Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Umut mu?..

Serdar Denktaş, ilk yurt dışı seyahatini Kütahya’ya yapmış. Bir derneğin davetlisi olarak… Yaptığı konuşmada, KKTC’nin 10 yıl içinde bugünkünden çok farklı bir noktaya geleceğinden söz etmiş. 40 yılda neden o özlenen duruma gelemediğimizi de, “O toprakları vatan yapabilmek için beraber ölmeyi becerdik, o topraklarda kurulan devleti ayakta tutmayı beceremedik” diye izah etmiş. Malumun ilanı…

Bu tür konuşmalar artık bıkkınlık vermekten de öte, can sıkmıyor mu sizce de? Samimi olabilir, içten olabilir, niyet de bu olabilir ama artık bu tür sözlere umut bağlayacak eşiği çoktan geçtik. Geldiğimiz noktaya bakınca, havanda su dövmekten başka ne anlamı var ki?..
Doğru dürüst yolumuz yoktu, şimdi dört şeritli yollarımız var ama bir türlü kazaların önünü alacak beceriyi gösteremedik. O yollara milyonlar dökerek lambalar diktik, ama o lambaların sürekli yanmasını sağlayamadık. Elektrik Kurumu da, belediyeler de boğazına kadar borç içinde, yollar yine karanlık… Yolları geçtik, camiler bile karanlıkta…

Küçücük belediyelerimiz vardı, Allah için hiç bir sorunu da yoktu. Büyüttük, koca koca binalar yaptık, içine ağzına kadar insan doldurduk, şimdi yatırımdan falan vazgeçtik, çöp bile toplayamayacak durumdalar. Köyler, kentler, tarlalar, ürünler bu devirde farelere teslim…

Ne denizi, ne dağları, ne ağacı, kısaca çevreyi koruyabilecek önlemleri sağlayamadık. Her yıl yeni yeni felaketlerle mahvettik, bitirdik…

Asla gerçek anlamda bir ekonomik planlamamız olmadı. Sadece maliyecilik yaptık. Bir KKTC envanteri bile çıkartamadık. Devlet, kurumların, sektörlerin planlamasını ve koordinasyonunu yapan bir organizmadır. Düzeni sağlayacak adam gibi yasalar çıkartması gerekir. KKTC’de ise ne yazık ki 40 yılda var olan düzen de yerle bir oldu…

Sektörler, sektörler dedik de batmadık, batırmadık sektör bırakmadık. Ama sırasında işimize geldiğini de adamakıllı kayırdık… Kaçağın, kısa yoldan köşe dönmenin yeri oldu KKTC. Birileri zengin olurken, devlet tüm kurumlarıyla iflas etti…

Türkiye’nin gerek altyapı, gerekse cari bütçe için verdiklerine, kendi küçük üretim kapasitemizi de eklesek, Monaco’yu çoktan geçmemiz gerekirdi. Sadece son 14 yılda Türkiye’den akan kaynak 8 milyar TL’nin üstünde. Düşünün ki bu yardımlar 14 yıl değil, neredeyse yarım yüzyıldır devam ediyor. Bizim ölçeğimizde bir ülke için inanılmaz bir kaynak. Doğru, iş bilir, dürüst yönetimlerin elinde bu parayla, Tatar’ın dediğinden uçardık resmen. Ama biz uçamadık, aksine tepetaklak yere çakıldık.

İşte sorunun özü burada… Acaba kaynaklarımızın kaçta kaçını kalkınma için kullandık, kaçta kaçını bir sonraki seçimleri kazanma adına ona buna dağıttık…

Hep birlikte durumdan şikayetçiyiz. Ne gariptir ki, yıllar yılı bu kaosu adım adım yaratanlar da şikayetçi. Şimdi yine aynı insanlardan umut dolu sözler duyduğunuzda siz ne düşünürsünüz?.. Biliyorum ne düşündüğünüzü, yazmama bile gerek yok. Aynen size katılıyorum. Ama şuna da cevap verin, o insanları yine biz seçmedik mi?..

 

YERİN KULAĞI VAR

BOMBA HABER:
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Ekonomiden de Sorumlu Bakan olarak, ilk bombasını patlattı. Kütahya’da yaptığı konuşmada, KKTC’nin Türkiye’nin serbest bölgesi olacağını söyledi. Hem de üç yıl içinde. Nasıl yapacakmış bunu, onu da söylemiş; Türkiye’nin de kayıt dışı ekonomisinin bir kısmını “vergisiz” bir şekilde KKTC’de kullanıp, yeni bir kalkınma dönemine girecekmişiz. Bu işareti nereden almış merak ettim. Bir de ortağının bu plana nasıl baktığını. Zira benim bildiğim CTP’liler serbest bölge lafından fena halde gıcık kaparlar da…

ESAS KONUŞMASI GEREKENLER:
Herkes TOMA’yla ilgili bir şeyler söylüyor. Meclis Başkanı, Başbakan, siyasiler, sendikalar ve vatandaşlar. Hep bir ağızdan, “Bu ülkenin TOMA’ya ihtiyacı yok” diye. Ama bu konuda esas konuşması gerekenler susmayı tercih ediyorlar. İki kelime etseler kıyamet mi kopar..?

