Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vay sizin TOMA’nıza…

Seçim sürecinde neler söylenmişti? KKTC’nin köhnemiş yapısının değiştirilmesi, çağdışı siyasi zihniyetin terk edilmesi, sivilleşme, demokratikleşme, reformlar, devrimler v.s.

Oysa nereden baksak 15 gündür tek gündemimiz TOMA.
Toplumun her kesiminden, TOMA ile ilgili görüş ve öneriler gazete ve sosyal medyada kendine yer buluyor. Türkiye’deki Gezi olayları ile gündeme gelen ve o dönemde bizim de yapabilecekleri konusunda epey bilgi sahibi olduğumuz TOMA’nın bir gün gelip de bizim ülkeyi de ziyaret edeceği, hatta gündemi bu kadar çok meşgul edeceği, kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Hükümet ne yapıyor, toplumun çözülmesi gereken acil sorunları ne alemde. İnanın kimsenin umurunda değil. Vermişler elimize bir TOMA oyuncağı oynayıp duruyoruz. İktidar ise, bu konuyu kapatıp, daha ciddi işlerle uğraşmak yerine, her gün yaptıkları yeni açıklamalarla TOMA’yı toplumun gündeminde tutmayı tercih ediyor…
Geçen gün yine yazmıştım. İktidar, ağlama yeri değil, sorunları tespit edip çözme yerdir diye. Ama ne yapıyor? Senin, benim gibi şikayet ediyor. Kardeşim, et de elinde, bıçak da. Yasa mı çıkarmak gerekiyor, kanun hükmünde kararname mi gerek? Her ne ise şikayet edeceğine yapıver. Küçük ortak da destek verdiğine göre, kamuoyu zaten yanında, bırak konuşmayı ve gereğini yap…
Sizi bilmem ama ben, her gün gazetelerde TOMA haberleri okumaktan bıktım. Meclis’te sıkıntı yok. Sibel Hanım ilk günden otoritesini kurmuş. Meclis’e yalvar yakar gelen, nisabı sağlamak için naz yapan vekiller, saat 10 dedi mi, sınıftaki öğrenciler gibi sıraları dolduruveriyorlar… Daha ne o zaman. Seçmen size bu görevi, oturup şikayet edesiniz diye vermedi Sayın Başbakan. Lütfen artık, “TOMA UBP döneminde alındıydı, zaten imzayı da bizim haberimiz olmadan ‘onların adamı’ attıydı” gibi dedikodularla sür git etmeyin. Bitirin şu suni gündemi. İktidar iseniz, iktidarlığınızın gereğini yapın…

Bize Her Yer Trabzon!..
TOMA’nın derdi bitmezmiş gibi şimdi bir de Trabzonspor konusu çıktı ortaya. Vay efendim Trabzon Kıbrıs’a gelirken Rodos’a touch down (temas etmek, değmek, yere inmek) yapmayıp, direkt Larnaka’ya inmiş. TOMA bitti, şimdi bütün derdimiz Trabzonspor’un adaya nasıl geldiği… Hani haksız da sayılmayız. Kolay değil, 1974’ten bu yana ilk kez Türkiye’den kalkan bir uçak hiçbir yerde durmadan direkt olarak Kıbrıs’a geliyor. Bunu vatan, millet, bayrak olayına yamamak isteyenler olduğu kadar, “olumlu bir adım” olarak değerlendirenler de var. TC Dışişleri’nin girişimi olduğu, Yunanistan’dan kiralanan uçağın direkt olarak Güney Kıbrıs’a gelmesinin ardında Yunanlı pilotların olduğu yönündeki iddialar ve Türkiye’ye tepkiler bize yeni bir tartışma malzemesi vermeye yetti de arttı bile. TOMA’dan usananlar şimdi “Trabzonspor direkt geldiği için suç işledi mi, işlemedi mi” tartışmasına giriştiler.
Halbuki daha 3-5 ay önce Türkiye’deki bir sportif organizasyonda Kıbrıs Rum takımı bizzat Başbakan Erdoğan tarafından selamlanmamış mıydı?.. Üstelik de Türkiye hava sahasını çıktıktan sonra rota değiştirme yetkisine sahip bir yabancı uçaktan bahsediyoruz. Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Levent Gümrükçü, ben bu satırları yazdığım sırada bir açıklama yaparak, kendilerinden alınan iznin Rodos için olduğunu, rotanın pilotun inisiyatifiyle değiştiğini söyledi. Gümrükçü tartışmalara nokta koyacak şu cümleyi de ekledi; “Bugün itibariyle Türkiye’nin Güney Kıbrıs Rum kesimi ile ilişkileri veya havacılık dahil diğer alanlardaki mevcut tutumuna ilişkin herhangi bir yeni durum yaratmıyor.”
Kimse öküz altında buzağı aramasın. İnşallah maçın sonucu bu tür kısır tartışmalara girenlere en güzel cevap olur…
Ne söylersek söyleyelim, Trabzonspor’un oynayacağı maçın sonucundan çok, siyasi sonuçları konuşuluyor. Yani siyaset yine sporun önüne geçmeyi bildi…

 

YERİN KULAĞI VAR

UBP, KÜÇÜK ÖNCESİNE Mİ DÖNÜYOR:
Hüseyin Özgürgün’ün genel başkanlıkta ne yapacağını merak etmiştik. Emanetçi mi olacak, partiyi vesayetten kurtarabilecek mi, yoksa tavla teslim mi olacak diye. Bugünlerde bir takım ataklar içinde olduğunu öğrendik. Öncelikle işe İrsen Küçük’ün kontenjandan Parti Meclisi’ne atadığı üyelerin görevlerine son vermekle başlamış. Ardından, Derviş Eroğlu’nun hala en yakınında olan eski bürokratları göreve çağırmış. Bundan cesaret alan bir grup da şimdi de Resmiye Canaltay’ın Parti Meclisi’ne atanması için bastırıyormuş. Gideceği köyün minareleri göründü gibi…

