Lefke’den kısa bir mail geldi dün.
“Merhaba Hüseyin Bey,
26 Kasım 2014 tarihli “Gerçekten çıkmaz sokak” isimli köşe yazınız için size yürekten teşekkür etmek istiyorum. Lütfen özelde Cengiz Topel Hastanesi’ni ve genelde Lefke’nin bitmez çilelerini dile getirmeye ,açık yüreklilikle, devam edin. Kaleminize sağlık…Lefke tükenmek üzere! Lefke can çekişiyoruz! Geriye topu topuna bir iki dayanak noktamız kaldı… Bunlardan bir tanesi Cengiz Topel Hastanesi bir diğeri ise Lefke Türk Spor Kulübü. Hastanenin durumu ortada akıl mantık almaz şekilde kapatılmak isteniyor. LTSK’nin üzerine ise federasyon durmadan geliyor. Sorunlarımızı daima dile getirmeniz temennisi ile çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.
Saygılarımla
Salih Kayımzade…”
Salih beye teşekkür ederim.
Kısa bir teşekkür yazısı oldu.
Ama bakınız, içinde neler gizli.
Sadece hastane olayı değil.
Açılmayan Aplıç Kapısı…
İlgi gösterilmeyen Lefke Maarif Koleji…
Kaldırılmak istenen Cengiz Topel Hastanesi…
Ve Lefke Türk Spor Kulübü.
Lefkeli, her alanda mağdur edildiğini düşünüyor.
Bu psikoloji iyi değil.
Lefkeli bu noktaya gelmişse, yönetenlerin bunu iyi düşünmesi gerekiyor.
Lefkeliye göre, “Lefke tükeniyor…”
Salih bey de bunu söylüyor.
O zaman, Lefkeli’nin bu psikolojiden kurtulması için atılması gereken adımlar vardır.
Lefke’nin bütününe maalesef “CMC” muamelesi yapılıyor.
“Kirlidir, uzak dur…”
Oysa bir bakın…
Tam bir Kıbrıs kasabası.
Turizmin her türlüsüne müsait.
Sadece bir yat limanı ve denizi gören düşük yıldızlı eko turizm yapıları…
Düzgün bir çevre temizliği…
Var olan hastanenin iyileştirilmesi…
Nüfus artıyor
Lefke nüfusu 11 bine dayandı.
Güzelyurt Nüfusu ise, 20 binden, hızla aşağıya doğru gerilemekte.
Göç Güzelyurt’tan Lefkoşa’ya.
Bu göçü durdurmak için hükümetin bulduğu formül, “20 milyon TL ver hastane yap” ise, burada bir yanlış hesap vardır.
Güzelyurtluyu Güzelyurt’ta tutmanın formülü “hastane” ise, vay bölgenin haline.
Yıllar önce Hakan Kuntay gündeme getirmişti.
Son olarak da Mahmut Özçınar…
Güzelyurt’un deniz ile buluşması…
Yeni yaşam alanı açılması…
O bölgeye yapılaşmanın kontrollü bir şekilde teşviklendirilmesi ve Güzelyurtlulara öncelik verilmesi.
Güzelyurtlu tam suskun
Oysa Güzelyurt’ta tam bir “suskunluk hali” var.
Lefke’de, “Hastanemizi kaptırmayız” kavgası var.
Ama Güzelyurt’ta “bize hastane yapın” kavgası var mı?
Milletvekilleri hariç, onlar da gizli gizli…
Oysa Güzelyurtlu, Lefkeli kadar mücadeleci ve yaşadığı yere sahip çıkar bir pozisyonda olsa, bugün farklı şeyler tartışırdık.
Güzelyurt hızla göç verirken, Lefkeliler ısrarla topraklarına, her zerresi ile sahip çıkma derdinde.
Güzelyurt’ta bir “esnaf” derneği var, onda da Ulus Ese’nin “mahvolduk” da, “mahvolduk” naralarından başka bir ses vermiyor.
Güzelyurtlu Güzelyurt’a sahip çıkmazken, Lefkeli Lefke’ye sahip çıkıyor…
***
Tümü de… Elbette TDP’de
Bu arada…
Geçtiğimiz gün Lefke ziyaretimizin ardından kısa bir yazı kaleme almıştım.
Orada, herkesin Lefke için gönül birliği içinde olduğunu vurgulamak için, cümle kurdum.
O cümlede TDP ibaresi yer almadı.
Elbette benim hatam.
Lefke’deki TDP’liler hassasiyet gösterdi.
Özür diledim.
Bölgedeki “her şeyimiz” Gürsel Karagözlü, bu konuda TDP özelinde bir haber hazırlıyor.
Ancak, maalesef sosyal medya üzerinden şahsıma yönelik bazı karalama girişimi, beni fazlasıyla üzdü.
En az TDP ismini atlamam kadar.
TDP Başkanı Cemal Özyiğit’in de buna destek vermesi beni daha da üzdü.
Oysa, sabah sabah Lefke’ye gittik.
Adım adım gezdik.
Tüm paydaşlarla görüştük.
Elbette “afferim” beklentim yok.
Ancak, gazete olarak Lefke’nin hassasiyetini iyi anlattığımızı düşünüyorum.
TDP konusunda, sanırım meramımı ilgililere anlattım.
Bundan sonra atılan adımlar ise “karalamadan” başka bir şey değildir ki, buna da verecek cevabım yoktur.
Bunca yıldan sonra birilerini ikna etmek için kendimi anlatmama gerek yok.
Sadece saygı duyacağım…
































