Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Umudum kırılıyor…

Görevden alma ve atamalar hızla devam ediyor.

Olaya hep, “müşavirlik” olayının gölgesinde baktığımızdan, gerçekleri görmekte zorlandığımız oluyor.
Ne diyoruz; “Müşavir ordusuna yenileri katılıyor, devletin yükü artıyor, her gelen yandaşına paye veriyor”…

Ancak biraz daha objektif tartışmakta yarar var diye düşünüyorum.

Bir iktidarın, kendisiyle en iyi şekilde çalışabileceği bir ekibe sahip olmak hakkı mı, değil mi? Hakkı tabii. İşte Olgun Amcaoğlu olayı. TOMA’ya gümrüksüz giriş onayı veren yazısı. Aradaki iletişimsizlik neredeyse skandala sebep oldu. Neden? Çünkü Amcaoğlu siyasi bir atamaydı. Özel Kalem Müdürü’ydü. Hani bakanla gelip, bakanla gitmesi gerekenlerden. Teknik bir sorumlu değildi. Ama öylesine çelişkili kurallarımız var ki, böyle ciddi bir meselede yetki, Özel Kalem’e verilmiş.

Diğer yandan, siyasi tercihler teknik konulara da sirayet etmiş durumda. Hangi makam için olursa olsun, partiye yakınlığı olmayanın üst düzey yönetici olma şansı ortadan kalktı. Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan misali, terfi etmek isteyen iktidar partisine yaklaşmak zorunda kaldı. Liyakatın, yeterliliğin adı kalmadı…

Oysa Yorgancıoğlu hükümeti ne demişti? “Kamu Hizmeti Komisyonu’nun yapısını değiştirip, üçlü kararname sistemini yürürlükten kaldırana kadar, atamaları kısıtlı yapacağız”. Öyle mi oldu? Hayır. Son bir haftada yapılan görevden alma ve atamaların büyük çoğunluğu teknik birimlerde. Demek ki, eski hastalık aynen devam ediyor. Gerçi Kamu Hizmeti Komisyonu’nun yapacağı atamaların da sakıncası yok değil. KHK’dan tayin alan müdürü, emekliliği gelene kadar görevden alamayacaksınız. Bunun da türlü çeşitli sakıncaları mevcut. Adam sizinle “verimli” çalışmamakta dirense bile… Ha, KHK’nın şimdiki yapısından asla söz etmiyorum. Başbakan imzası sahtelemekten, sınav şaibelerine kadar birçok olay hala cezalandırılmamışken, bugünkü yapıya böyle bir yetkiyi teslim etmeyi de, eminim kimse düşünmüyor.

Yapılacak en doğru iş, görevden alınan üst düzey yöneticiyi bir önceki mevkiine göndererek, ondan azami yarar sağlamak olabilir. Bunun dışında, dıştan atama yerine, halihazırda müşavir olanların atanması öncelikli olmalı. Böylece Türkiye’de denildiği gibi “bankamatik memurları” ortalıkta dolaşmaz, devletin içinde kalır, tecrübesinden yararlanılır…

Devlet bizdeki gibi değil, gerçek anlamda ciddi bir müessese olarak görülmeli. Politikalar, politikacılar değişse de devamlılık esas olmalı. Devletin en tepesine atanan bürokratta, bir tecrübe aranmalı. Dün Radyo Havadis’te söylediğim gibi, mesela Kıb-Tek’in başına, partisine bağlı adamlar aramak yerine, elektrikten, enerji sistemlerinden ve en önemlisi işletmeden anlayan birileri bulunmalı. Ülkemizde sadece bu konuda bile, yurt dışında yetişmiş öylesine öyle yetkin insanlar var ki, onlar dururken en iyi bayrak sallayanı bulur getirirseniz, hem o kurum bir adım öteye gidemez, hem de devlete olan güven bir adım daha geriler…

Atamalar ve görevden almalar konusunda CTP’nin gösterdiği sürat, ne yalan söyleyeyim, umutlarımı kıran bir unsur oldu. Dilerim daha da ileri gitmeden mantıklı bir çözümle, bir yerde durur…

YERİN KULAĞI VAR

BAŞBAKAN AÇIKLAMA YAPMALI:
Hükümetle ilgili ciddi bir iddia dolaşıyor ortalarda. İddiaya göre, biz TOMA olayı ile cebelleşirken, hükümet ekonomik paketin uygulanmasıyla ilgili Ankara’ya teminat vermiş, hatta bunu bir yazı ile de teyit etmiş. Ben inanmak istemedim ancak, Sibel Siber hükümeti döneminde de böyle bir yazı verildiği sonradan ortaya çıkmıştı hatırlarsanız. Böyle bir olay hala akıllardayken, Başbakan Yorgancıoğlu’yla ilgili bu iddiaların da ciddiye alınması gerektiğine inanıyorum. Keşke olmasaydı. Keşke niyetler açık, seçik, şeffaf olsaydı…

GEÇMİŞ OLSUN:
Hristofyas’ın Hasan Hastürer’e söylediği “ENOSİS ölmüştür, eksik olan mezarı” sözlerini okuyunca, Makarios’un “Anlaşmalar ölmüş ve gömülmüştür” sözleri aklıma geldi. Belki mantık açısından değil ama, söylem benziyor. İşlerine gelmeyeni gömüyorlar. Makarios’un o sözü, Kıbrıs ortaklık Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini ilan etmişti. Hristofyas’ın sözlerinin bir anlamı var mı? Bence yok. Geçmiş olsun…

