Kamu düzeninin en büyük sorunlarından bir tanesi de, artık bürokrat yetişmemesidir.
Nasıl yetişsin ki?
Kamuda “üst makam” gelme kriteri değişti.
Artık liyakatin önemi yok.
Bilgi ve beceri de katkı sağlamıyor.
Kıdemin de önemi yok…
Sınav yapanı gördünüz mü?
İşin uzmanı olmanıza da gerek kalmadı…
Eğitimin de önemi kalmadı. Hizmet içi eğitimin de değeri bir şey ifade etmiyor…
Peki ne var?
Aday adayı olmak kriter…
Aday olup seçim kaybetmek kriter…
İktidara gelen partinin örgütüne yakın olmanız kriter…
Bu birbirinden değerli kriterler varken?
Kim neden kendini “devlet hizmetleri için” geliştirsin ki?
Denilenin aksine…
UBP de…
CTP de…
DP de…
Yıllardır “3’lü kararname sisteminin kapsamının daraltılmasından” söz ediyor.
Yetmedi…
Seçim programlarında da bunu halkla paylaşıyor.
Ama durum nedir?
Her gelen büyük bir hırsla atamalara yönleniyor.
En tipik örneği…
CTP’nin bir önceki dönem atadığı beş kaymakam var…
Beşi de şimdi “müşavir” pozisyonunda…
Ama hiçbiri henüz atanmadı.
Atanmayacak gibi de duruyor.
Bu küçücük bir örnek…
Denilenin aksine, yeni müşavir yaratma girişimi var.
İlk başta CTP, “atamalar müşavirler arasından yapılacak” demişti.
Dediği ile kaldı.
Bir süre bekleyen atamalar, şimdi “parti içerisine bakılarak” devam ediyor.
DP de yakında kendi iç krizini çözer ve atamalara başlar.
Sırada onlarca DP’li var atama bekleyen…
Kamuda verimlilik can çekişiyor
Kamuda, üretim kalitesi ve hizmet kalitesi noktasında bir sıkıntı var.
Kamuda sistem, “yan gelip yatmayı” dayatır bir noktaya geldi.
Bir kere kamuya giren, bir daha çıkmayacağını biliyor.
Verimli olsa da, olmasa da, iş de maaş da garanti.
Kamu personeli arasında ceza yok…
Ceza olmadığı gibi ödül de yok.
Daire müdürü…
Bakanlık Müdürü…
Bakanlık Müsteşarı…
Tümü de dıştan atanabiliyor.
Peki, hangi memur, neden kendisine yatırım yapsın?
Gider partisine yatırım yapar, daha iyi.
Maalesef böyle bir dayatma var.
Hal böyle olunca da, kimse kendisini daha iyi yetiştirmek için adım atmıyor.
Biliyor çünkü…
İktidar gelecek ve kendisini atayacak…
“İyi partili olma” kriteri hepsinden daha fazla geçerli…
Bürokrat yetişmiyor artık…
Maalesef benim yaşım, “devlet adamı bürokrat” temsilcilerini görmeye uygun olmadı.
Benim neslim, “üçlü kararname” nesli.
Statükonun sürmesi için tepe tepe bu sistem kullanılıyor.
Yeni müşavirler yaratılıyor.
Herkes makama atanmak için pek bir hevesli…
Ama her görevden giden de, “görev istedim ama vermediler” diyor.
Sırf “müşavir” olabilsin diye atanma isteyenler var.
Ama “müşavirler eleştirildi” mi, öfke kabarıyor.
O makama herkes müşavir olacağını bilerek geliyor ve gün sayıyor…
Hesap da hep bunun üzerine: “Umarım günlerim dolmadan beni görevden almazlar…”
Oysa…
Topyekun bu sistemin değişimi için çaba harcamamız gerekiyor…
Aksi böyle devam edecek…
Verimsiz bir kamu…
Kendi iş yerine yabancı kamu görevlileri…
Kimse, “devletin büyüklüğüne” inanmayacak…
Adaletsizlik de her alanda olduğu gibi…
Kamudaki terfi ve yükselmelerde de devam edecek…
Kim daha “büyük” parti bayrağı taşırsa, makam da onun olacak…
Timur Selçuk’un “Pireli Şarkı”da dediği gibi
“Bu düzen böyle mi gidecek?
Pireler devleri yutacak…”
































