Geçtiğimiz günlerde Davutoğlu Londra’da işadamları ile toplantılar yaptı, İngiltere Başbakanı Cameron’la görüştü. Ve artık eskilerin “mutadı veçhile” dedikleri rutin bir tekrarda lafı Kıbrıs çözümüne getirdikten sonra, “İngiltere’nin de desteği ile Kıbrıs’ta çözüm bekliyoruz” dedi… (Dedi ama gerçek şu: Türk tarafı olarak hâlâ kimseler nasıl çözüm istendiğini açıklamış değil! Buna Ortadoğu’da aradığı ile umduğunu bulamayan bu nedenle yüzünü yeniden Batı’ya çeviren Erdoğan’lı Türkiye’yi de katıyoruz! Ve ekliyoruz. “Kıbrıs siyasi sorununun çözümü elbette ki çok önemlidir. Çünkü sorun çözülürse bakın ilk etapta bölgede siyasi ve ekonomik yönden nasıl değişimler olacaktır:)
Bir: Çözümle birlikte Federal Kıbrıs tanınacağı için Ankara anlaşması yürürlüğe girecek Türkiye deniz ve hava limanlarını Güney’e açarken TC-Kıbrıs eksenli yeni bir ekonomi dönemi açılacaktır.
İki: Çözümle birlikte TC’nin bugüne kadar Rum tarafınca AB’de bloke edilen “başlıkları” daha rahatlıkla açılacaktır.
Üç: Çözümle birlikte Kuzey Kıbrıs’ın üzerindeki “ambargolar” kalkacağından AB ile direkt ithalat ihracat başlayacaktır.
Dört: Çözümle birlikte Kuzey Kıbrıs ile Güney Kıbrıs arasındaki ticaret köprüleri kurulurken, yaratılan yeni barış ortamından dolayı Türkiye ile Güney’i de kapsamına alacak çok daha geniş alanlı bir turizm seferberliği söz konusu olacaktır.
Beş. Çözüm olduğunda Güney’in gazının AB’ye sevki sorunu çok daha rahatlıkla çözülecek muhtemelen sevkiyat TC üzerinden yapılacaktır.
Altı: Çözümle birlikte husumet ve düşmanlıkların yerini dostluklar ve barış alacağından hem adadaki Türk Rum ve TC-Yunanistan ilişkileri düzelip gelişecek, hem de Kıbrıs Doğu Akdeniz’de AB odaklı bir kültür adası durumuna gelerek pek çok uluslar arası konferans ve toplantılara ev sahipliği yapacaktır.
Yedi: Çözüm halinde İsrail, Mısır ve Rusya ile özel anlaşmaları olan Rum tarafı odaklı oluşum, bu kez aralarına TC, Yunanistan ve Kuzey’i de alarak, Doğu Akdeniz’de yeni bir ittifak oluşturacaklardır…
İŞTE SİZE BAL KAYMAK ÇÖZÜM SONUCU! Her halde benim gibi bir “çözüm karamsarı” olan kişinin böylesi bir pembe resim çizmesi düşünülemezdi! Oysa hayalhanem buna müsaittir, çünkü savaşı değil, barışı düşünürüm. Buna karşın: Doğu Akdeniz’i sosyoekonomik ve siyasi yönden yeniden kuracak Kıbrıs’taki olası bir çözümün biline ki Rum’a ödenmesi gereken bir bedeli vardır! O bedel ödenmeden ne Polyanna olsanız kâr eder ne de Mandela olsanız barışa yeter! Ki biz bugüne kadar yukarıda da yazdığımızca hayal ettiklerimizi değil, Anastasiadis’li, Hrisostomos’lu Rum tarafının nasıl çözüm istediklerini yazdık! Ki onlar her zaman hayallerimizin içine tüküren isteklerdi ve hâlâ devam etmektedir!
**********
HÜKÜMET GİDER Mİ? (KALMASINDAN DAHA BÜYÜK ZARAR VERİR!)
