Kimsenin bu devlete, yasasına, tüzüğüne saygısı yok.
Devletin kaldırımını işgal edip, devlete ana avrat küfredenler var ya…
Hani devlete vergi ödemeyip, devlete sövenler var ya…
Hani kaçak çalışıp, “Zaten KKTC mi var” diyenler var ya…
Siyasi partilerin tamamının bundan farkı yok.
Siyasi partiler de KKTC’ye, yasalarına, tüzüklerine inanmıyor ki, vatandaşı inansın.
“Devleti yönetmek için” talip olacaksın ama devletin kurallarına uymayacaksın…
Öğrendik ki, siyasi partilerin hiçbiri, yasa gereği sunmaları gereken mali hesaplarını devlete sunmuyor.
Partiler neyi, nasıl kazanıyor belli değil.
Partiler kesin hesap sunmuyor.

Siyasi Partiler Yasası belli…
Siyasi Partiler Yasası’na göre, Yüksek Mahkeme, siyasi partilerin mali hesaplarını denetlemekle görevli.
Ne diyor ilgili 51’inci madde:
“Partilerin genel merkezleri, genel kongrelerine sundukları kesin hesap örneğini, genel kongrenin bu konuda aldığı kararın bir örneği ile birlikte ve genel kongrelerinin bitiminden itibaren en geç iki ay içinde, Anayasa Mahkemesi olarak Yüksek Mahkeme Başkanlığı’na vermek zorundadırlar.”
Bakın ilgili yasa maddesinde başka ne var:
“Anayasa Mahkemesi olarak Yüksek Mahkeme, incelemeleri ve araştırmaları sonucunda, o partinin gelir ve giderlerinin doğruluğu ve yasaya uygunluğu hakkında ve yasaya uygun olmayan gelirler ile giderler dolayısıyla de bunların hazineye gelir kaydedilmesine karar verir.”
Neymiş?
Siyasi partiler, şeffaf ve hesap verebilir değilse, tüm malları, gelirleri hazinenin olabilir…
Bizde öyle bir şey var mı?
Yok…
Yok çünkü, denetlemekle yükümlü olanlar da yasa maddelerine saygılı değil.
Mesela Başsavcılık…
Siyasi partilerle ilgili Anayasa’da yer alan bir madde var ki, Başsavcılık, siyasi partilerin kendileri çok hassas olmalı.
Başkanlar, partilerin yetkilisi olarak, “hapis” yatabilir.
Sırf şeffaf be denetlenebilir olmadıkları için…
Anayasa’nın 71’inci maddesi bakın Başsavcılığa nasıl bir yetki veriyor:
(4) Siyasal partilerin mali denetimi, Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemece yapılır.
(5) Cumhuriyet Başsavcısı, kurulan partilerin tüzük ve programlarının ve kurucularının hukuksal durumlarının Anayasa ve yasa kurallarına uygunluğunu, kurulmalarını takiben denetler ve faaliyetlerini izler.
(6) Siyasal partiler, yabancı devletlerden nakdi yardım alamaz, bunların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı ve ülke bütünlüğü aleyhine kararlarına katılamaz.
(7) Bu maddedeki kurallara aykırı hareket eden siyasal partiler, Cumhuriyet Başsavcısı’nın açacağı dava üzerine, Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemece temelli kapatılabilir.
Hapis cezası var
Başsavcılığın denetim yetkisi var.
Yüksek Mahkeme partileri mali olarak denetler…
Denetleyemezse, Cumhuriyet Başsavcılığı’na düşüyor görev…
Başsavcılık olası bir hukuksuzluk gördüğünde ne yapabilir.
Bakınız ilgili maddeleri bir daha inceleyelim:
“10/75 KKTC Siyasal Partiler Yasası’nın 51. maddesine göre:
Partilerin genel merkezleri, genel kongrelerine sundukları kesin hesap örneğini, genel kongrenin bu konuda aldığı kararın bir örneği ile birlikte ve genel kongrelerinin bitiminden itibaren en geç iki ay içinde, Anayasa Mahkemesi olarak Yüksek Mahkeme Başkanlığı’na vermek zorundadırlar.
52. Maddeye göre:
Anayasa Mahkemesi kesin hesapların alınmasından itibaren bir yıl içinde bu hesapları denetler ve bunu yapabilmek için de ilave bilgi ve belgeleri isteyebilir, evrak üzerinde inceleme yapabilir, Başsavcılık vasıtasıyla inceleme ve araştırma yapabilir, bilirkişi görevlendirebilir.
Siyasi Partiler Yasası’nın 68. maddesine göre:
Yasanın 51’inci maddesi kurallarına kasten aykırı hareket eden bir parti sorumlusu, beş bin Türk Lirası (veya karşılığı)’na kadar para veya bir yılı aşmayan hapislik cezasına veya her ikisine çarptırılabilir.”
68’inci maddeye dikkat
Eğer bir siyasi parti, hesapları ile ilgili denetimi engelliyorsa, parti sorumlusu hapis cezası ile karşı karşıya.
Peki bizim ülkemizde durum ne?
Bunu, Havadis Gazetesi’nin UBP ile ilgili belgeleri yayımlamamızın ardından suç duyurusunda bulunan Toparlanıyoruz Hareketi’ne, Yüksek Mahkeme tarafından yazılan yazı ile anlıyoruz…
Yüksek Mahkeme denetlemek istiyor…
Siyasi partiler, sunmaları gereken evrakları zamanında sunmuyor…
Yüksek Mahkeme dava açması için Başsavcılığa yazı yazıyor…
Başsavcılık adım atmıyor…
Öyle diyor Başmukayyit.
Belge bugün manşette…
Havadis Gazetesi, Başmukayyidin yazısını sundu sizlere…
Yazının son iki paragrafına dikkat.
“İşlem başlatılması için Başsavcılığa başvuruda bulunulmuştur…”
Başsavcılık ne yapmıştır…
Bugün onu da öğreniriz.
Maalesef tablomuz bu
Devleti yönetenler…
Devletin hiçbir Anayasa maddesi yada kanununa uygun davranmıyor.
İşte Yüksek Mahkeme belgesi…
UBP de…
CTP de…
DP de…
TDP de…
İbretlik bir durumdayız.
Sonra vatandaşın vergi ödemesi isteniyor mesela, mali olarak hesap veremeyen siyasi partiler.
Önce siyasi partiler daha şeffaf ve hesap verebilir olacak.
Bu belge, umarım dönüm noktası olur.
Şeffaf bir devlet yapımız yok değil mi?
Nasıl olsun…
Devleti yönetenler kendileri hesap verebilmekten aciz…
***
Mehmet Savaş Horoz, Serdarlı’ya hazır
Ülkemizin tanınmış eğitimcilerinden biri.
Yıllarca önce öğretmen sonra da müfettiş olarak yüzlerce öğretmen, binlerce öğrenci ile iç içe çalıştı.
































