Sayın Derviş Eroğlu’nun, Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik propaganda çalışmalarını başlatmak için, Karpaz bölgesini ve özellikle Yenierenköy’ü seçmesi bir talihsizliktir.
Yenierenköy’de halka yönelik sözümona BİLGİLENDİRME TOPLANTISINDA, Kumyalı’dan itibaren, Karpaz’ın tümünün, Türk köyleri olan Avtepe, Kuruova ve Kaleburnu’nun da Rumlar tarafından istendiği, talihsizlikten öte, üzerinde iyice düşünülecek bir açıklamadır.
Sayın Derviş Eroğlu, yaptığı doğru olmayan bu açıklamasıyla, hem Kıbrıs Türk tarafını, hem de Türkiye dış politikasını zora sokacak yeni bir süreci tetiklemiştir.
Bazı gazeteci arkadaşların, HAYALİ bir harita yaratarak, Rumların istediği bölgeyi ta Mağusa Boğazı’na kadar uzatması ise, sansasyonel ve fırsatçı bir yaklaşım değilse, açıkça, halkı kışkırtacak, çok büyük BİR PROVAKASYON olarak tarihe geçecektir.
Görüşme heyetinde yer alan Türk ve Rum bilgi kaynaklarımız, Kıbrıs Türk tarafına, GÖRÜŞMELERDE herhangi bir harita sunulmadığı konusunda ısrarlıdırlar.
Mülkiyet ve Toprak konularının nasıl ele alınacağı konusunda ana prensipler tartışılmış, ancak harita konusu daha sonraya bırakılmıştır.
Kıbrıs Türklerinin büyük bir çoğunluğu, ANNAN PLANI’na EVET derken, Derviş Eroğlu ve Ekibinin, tüm güçleriyle HAYIR kanadında yer aldığı yeniden hatırlanmalıdır. Derviş Eroğlu’nun dünyaya bakış açısına saygılı olmak başka, söylediklerine karşı çıkmamak ise başka bir tutumdur.
Kıbrıs’ta çözüm olacaksa, Rumlara toprak iadesinin mutlaka yapılacağı gerçeğine HERKES ALIŞMALIDIR.
Kişilerin bireysel çıkarları, dünya devletlerinin ve Türkiye’nin uzun vadeli çıkarlarının yanında, hiçbir etkili güce sahip değildir.
KARPAZ bölgesi, Maraş ve Güzelyurt, ÇÖZÜMLE OLUŞACAK HARİTA’da, Rumlara kesinlikle verilecektir.
Bu konuyu ısrarla masaya getirip, Kıbrıs Türklerini galeyana getirmeye çalışmak, Don Kişot’vari bir davranıştır.
Ağustos 1975’te, DENKTAŞ ve KLERİDİS, 3. Viyana Antlaşması’nı imzalarken, KARPAZ’daki Kıbrıs Rumlarının KANTONU için HUKUKSAL temeli de atmışlardı.
Kaldı ki, Karpaz bölgesindeki Rumlar, Türklerle büyük çatışmalara GİRMEYEN Rumlardır. Onların Savaştan sonra, ZOR YOLUYLA göçe zorlanmaları birçok BM BELGESİNDE yer almıştır.
Kıbrıs Türk Yöneticilerinin ilkesiz politikaları, her 8 Ağustos’ta ortaya çıkmaktadır. Eski Erenköy bölgesi ve DİLLİRGA her 8 Ağustos’ta Kıbrıs Türklerinin ÇANAKKALE’si olarak sunulmakta, yılın diğer günlerinde ise, ERENKÖYLÜLERE, Karpaz Karpaz diye şarkılar söylenmektedir.
Bu tavır, Kıbrıs sorununu bir yağma sorununa indirmekten başka birşey değildir.
Gerçekte Kıbrıs Türkleri, Rum mallarını yağmalamayı değil, Kıbrıs’ın yönetiminde RUMLARLA EŞİT HAKLARI talep etmektedirler. Bu EŞİT HAK elde edildiği zaman, Kıbrıs Türkleri, hem doğal kaynaklar üzerindeki haklarını, hem de yönetimdeki haklarını, SİYASİ EŞİTLİKLERİNİ kazanacaklardır.
Kıbrıs Türkleri’nin niye ALTERNATİF gerçek HARİTA çalışmaları ortaya konmamaktadır.
Annan Planı’nın değişik HARİTA versiyonlarında KARPAZ BÖLGESİNDEKİ 4 KÖY Kıbrıs Rumlarının idaresine bırakılırken, niye Kıbrıs Türk tarafı, yeni oluşacak HARİTADA, Lefke-Yeşilırmak bölgesini, Yağmuralan köyünü de içine alacak şekilde daha da genişleterek, Mansur, Bozdağ, Selçuklu, Alevkaya ve Erenköyü de içine alacak şekilde TÜM DİLLİRGA’yı Türk Bölgesi yapacak ALTERNATİF bir HARİTA sunmamaktadırlar.
Dillirga, sizlerin her 8 Ağustos’ta söylediğiniz gibi, Kıbrıs Türklerinin ÇANAKKALE’Sİ ise, SAHİP ÇIKINIZ.
Kıbrıs Türklerinin Çanakkale’sine sahip çıkmaya çalışmayınız. Karpaz’daki Rum mallarını yağmalamayı esas alan bir politika izleyiniz. Sonra da halk içinde MİLLİYETÇİ pozlarında geziniz… Ne büyük bir ÇELİŞKİ.
Olmayan haritaları yayınlamayı teşvik etmek yerine, Kıbrıs Türklerini tüm ADA üzerinde eşit haklara sahip bir halk olarak DÜNYA İLE BÜTÜNLEŞTİRECEK bir siyasi çizgiyi izleyecek bir önderliğe, bugün, her günden daha fazla ihtiyacımız olduğu, HARİTA provokasyonu ile iyice ortaya çıkmıştır.
































