Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hani DAÜ Yasası?

CTP-DP hükümeti, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde, ciddi fırtınaların yaşanmasına neden oldu.

Şimdi herkes sus pus.
Rektör gitti, kavga bitti.
Hükümetin başı, Başbakan Özkan Yorgancıoğlu ne dedi?
“Demokratik bir DAÜ Yasası çıkarılacak. Ardından da seçime gidilecek…”
Aylar önce söyledi.

Aylardır da tekrar ediyor.
Ama yasayla ilgili tek bir adım yok.
“Vekaleten” Polis Müdürlüğü’nün ardından…
Başbakan hükümet, “vekaleten DAÜ” dönemi devam ediyor.
Kısa sürede yaklaşık 100 öğrenci DAÜ’de kaydını sildi.
Belirsizlik ve görev değişimleri nedeniyle, sıkıntılar var.
Öğrenci yerleştirmeden tutun da, öğrencilerin hizmet aldığı DAÜ Kütüphanesi gibi noktaların kullanılamamasından ciddi şikayetler var.
Ama DAÜ artık birinin umurunda mı?
Değil.
Siyasetçinin “iki dudağı arasında iş yapacak” yapı hazır mı?
Hazır…
O zaman…

DAÜ Yasası’na da gerek yok.
Üstelik bekleyen ve hükümetler eskiten o yasa…
CTP’li bir Başbakan’ın döneminde hazırlanıp, tozlu raflarda bekletildi.
Şimdi, başka bir Başbakan var ve o da CTP’li.
Demokratik yasa bekliyor.
DAÜ’deki tüm kesimler de bunu bekliyor.
Hükümetin elini kolunu bağlayan ne kaldı?
Niyet ciddi, yönetenler samimi ise…
Başta DAÜ çalışanları, DAÜ çalışanlarının örgütlü bulunduğu sendikalar ve Mağusalı olan herkesin bu yasa için kavga vermeye başlaması lazım.
Arzu edilen “statüko” değil, demokratik bir DAÜ ise tabii…

//////////////////

Adalıer: Beni siyasetle karıştırmayın

Yrd. Doç. Dr. Gökhan Adalıer ile önceki gün, yaklaşık 1.5 saat görüştük.
DAÜ’de ciddi haksızlıklara uğradığını belirtti.
Maddi manevi ciddi kayıplar yaşadığını anlattı.
Gökhan hoca, “okulda rektörlük binasında çalışan bir hizmetlinin çocuğuna geçer not vermediği” için başlayan bir tartışmanın kurbanı olduğunu söyledi.
Zira…
Dört kez üst üste bu dersi alan genç, başarısız olmayı sürdürdü.
“Abdullah Öztoprak ile hiç görüşmedim. Hiç tartışmadım ama adım, bitmeyen bir kavganın ortasına oturtuldu” diye devam etti hoca.
Ve devamla şunları söyledi:
“Ciddi bir haksızlığa uğradım.

Üstelik mahkeme tarafından da haklı bulundum. Bu da çare olmadı. Uzun yıllar eğitim aldığım ABD’ye döndüm. Ancak yurdumdan kovulur gibi atılmak ağrıma gitti.
Geri geldim. Bu sürede çok ciddi maddi kayıplarım oldu.
Mahkemeyi kazandım ama şimdi istinafı bekliyorum. 3 yılda kazandığım bir dava için, dört yıl da istinafı mı bekleyeceğim?
Haksızlığa uğradığımı düşündüğüm için, çare bulmasını istediğim herkesle görüştüm.
UBP’den de…
CTP’den de…
DP’den de…
Beni bir tek dinleyen ve anlayan DP Genel Başkanı Serdar Denktaş oldu.
Herkes haklılığımı kabul etti.
Ancak, haklılığımı kabul edip de bu yönde adım atmak isteyen, haksızlığı ortadan kaldırmak isteyen de Serdar Denktaş oldu.
Bu mu beni DP’li yapıyor?
DP’li değilim.
Hiçbir partiye yakın değilim.
Ben akademisyenim ve ve DAÜ’de bitmeyen bir kavganın orta yerinde adımın olmasından büyük üzüntü duymaktayım.
Rektör değişti. Ben yine işe alınmadım.
Mağduriyetim devam ediyor. Benim Abdullah Öztoprak ile bir kavgam yok. Ancak, sadece bana değil, bu kararlar nedeniyle DAÜ birçok isme ciddi tazminatlar ödemekle karşı karşıya…
Dediğim gibi, beni siyasetle anmasın kimse. Ben akademisyenim ve tek isteğim DAÜ’de, görevimin başına dönmek.”

***

Güzel haber
Çevre Bakanı Hakan Dinçyürek açıkladı…
Bundan böyle, santrallerde, yakıt kalitesi artacak.
Yakıta ödenen para da artacak…
Haliyle üretim maliyetleri de artacak.
Belki, buna bağlı olarak faturamıza yansıyan fiyatlar da artacak…
Ancak, zehir saçan santrallerin yaşamımızdaki olumsuz etkileri bir nebze olsa da azalacak.
Sorunu kökten çözecek mi?
Hayır…
Ama güzel bir haber…
Gerçekten güzel…
Takipçisi olacağız…