Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İlköğretim, kişilik ve ter kokusu!

Diğer ülkeler, başka insanlar bireyde karşılaştırma yapmaya neden olur. Tatillerde gidilen diğer ülkeler ister istemez sizde kıyas başlatmakta. İsviçreli, Norveçli, Yunanlı, Türk, Kıbrıslı Türk, İngiliz, Amerikalı olmak ve diğer insanlardan farklı olmak… Psikolojik ve sosyal olarak görülebilen bu farklılıkların temeli nedir? Neden insanlar farklı algılanmaktadır?

Bu sorunun yanıtı “kişilik”tedir. Kişilik, bireyi diğer bireylerden ayıran, tutarlı olarak sergilenen, bireye özgü özeliklerin tümüdür. Kişilik bireyin kendisini nasıl algıladığı ve diğer insanların kendisini nasıl algıladığı ile ilgili bilgilerinin tümüdür. Sonuçta toplumsal kişiliklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır kişilik. Genellikle psiko-sosyal olarak kişiliğin oluşumunu açıklayan kuramlar ikiye ayrılabilir. Birincisinde kişiliğin insanın doğumundan itibaren ilk 6 yılda oluştuğu kanısı mevcut. Yapısal kişilik kuramı ile psikoseksüel kuram (Freud) bunlardan bazılarıdır. Bu kurama göre kişilik ilk 6 yılda oluşur daha sonra kişilikte büyük değişiklikler olmaz.
İkincisinde ise kişilik sürekli oluşum halindedir. Belirli bir yaşta kişiliğin oluşumu bitmez, sürekli değişim göstermektedir. Yaşam boyu değişiklik devam eder. Psiko-sosyal gelişim kuramı (Eric Erickson) bunlardan bir tanesidir.
Kişilik, belli bir yaşta gelişimini tamamlasa da veya sürekli gelişim sürecinde olsa da yaşamın ilk yılları, onun üzerinde çok etkilidir. Çocukluk ve ergenlik, kişilik üzerinde en etkili dönemlerdir. Çevreden gelecek olan uyarıcılar, çocuğu ya kişilik açısından olumlu yapacak ya da bocalamalar içine sokacaktır.
Bu bağlamda ilkokul ya da ilköğretim (ilk ve ortaokul) kişilik belirlenmesinde, formal eğitim olarak en etkili çevreyi oluşturmaktadır. Pek çok ülkede ilköğretim zorunludur, yani yasalarla korunmaktadır. Bunun anlamı ilköğretime devam etmek mecburidir. Devam edilmiyorsa aile suç işlemiş olur. Karşılığında ise toplumdan topluma değişen “ceza”lar ödenmektedir.
Toplumlar ilköğretimi “olumlu kişilik” kazandırmak için çok iyi kurgulamalıdır. İlköğretim zorunlu olduğu için, “kişilik” oluşumunda da bu dönemler etkili olduğundan bireylerin çağdaş, olumlu kişilik özelikleri kazanmaları için, araç olarak kullanılmalıdır.
KKTC eğitim sisteminde ilköğretimin amaç ve görevlerinden bir tanesi: Çocukların estetik duygularını geliştirmek, onlara, doğruyu, güzeli ve iyiyi görebilme yeteneğini kazandırmak ve onlarda, birlikte hareket etme, işbirliği, yardımlaşma, arkadaşlık, insan sevgisi gibi üstün duyguları yaratmak.
Diğer ülkelerdeki bireylerin kişilik özelikleriyle kıyaslandığında ilköğretim ne yazık ki yukarıdaki amaç ve görevleri, artık yeteri kadar kazandıramamaktadır. İyi vatandaş olmak bunun sonucudur. Ancak öğretmenlerimizden gelen iletiler bu konuda sıkıntı olduğu yönündedir. Lise döneminde bile öğrencilerin temizliklerine önem vermedikleri bu nedenle öğretmenler sınıfta problem yaşadıklarını belirtmektedirler.
Kişisel temizlik, kişiliğin en önemli niteliğidir. İsviçre Cenevre havalimanında içinizi dolan parfüm ve güzel kokulardan sonra, Sabiha Gökçen Havaalanı’na inince tam ters kokulara maruz kalırsınız. Her tarafta pis kokular, hizmet eden insanların ter kokuları da buna eklenince, toplumsal kişiliği hemen fark ediyorsunuz.
KKTC de artık bundan nasibini alıyor. “Satılmış” Ercan Havalimanı’ndaki tuvaletler ve çevre de pis kokulara teslim. Biraz dışarı çıkınca sosyal yaşam da ne yazık ki artık güzel kokulara hasret. Lokantalar, cafeler, insanların çalıştıkları alanlarda kendi kişisel temizliğine önem vermeyen insanlarla dolu. Anlayacağınız “kişiliğin” en önemli göstergesi olan temizlikte ilköğretim başarısız. Öğrencilere amaç ve görevi olan doğruyu, güzeli ve estetiği bile kazandıramıyoruz. Yabancıların ilk dikkatini çeken olgu da bu. Toplumsal kişilik bu olmamalı; öğrenciler ve insanımız ter kokmamalı. Eğitim sistemi önce buradan başlamalı, kişilikten.