ŞONYA’NIN GÖZYAŞLARI:
DP Genel Sekreteri Bengü Şonya, Kıbrıs Postası’ndaki yazısında, düşünmüş, taşınmış, öyle örnekler sıralamış ki, akıllara ziyan. Ben bir tanesini alıntılayayım; “Asalak guguk kuşunun dişisi başka bir yuvanın sahibi olan dişi kuşun yumurtlamaya başlamasını bekleyip, kuluçkaya yatmasından önceki zamanı kollayarak, yabancı kuşun yuvasına kendi yumurtasını bırakır. Guguk kuşu yavrusu 12 gün sonra genellikle ev sahibi kuş yavrularından önce doğar. İlk dört gün içinde henüz kör ve tüysüzken, ev sahibi ana babanın getirdiği yiyecekleri yuvanın gerçek sahibi olan yavrularla bölüşmemek için, yuvadaki yumurtaları ve yavruları akrobatik hareketlerle tek tek yuvadan atar” Sizce asalak guguk kuşu kim ve kimleri yuvadan atıyor dersiniz..? Örnekler devam ediyor, bence yazının tamamını okuyun. Şonya’nın derdini daha iyi anlayacaksınız.

MAĞDUR HANGİSİ:
Mazbata mağdurlarını iyi bellemek gerek. Borcundan dolayı mağdur olanlar ve borcunu tahsil edemeyip mağdur olanlar. Biz alıştık, hep borcu olana mazbata mağduru diyoruz. Ancak madalyonun bir de öteki yüzü var. İşadamına borcu olup da ödemeyen, üstüne üstlük gemi turlarında lüks hayat yaşayanları mazbata mağduru diye tanımlayabilir miyiz? Burada sapla samanı karıştırmamak gerek…

GEZMELERE DEVAM:
Yeni hükümet oturup icraat yapacağına, tıpkı eskisi gibi gezmelere başladı. Önce Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif, ardından Sağlık Bakanı Gülle, yetmedi bu kez Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş. İki haftada 3 yurt dışı seyahat, gerekçesi ne olursa olsun biraz fazla olmadı mı dersiniz..?

İPLER NAMİ’NİN ELİNDE:
Son 4 yıldır Kıbrıs konusunda sadece Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun konuştuğunu biliyoruz. Arada bir Özgürgün’ün açıklamalarını saymazsak, özellikle görüşme süreciyle ilgili yetki, görüntüde Eroğlu’nun tekelindeydi. Şimdi bakıyoruz da, Dışişleri Bakanı Özdil Nami de sürece müdahil oluyor. Hükümet, dört koldan görüşme sürecine dahil olmuş durumda…

SENETLERİ KİM ÖDEYECEK: Son günlerde UBP’den kopup DP’ye geçen Ulusal Güçler kanadına mensup bazı vekillerin DP’de huzursuz oldukları ve geri dönüş için sinyaller verdiklerini duyuyoruz. Gittikleri gibi geri de gelirler gelmesine ama unuttukları bir şey var. Seçim öncesi Serdar Denktaş’ın kendilerine imzalattığı ve kaçmaları halinde ödemeleri gerekecek olan yüz binlerce liralık borç senetlerini kim ödeyecek..?

ZİRVEDEKİLER
İbrahim Benter:
Yıkılmaya yüz tutan tarihi Apostolos Andreas Manastırı’nın restorasyonu konusunda 5 milyon Euro’luk protokole imza koyan Vakıflar İdaresi Müdürü İbrahim Benter, Kıbrıs’ın kültürel mirasının ortaya çıkmasını istediklerini ve bu tür projelere sahip çıkmanın Vakıflar İdaresi’nin geleneği olduğunu kaydetti…

 

DİPTEKİLER
Eğitim:
Yıllardır hep aynı terane. “Okullar eğitime hazır” dememize rağmen görüyoruz ki, her yıl aynı sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Bunun böyle olacağı bilindiği halde, önlemler daha önceden niye alınmıyor, işte bunu anlamak mümkün değil. 3 aylık yaz tatilinde yan gelip yatanlar, herkesin gördüğü eksikleri görmüyorlar mı, yoksa görüp de umursamıyorlar mı..?

 

FOTO GÜNDEM…

Kuzey Kıbrıs Turkcell çalışanları, Girne Rehabilitasyon Merkezi’ndeki vatandaşlarla birlikte zaman geçirme fırsatı da buldu, onlarla sohbet etti, hepsinin birbirinden farklı yeteneklerini izledi