Tablo budur.
Kıvrılıp bükülmeye de gerek yoktur.
DP’den istifa eden üç vekil ve daha önce istifa eden Zorlu Töre ile dört vekil, “UBP’ye dönersek milletvekili katkı payını UBP alır” dedi.
Grup adına bunun sözcülüğünü Ahmet Kaşif yaptı.
Bugüne kadar hiç kimse “milletvekili katkı payını gündeme” getirmemişti.
“Elinizi çabuk tutun” mesajı verildi.
“Aman ha bizi hemen alın” mesajı verildi.
“Siz almazsanız biz parti kurup bu parayı alacağız” mesajı verildi.
8 bin 450 TL vekil başı…
Her ay…
Bir vekilin yıllık katkısı 101 bin 400 TL…
2 vekilin yıllık katkısı 202 bin 800 TL…
3 vekilin yıllık katkısı 304 bin 200 TL…
4 vekilin katkısı 405 bin 600 TL…
Az para mı bu?
Kısacası, Ahmet Kaşif dedi ki, “UBP bizi alırsa bu parayı da alır…”
Ekonomik olarak batmış bir UBP için, yılda 405 bin 600 TL az mı?
Hep “milletvekili transferinden” bahsederiz ya…
Bu kez, milletvekilleri, “bonservis paramızı biz ödeyelim” dediler.
Vekiller UBP’ye “rüşvet” teklif ettiler.
Hele hele UBP Genel Yönetim Kurulu’nda yaşananların dışarıya taşırdıklarına bakınca…
İnsanın “kusmaması” elde değil.
Böyle böyle siyaseti kirlettiler.
Böyle böyle siyasete olan güveni ortadan kaldırdılar…
Böyle böyle insanların siyasete girmesine engel oldular.
Şimdi kendileri, “bataklığın” içinde öylece debeleniyor.
Bazen “transfer” olarak, bazen “bonservis paralarını kendileri” ödeyerek…
***
Yine mi “imzalı belge…”
Ahmet Kaşif…
Zorlu Töre…
Ergün Serdaroğlu…
Üçü de, “DP’den ayrılmayacaklarına, ayrılırlarsa 500 bin TL DP’ye ödeme yapacaklarına” dair belge imzalamışlardır.
Bu imzadan ziyade “söz” aslında…
Kime karşı?
DP tabanına karşı…
Ülkeye karşı…
“Biz burada siyaset yapacağız” dediler, söz verdiler…
Akıl işi mi vekile belge imzalatmak?
Değil elbette.
Ama “neden?” sorusuna yanıt verdiğiniz zaman, utançla yüzleşiyorsunuz aslında…
“Neden Serdar Denktaş bu isimlere borç senedi imzalattı?”
Hadi yanıt verelim…
• Güvenilir değiller de ondan…
• Makam kavgasını bırakmazlar da ondan…
• Kişisel çıkarlarına dokunursanız, kaçarlar da ondan…
• Halkın oyunu alıp, tüymeyi alışkanlık haline getirdiler de ondan…
• Seçmene saygıları yok da ondan…
İstediğinizi seçiniz.
Ya da, “Kaçmaktan başka çareleri yoktu” diyebilirsiniz.
Ama kimseyi inandıramazsınız.
Hüseyin Özgürgün’ün, GYK üyelerini ikna için, “Hiçbir şekilde makam, mevki talebi olmayacağına imza atmaya hazırdırlar” demesi ise…
Gerçekten komik.
Hatta “yeni bir utanç” noktası.
***
UBP- DP tabanı nasıl karşılar?
Geniş kitlelerin bu katılımı “ögghhhkkk” diyerek anımsayacağı kesin.
Böl, kaç, makam sahibi ol, makamı kaybet, geri gel.
Bu UBP tarihinde hep var.
Hele de “ÖRP” ucubesini kucaklaması UBP’nin…
Bu ne ki…
Ama UBP tabanı bunu nasıl karşılar?
DP tabanı nasıl karşılar?
UBP tabanı, kendisini iktidardan eden, muhalefete düşüren bu isimlere kucak açar mı?
Ya avukat Muhabbet Mevsimler’in iddiaları?
“Özgürgün talimat aldı” diyor…
Kimden?
Derviş Eroğlu’ndan…
DP tabanı, kendileri ile “kedinin fare ile oynadığı gibi oynayan” Eroğlu’na nasıl bakacak?
Buna rağmen halen daha “Eroğlu’na güçlü destek” verecek mi?
Tartışılır.
Ama bu tabanın kendisini sorgulaması gerekiyor…
Siyaseti bu şekilde yapmaya, bunu yapanlara prim tanımaya devam edecekler mi?
Yoksa, Nazım Çavuşoğlu’nun da dediği gibi, “Kendi temiz siyasetçilerini, her koşulda UBP’ye sahip çıkan siyasetçileri” sahiplenecekler mi?
