Her halde “gazete” köşelerinde “yazmakla” KKTC gibi müzmin bir züğürde “maliyeci” olmanın bağdaştırılacak tek yanının olmadığını anlamış olan Birikim Özgür, şimdi ödemesini yaptığı 13. Maaştan sonra bu ay ödeyeceği maaşlarla devletin ödemesi gereken öteki borçlarının bilançolarını önüne çekmiş kara kara düşünmektedir! Eh düşünsün! Meydana düşen kurtulmaz seng’i hezimetten!
Nitekim ay kapının ardında! Yeni maaş ödemeleri yapılacak ardından maaşlara yapılacak zamlar tespit edilecek! Bu arada inat değil mi? TC hâlâ para akışını serbest bırakmadı çünkü 2016-18 Mali ve Ekonomik Protokol imzalanmadı! Su sorunu giderilemedi. Ercan Hava Alanı sorunu berdevam! Bunlar yetmiyormuş gibi şimdilerde yanlarına Piyangolarda yolsuzluklarla KIB-Tek’teki şaibeli bazı tasarrufları alarak devam eden sorunlar fena halde can sıkıyorlar!
ANCAK: Kul sıkışmadan Hızır yetişmez! Nitekim artık her soruna Hızır gibi yetişen bir Talat’ımız var. Ki Parti Meclisi “karargâhsa” siyasi iktidar da “devrim hükümeti!” Pekala kiminle mücadele ediyorlar? Kıbrıs Türk halkının sosyoekonomik ve siyasi savaşımının en geçerli unsurlarını ele geçirdiğini iddia ettikleri bu nedenle KKTC halkının “özgürlük ve egemenliğine” halel getirdiğini iddia ettikleri Türkiye ile!
YA UBP? İki arada bir derede kaldı! Ortağı CTP’nin onaylamadığı tutumuna rest çekse elinde açacak kartı yok! Bu “gidiş gidiş değildir” dese, dediğinin altında kalacak çünkü alternatifi yok! Kısaca şimdilik vaziyetleri idare ediyor da anlaşılmıştır: Bu hükümet önümüzdeki aylarda bugünleri bile arayacak! Pekala:
HÜKÜMET GİDER Mİ? Gitmesi, kalmasından daha sakıncalı olacak! Dolayısıyle kalacak. Ancak artık şunu anlaması gerekir:
Koalisyon hükümeti siyasi parti hükümeti değildir.. CTP ile UBP biri Sağ’dan biri Sol’dan gelmiş de olsalar anlamalıdırlar ki “halk kendi anladıkları manada bir halk değildir!” Ne sosyoekonomik anlamda ne siyasi anlamda! Dolayısıyla “UBP ve CTP’lileri de aşan ve Kıbrıs Türk halkını oluşturan bu “efkâr’ı umumiyi” kimselerin “Türkiye’yi isteyenlerle istemeyenler” kamplarına ayırarak kendi ideolojileri için kullanmaları hakkı yoktur!
Hükümet eğer geleceğini kurtarmak istiyorsa önce “koalisyon ortakları” olarak bu sorunu kendi içinde çözmeli ki yola devam edebilsin.
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (KOLAY MI HAZİNEDAR OLMAK!)
13. maaşları ödemek bir zoru başarmak mıydı? Kimileri “zaten ödenecek para vardı” diyor, ötesi biraz da numaraydı!” Her hal’u kârda Birikim özgür zevahiri kurtardı. Kurtardı da!
Fıkra malum: Hoca akşamleyin kuyudan su çekecek, ay’ın gölgesi düşmüş ya dipteki suya, anlamamış hoca, bari kurtarayım demiş, başlamış kovayı sağa sola sallamaya! Bir iki takılmış bir yerlere… Çeker gelmez… Son gücünü de harcarken kurtuluvermiş kova takıldığı yerden… Ve hoca sırt üstü düşerken, Ooo, bakmış ay semada! “Vallahi demiş, kurtardık ama çektiğini bilir da!” Kolay değildir hazinedar olmak vesselam!
































