in İTÜ Rektörü’nü kabulünde söylediği  “Söz verilip yapılmayan her şey inandırıcılığını yitirir” sözü, o kadar doğru ki, Kıbrıs Türk toplumunun siyasete güvenini kaybetmesi de bundan zaten… Sayın Siber’in  de bundan, toplumun tümü gibi şikayetçi olduğu anlamı çıkartsak, çok mu ileri gitmiş oluruz acaba..?

SİYASİ ŞOVLA ÇERE BULUNUR MU:Tartışmalar boş. Kurultay öncesi, ya da ondan öncesi, ya da daha daha öncesi… Alınan tüm geçiciler benim için aynı potada. Siyasilerin, hangi partiden olursa olsun, kendi ikballeri için kandırdıkları insanlar bunlar. Evlerine ekmek götürmek adına, yapılanın adaletsizlik olduğunu, başkalarının hakkını yemek olduğunu bile bile girdiler bu işlere. Çünkü onlar da biliyor ki, bu ülkede fırsat eşitliği yok… CTP “durduracağım” derken, DP, işi vicdani boyuta taşıyor. Oysa hiç biri doğru değil. O kişilerin tuttukları kadroların tümünü, dıştan müracaatların da kabul edileceği şekilde münhal ilan edersiniz. Sınavı geçen, devam eder. Hem adalet yerine gelir, hem vicdanlar tatmin olur. Bunun dışında yapılan her şey sadece siyasi şovdur…

KAOSA OYNAYANLARA FIRSAT: Halkı bire bir ilgilendiren konularda, hem ortaklardan, hem partilerin liderleriyle milletvekillerinden farklı sesler çıkması, diğer yandan can alıcı konularda bile kesin ve net açıklamalar yapılmaması, kaosa oynayan çevrelere fırsat veriyor. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan “işten durdurulacaklar listesi”nin ardından, şimdi de BRT’de işten durdurma iddiaları insanları tedirgin etti. Sürekli yalan haberlerden şikayet edip, yalanlama durumunda kalmamak için, yapılacak şey basit; şeffaf olmak, doyurucu bilgi vermek. Dolayısıyla güven vermek. Halk doğruyu hükümetten alabilmeli ki, dedikodulara kulak vermesin.

BATIK BANKALAR GÜNDEME Mİ GELİYOR: Bakanlar Kurulu’nun dün aldığı kararlardan birini Bakan Özdil Nami şöyle açıkladı; “Bazı bankalarımız işlemlerini durdurmuşlardı geçmişte ve Şirketler Mukayyitliği’nin bünyesine alınmışlardı, bunların mali yükümlülüklerine ilişkin taahhütlerinin daha rahat bir şekilde yürütülmesi amacıyla, Tasarruf Mevduat ve Sigorta Fonu’na devredilmemeleri ile ilgili bir yasa tasarısı, ilgili bakanlığınca hazırlandı ve bununla ilgili karar bugün alındı”. Şimdi bu açıklama, batık bankalardan doğan devlet alacaklarına ilişkin sürecin başladığı anlamına mı geliyor? Keşke açıklama biraz daha açık olsaymış…

RHA 2293: Dün öğleden sonra saat iki civarında Dr. Fazıl Küçük Caddesi’nde resmen ralli yapıyordunuz. Zigzaklar çizerek ve diğer araçları da tehlikeye atarak sürdüğünüz aracınızla resmen trafik canavarı gibi idiniz. Nereye ne yetiştirdiğinizi, benim gibi tehlikeye attığınız diğer araç sahipleri de merak etti sanırım…

ZİRVEDEKİLER: Özgür ve Miroğlu: Kıbrıs Türk siyasi tarihinin önemli isimlerinden Özker Özgür ile Salih Miroğlu, ölümlerinin 8’inci yıldönümü nedeniyle yarın Lefkoşa Mezarlığı’ndaki mezarları başında arka arkaya düzenlenecek törenlerle anılacak. Böyle sağlam siyasetçiler kolay yetişmiyor. Hele son yıllarda gördüklerimizden sonra, kıymetlerini daha çok anladık…

 

DİPTEKİLER :YDÜ-Devlet Arasında Tuhaf İlişki: Sağlık Bakanlığı bütçesinin görüşülmesi sırasında, YDÜ’nün sevk edilen hastalarla ilgili fatura göndermemeye devam ettiği vurgulanmış. Ortada nasıl bir boşluk var ki, keyfi hareket edilmesine göz yumulmakta. Devletin Maliye’sinin olaydan haberi yok.  Arada bir sözleşme var mı,yok mu o da belli değil. Zaten sıfırı tüketmiş olan devletin kuruşunun dört gözle korunması gerekmez mi? Hem Sayıştay’ın, hem de Başsavcılığın duruma derhal el koyması gerekir… YDÜ-Devlet Arasında Tuhaf İlişki: Sağlık Bakanlığı bütçesinin görüşülmesi sırasında, YDÜ’nün sevk edilen hastalarla ilgili fatura göndermemeye devam ettiği vurgulanmış. Ortada nasıl bir boşluk var ki, keyfi hareket edilmesine göz yumulmakta. Devletin Maliye’sinin olaydan haberi yok.  Arada bir sözleşme var mı,yok mu o da belli değil. Zaten sıfırı tüketmiş olan devletin kuruşunun dört gözle korunması gerekmez mi? Hem Sayıştay’ın, hem de Başsavcılığın duruma derhal el koyması gerekir…