DEĞİŞEN BİRŞEY YOK:
Hükümet, dün yasama gününde, görüşülecek yasa olmadığı gerekçesiyle ne yazık ki Meclis’i toplamadı. Ülkede çözüm bekleyen onlarca sorun varken, hele de böyle bir gerekçeyle yasa yapma görevinin savsaklanması kabul edilemez. Geçmiş dönemde yaşanan ve toplumun tepkisini toplayan bu tür davranışların bu dönemde olmayacağı umudunu yitirmek istemiyoruz…

TEMİZLİK DEVAM EDİYOR:
DP sessizliğini korurken, hükümetin büyük ortağı CTP, son hızla müdür ve müsteşar değişikliklerini yapıyor. Yeni atamalar, alışma devri derken zaman da akıp gidiyor. Sanki yazılı kuralmış gibi bu işlemler her hükümet değişiminde yaşanıyor. Yıllarını devlete vermiş, devleti ezberlemiş bürokratlar biraz da alttan gelen baskılar nedeniyle görevlerinden alınıyor ve yeni müşavir ordusu yaratılıyor. İşini bilen, partisine değil, devlete bağlı kişileri sırf bir başka iktidar atadı diye görevinden almak ne kadar doğru acaba..?

BUNCA YILDIR NİYE YAPMADINIZ:
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif, Gazimağusa Limanı’nda yer alan ve insan sağlığı açısından tehlike yaratan serbest bölgenin, insan yaşam alanından şehir dışına çıkarılmasının artık kaçınılmaz ve elzem olduğunu, hatta geç bile kalındığını söylemiş. Yanlışım yoksa, 1990 yılından beridir, yani 23 yıldır siyasetin içindesiniz. Bunca yıldır çeşitli hükümetlerde farklı görevlerde bulundunuz. Serbest bölgenin insan sağlığı açısından tehlikeli olduğunun şimdi mi farkına vardınız? Biraz geç olmuş ama, inşallah sözünüzün arkasında durursunuz…

ARAMIZDAKİ FARK:
Almanya’da hafta sonu yapılan seçimleri kazanan yine Merkel oldu. Ekonomi, işsizlik ve diğer konulardaki parti politikalarını beğenen seçmen, bir kez daha Merkel’i tercih etti. Bizde ise ne ekonomi, ne de işsizlikle ilgili yapılacakları ne okuyan, ne de takan var. Dağıtılan avanta ve menfaatler seçilmek için yeter. Kimsenin ne yapacağınıza falan baktığı yok. Yalan bile olsa, bol vaat yeniden seçilmeniz için yeter de artar bile… Bizde kriter bu…

BİRİLERİ KAŞIYOR: 
Birileri yine din tüccarlığına soyunmuş anlaşılan. Geçtiğimiz günlerde ödenmediği için elektriği kesilen camiler gündeme taşındı. Şimdi de, camilerin yanındaki eğlence mekanlarına takmışlar. İnsanların hassasiyetlerine hitap ederek, kendisini bazı yerlere şirin görünmek gayreti içinde olanlar bilmelidirler ki, kaşımaya çalıştıkları hassasiyetler bir gün bumerang gibi kendilerine geri gelebilir…

 

ZİRVEDEKİLER
Barones Meral Hüssein-Ece: Kıbrıs asıllı ve Lordlar Kamarası’ndaki tek Türk kökenli Barones Meral Hüssein-Ece, “Yılın Soylusu” seçildi. Kamu Yaşamındaki Kadınlar Ödülü, bu yıl 11 dalda verildi. Yılın en soylusu “Peer of the Year” ödülüne, Britanya Parlamentosu’nun en üst kanadı Lordlar Kamarası’nın ilk ve tek Türk asıllı üyesi, Kıbrıs Baroness Meral Hüssein-Ece layık görüldü…

 

DİPTEKİLER
Şeffaflık: Yine mi, yeniden mi? Şeffaflık diyerek gelip, her şeyi halktan saklamaktan söz ediyorum. Bir köşe yazarı yazısında, hükümetin ekonomik protokole devam edeceği anlamında bir yazıyı Ankara’ya gönderdiğini iddia ediyor. İktidarın büyük ortağının genel sekreteri “Haberim yok” diyor. Bu saat oldu, hükümetten açıklama yok. Bundan sonra gelse de bir anlamı yok zaten. Önemli olan “revizyon isteyeceğiz” diyen iktidarın, bunu ne zaman, nasıl, hangi yolla yapacağını açıklamamış olmasıdır. Oysa, geçen hükümetin yaptığı gibi bir izahta bulunsaydı, eminim kamuoyundan destek de bulacaktı…

Havadis’in hafta sonu yayımladığı “Vatandaşın sabrı taşıyor” başlıklı haberi Lefkoşa Belediyesi’ni harekete geçirdi. Lefkoşa Türk Belediyesi Temizlik Şubesi ekipleri, dün İsmail Beyoğlu Caddesi’ndeki çöp ve moloz yığınlarını temizledi