Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Milli başarısızlık! Bakanlığı

Gerçekten “Milli” eğitim dökülüyor. Milli Eğitim Bakanı da genel ortaöğretimdeki başarısızlıktan bakanlığın da sorumluluğu olduğunu belirtti; bu da ilginç bir durum. O zaman derhal istifa etmesi yerinde, olgun ve dürüst bir davranış olur. Tam 1862 öğrenci, 2014-2015 öğretim yılında başarısız oldu. Sayın Bakan, yıl sonu sınavlarının tüm programı içermesi ve bütünleme sınavlarının, çok kısa bir süre sonra yapılmış olmasının başarısızlıkta etkili olduğunu belirtti.
İşin aslı daha derinlerde aslında. Öğretmenlerin tükenmişliği bunda etkili. KKTC üniversitelerinden mezun öğretmenlerin, lisans döneminde aldıkları eğitimin kalitesi de etkili. YÖDAK başarısızlıkta diğer etkili bir kurum. Üniversitelerde bölümlerin açılmasına izin veriyor ama sonra programları denetlemiyor. KKTC eğitim sisteminin başına tam dert olmuş bir kurum YÖDAK. Ahbap-çavuş ilişkisine alet oluyor. Üniversitelerde ders veren akademisyenlerin ilgili alandan gelip gelmediği, öğrencilere neler katabileceği sorgulanmıyor.
YÖK TC’de bunu en ince detayına kadar sorgularken, KKTC’de YÖDAK asla sorgulamıyor. Nedeni merak konusu. Hemen herkes bizlere nedenini soruyor. YÖDAK KKTC eğitim sisteminin başarısızlığında bir numaralı suçlu; başarısızlığın mimarlarından. İşin ilginç yanı yapılan yanlışların düzeltilmesi de o kadar kolay değil.
2011 sonrası öğretmenlik mesleğine giren öğretmenlerin tükenmişliği de başarısızlığa katkı koymakta. 2011 sonrası öğretmenler. “Biz de diğer öğretmenlerle aynı işi yapıyoruz ama onlar bizden iki, üç kat maaş alıyordular. Haliyle bu da bizim performansımızda etkili bir unsurdur” diyorlar.
Öğrencilerin % 10’u başarısız olarak aktarılmakta ama durum daha da vahim. Çünkü KKTC vatandaşı öğrencilerin büyük çoğunluğu “denetlenemeyen” özel ortaöğretim kurumlarında. Özel okullarda başarısız olan ve sınıf tekrarı yapan ya da okul değiştiren öğrenciler de hesaba katılınca başarısızlık yüzde otuzları bulmaktadır. Özel okullara her açıdan denetimsiz. Yıl sonu başarısız olan, İngilizce bilmeyen öğrencilere İngilizce başarı ödülü, matematikte toplama, çarpma bilmeyenlere matematikte en iyi ilerleme gösteren öğrenci ödülleri veriliyor. Gerçek başarı gösteren öğrencilere ise hiç bir ödül verilmiyor. Başarısızlık ödüllendirilip, başarı cezalandırılmakta. Nedeni ise şu; başarısız çocukların aileleri zengin. Diğer zengin aileleri de tavlamak için yöntemler mi geliştirilmekte?
Bakanlık başarıyı ödüllendirmeyip, başarısızlığı ödüllendiren özel okullara ‘ne yapıyorsunuz?’ diye neden sormuyor. Sayın bakan denetmen yetersizliğinden bahsetmiş. Denetmen yoksa istifa var; onurlu bir duruş olur.
Eğitim sistemini denetlemek gerçekten sadece ailelere kalıyor. Özel okullara ailelerin vergileri ile oluşan havuzdan, Kalkınma Bankası aracılığı ile okul yapılması için kredi verilmekte. Yani bizlerin paraları. Yoksa özel okul açmak imkansız. Örneğin on, on beş yıl önce bir tanesine 3 milyon TL verilmişti.  O zaman aileler kendi vergileri ile kurulan okullarda verilen eğitimi denetlemeli. Bakanlık yetersizmiş çünkü denetmen sayısı azmış.
Sınavlar yani ölçme değerlendirme sistemi de bakanlık tarafından ele alınmalı artık. Başarısızlıkta eskimiş ölçme-değerlendirme sistemi de etkili. Öğretmenler sınavları belki kendileri hazırlamaya devam ederler ama sınavların okunması için başka kurumlar oluşturulabilir. Bu objektiflik için gerekli. Öğretmenler zan altına kalmaktan kurtulur. Öğrenciler de gerçek başarılarını görmüş olurlar.
Bütünlemeye kalmış öğrencilerle başarısızlığı anlatmak da doğru değil. En doğru kriter LYS’deki başarısızlıktır. Bütünlemeye kalmayan ama LYS’de doğru dürüst 4 yıllık bir bölüm kazanamayan öğrencilerin varlığı ilginç. Ortaöğretimdeki notların objektifliği, yerindeliği bu nedenle kuşkulu.
Başarısızlıkta Bakanlık ve YÖDAK birinci derecede suçlu. Eğitim sistemini buralarda kurgulamayıp, temel öğretim programını da buranın kurumlarının yetkisine vermemenin sonucunun başarısızlık olacağını aslında herkes biliyordu.