Dış Basın Birliği Başkanı Arslan Mengüç…
Dış Basın Birliği, dün bir açıklama yaptı ve Havadis Gazetesi tarafından yayımlanan BM belgesini, “manipülasyon” olarak niteledi.
Havadis de bunu yayınlayarak,”etik dışı” davranmış…
Neden?
“Mayıs 2013 tarihli bir belgeymiş” de ondan…
Bir de Güney Kıbrıs’ta Fileleftheros Gazetesi, “parça parça” bunu yayınlamış…
Peki ne var bunda…
Herkes “İngilizce” bilmek zorunda mı?
Havadis Gazetesi, belgeye ulaştı…
Müzakere tekniğini ve sürecini bilen bir ekip tarafından Türkçe’ye çevrilmesini sağladı.
Dün de “herkesin okuduğunu anlayacağı” şekilde, Kıbrıs Türk halkının bilgisine sundu.
Binlerce gazete, öğle olmadan tükendi.
Gazete biten bayilere, diğer bayilerden sevkiyat yapmak zorunda kaldık.
Gazete için ayrılan gazeteleri de, “standa gazete bulamayan” vatandaşlar bizzat gazetemiz binasına gelerek tüketti.
Herkesin gündemi oldu.
TV’ler gün boyunca bu belgeye ilişkin programlar yaptılar.
“Herkesin haberi vardı da” neden bu kadar ilgi gördü.
Kendini “Kıbrıs Türkü’nden her koşulda üstün gören” bir grup tarafından İngilizcesi okunarak bilgi edinilen bu belgeyi “toplumun geneline” yaydı Havadis…
En temel gazetecilik görevimiz değil mi bu?
Takdir beklemiyoruz…
Ama, görevi “Türkiye ve dünya medyasına haber geçmek” olan Dış Basın Birliği, Havadis’i “manipülasyon” yapmakla suçlayamaz…
Haddi de değil…
Görevi de değil…
Ha…
Haberin yarattığı etki karşısında ezilen, mesleki kıskançlık ile bunu kaleme alanları da biliyoruz…
Ama “Dış Basın Birliği” maskesi altına saklanmalarına gerek yok.
“Kıbrıs Türk medyası” içinde yer alan ama “Dış Basın Birliği” maskesini de takanlar, çok yanlış yaptılar.
Mesleki olarak atacağımız adımları Dış Basın Birliği’ne danışacak değiliz.
Neyin “etik” neyin “etik olmadığını” da, gazetecilik misyonu dışında, “belirli çevrelere yaranma” güdüsü ile hareket edenlerden öğrenecek değiliz.
KKTC’deki görevi, “sadece gazetecilik” olanları tenzih ederim.
Mengüç: Maksadını aşmış
Dış Basın Birliği Başkanı Arslan Mengüç’ü aradım…
Ne yayımladığımız belgeyi okumuş…
Ne de Dış Basın Birliği bildirisini…
Sadece, “Bazı isimler tarafından bilgilendirildiğini” söyledi.
Elbette isim vermedi.
“Maksadını aşan ifadeler kullanılmış belli ki” dedi…
Bu belge yayımlanırken, okura nerede yalan söyledik?
Mengüç’e de söyledim:
– Yeni belge mi dedik? Tarihini verdik…
– “İlk kez” dedik… Ne Rum basını Rumcaya çevirerek verdi belgeyi, ne de Türk basınından bir Allah’ın kulu Türkçe’ye çevirmeyi düşündü…
– Halkın “bilgi alma özgürlüğünü” öne koyduk, günlerde bir ekip Türkçeye çevirmek için uğraştı… Sayfa düzeni tarafımızdan yapıldı ve halkımıza sunuldu…
Arslan Bey de hak verdi ve “Dış Basın Birliği’nin açıklamasının bir bölümünde maksadın aşılmış olabileceğini” söyledi.
“Siz okudunuz mu Dış Basın Birliği Bildirisini?” sorusuna da, “Arkadaşlar bana bildiri ile ilgili telefoniyen bilgi verdi” dedi…
Bu benim için yeterli.
Arslan beye teşekkür ettim ve kapattım.
Başkanın haberi yok.
Yayımladığımız belge tamamen ve bilinçli yanlış ifadelerle saptırıldı.
Tekrar ediyorum…
Kıbrıs Türk basınında hiç yayımlanmamış, tam metin bir BM müzakere belgesini, İngilizce’den Türkçe’ye çevirerek yayımladık.
Halkın bunu bilme hakkı olduğunu düşündük…
Dış Basın Birliği tarihinde ilk kez, Kıbrıs Türk basınında bir gazeteyi “kınadı”…
Başkanın da bundan “kapsamlı” haberi yok…
Peki, Dış Basın Birliği arkasına saklanan tipler…
“Siz kimsiniz?”
