ŞONYA’NIN GÜNLERİ SAYILI:
Seçim öncesi aday listelerinde yaşanan sıra krizi ile gündeme gelen, ardından UG kanadının DP’ye katılmasını içine sindiremeyen ve bu rahatsızlığını sürekli gündeme getiren genel sekreter Bengü Şonya, gün sayıyor. Açıklamaları ile hem Serdar Denktaş, hem de parti içerisinden büyük tepki gören Şonya’nın görevinden alınması için düğmeye basıldı. Ha bundan sonra söyleyecekleri bir anlam ifade eder mi? Bence etmez. Serdar Denktaş kararını vermiş zaten, bir eksik, bir fazla önemi yok.

YOK ARTIK:
Gıda, Tarım ve Enerji Bakanı Önder Sennaroğlu, hayvan kayıt sisteminin 15 gündür çökertildiğini söyledi. Sennaroğlu, sistemin çökertilmesi ile ilgili çeşitli iddiaların olduğunu dile getirerek, UBP hükümetini ima etti. Yani sırf kin ve nefret adına ülkedeki hayvan envanterini bile silebilecek insanlar varsa, pes doğrusu…

NAMİ’NİN ADRESİ BELLİ:
Bir dönem görüşme heyetinde yer alan Dışişleri Bakanı Özdil Nami, İkinci Cumhurbaşkanı Talat’ı ziyaret ederek, hem bir vefa örneği, hem de bir yerlere mesaj verdi… Talat ile Nami’nin istişare içinde olacakları mesajının da verildiği görüşme, yeni dönemde Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun işinin, hayli zor olacağının işareti gibi…

HABERSİZ:
Hükümetin TOMA’dan haberi yoktu. Polis terfilerinden de. Her iki konuda da aynı şeyleri söyledi Başbakan, “Keşke haberimiz olsaydı” dedi. Şimdi bir üçüncü konu çıktı. Türkiye’den, Güney’e direkt uçuş. Haberleri olmadığını Özdil Nami’nin açıklamasından öğrendik. O da işin aslını, uçuş gerçekleştikten sonra Türkiye Dışişlerine sorup öğrenmiş. Nasıl olacak bu işler? Hükümet kendini ilgilendiren konuların içinde olmazsa, nereye varacağız?

CTP TAMAM, YA DP-UG:
Hükümetin büyük ortağı CTP bakanlıklardaki üst kademedeki müdür ve müsteşar değişimini yapadursun, DP-UG’de ise belirsizlik sürüyor. Bakanlıklardaki üst kademe yöneticilerinin UBP’li olması ve birçoğunun da Ulusal Güçler’e yakın isimler olması, Serdar Denktaş’ı hayli zorluyor. DP’li müşavirler görev beklerken Serdar Denktaş, tam bir ikilem içerisinde. Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal misali.

RUSYA KIBRIS’TA:
Alternatif tarih, Kıbrıs sorununun, soğuk savaş döneminde Sovyetleri Kıbrıs’tan uzak tutmak için, batı tarafından özellikle çıkartıldığını, üslerin kurulmasının nedeninin de bu olduğunu yazar. Nereden nereye. Aradan yarım yüzyıldan biraz fazla bir süre geçtikten sonra, şimdi Rusya yine Batı’ya karşı Kıbrıs’ta. Varlığını yeterince hissettirmek istiyormuş. Üs istemezmiş de hizmet alacakmış. Acaba diyorum tarihi yazanlar, bu durumda hakkımızda yeni bir senaryo yazmışlar mıdır? Bence hazırdır, işaretlerini de çok kısa sürede görürüz…

BUNLAR OLSUN AÇIKLASIN:
Bundan önceki hükümetin neyi, ne için yaptığını asla anlayamamıştık. Devletin zührevi hastalıklar bakımından kontrole mecbur ettiği kadınları, fuhuş yapıyorlar diye yakalaması da anlaşılmaz bir olaydı. Fuhuş baskınları hala devam ediyor. Hiç olmazsa yeni hükümet çıkıp bize bu çelişkili durumu izah edebilir mi?..

 

ZİRVEDEKİLER

Kıbrıs Türk Dayanışması: O dayanışma ruhumuz olmasaydı, bugünlere gelemezdik. Yıllardır politikanın çirkin yüzlerinin bizi bencilleştirdiğini ve bu niteliğimizi kaybettiğimizi sanırdık, ta ki Thalassaemialılar Derneği’nin çağrısına kadar. Çağrı üzerine vatandaşlar ve sivil toplum örgütleri normal zamanda 4 ayda toplanabilen miktarda kanı, 10 günde verdi. Hani “kanıyla, canıyla” denir ya, işte öyle bir dayanışma…

DİPTEKİLER

TOMA: Günlerdir TOMA ile yatıp, TOMA ile kalkıyoruz. Sen aldın, sen imzaladın, ben istemem. Çocuk gibi kavga ediyoruz. Yığınla sorun, TOMA kavgası arasında kaynayıp gidiyor. Bir şey daha ortaya çıkıyor, hükümet acilen KKTC’nin inisiyatifini eline almak zorunda. Yoksa bu boşluk, hiç hayra alamet değil.

Bulut İnşaat Lefkoşa-Girne anayolu üzerinde bulunan Lavinium Sitesi’nden anayola çıkışı kaçak olarak yaptığı yolla sağladı