Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

AKINCI’NIN AÇIKLAMALARI: (KUŞKULARIMIZI DAĞITAN AÇIKLAMAYDI.)

Yılın son gününde Sn. Akıncı’nın televizyonların ortak canlı yayınında  yaptığı açıklamalarını, iyimserliğimin umutlarında bir yeni yıl hediyesi gibi kabul ettim.  Kaç zamandır Rum medyası tarafından pompalanan haberlerle karışan kafam az biraz serinleyip kendine geldi. Ve bir kez daha tekrar ettim. “Bu ülkede, Kıbrıs Türk halkının haklarını masa başında Rum’a teslim edecek müzakereci olamaz.” 
Pakala neydi bu yüreklerimize su serpen, son zamanlarda karalara sardığımız  umutlarımızı yeniden  diriltip ayağa kaldıran  açıklamalar? Çok bir şey değildi. Ancak Kuzeydeki varlığımızı “güvenceye” alacak kadar önemliydi..
Mesela: Kapsamında  TC’nin garantörlüğünün devam etmesi olayı vardı. Akıncı “Türk halkının  TC’nin garantörlüğünden yana olduğunu, eğer olmazsa referandumdan “hayır” çıkabileceğini söylüyor ve tabi ki Rum tarafına da dolaylı mesajını  gönderiyordu. 
Mesela: Toplumda büyük huzursuzluk yaratan mülkiyet konusunda  “Kuzey’de en az sayıda insanın yerinden olmasını hedeflediklerini” vurguluyordu..
Mesela: Akıncı da aradan geçen 41 yılın altını özellikle çiziyor ve artık 1974 öncesine  dönmenin mümkün olmayacağını söylüyordu. Mülkiyette takas olabileceğini ama büyük çapta iade beklemediğini vurguluyordu. (Belli ki mülkiyet konusu henüz billurlaşmamış. Buna karşın “tazminatlarla ilgili uluslar arası parasal desteğe ihtiyaç olacağını  yeniden tekrarlıyordu.)
Mesela: Hepimizin bildiğince “dönüşümlü başkanlığın” Türk tarafı için siyasi eşitliği kanıtlayacak en önemli unsur olduğunu bu konuda ödün vermenin mümkün olmadığını söylüyordu…
Ve tabi henüz toprak konusuna gelinmediği de zaten bilinen gerçekti, yeni yıl sonrası en az mülkiyet kadar önemli olan bu konunun  masada nasıl yer alacağını, inşallah  bu kez  bizzat Akıncı’dan öğreneceğiz.
KISACA: Artık biliyoruz ki Masada Yönetim ve Güç Paylaşımı görüşülmüş büyük oranda uzlaşıya varılmış. Tabi yeniden görüşülüp son  rötuşlar yapılacak. Mülkiyet, toprak, güvenlik konuları henüz billurlaşmamış…
Bu arada Akıncı bir soru üzerine “vergiler”  konusunda da bilgi verdi. “Federe devlet “doğrudan vergileri” alacak, kanatlar kendi içlerinde kendi düzenlemeleri ile “dolaylı vergilerini” alacak…  Tabi ileride baş ağrıtıcı sorun olacak çünkü “Federe devletin bağımsız Merkez Bankası” da olsa bu vergilerin tahsili  bir yana, iki Kurucu Devlet arasında nasıl ve tabi tüm Kıbrıs’ın çıkarlarını da kapsayacak şekilde  n uygulamaya tabi tutulacağı  çok da kolay gözükmüyor!
KISACA: Akıncı  satır aralarına sıkıştırdığı müzakerelere yönelik düşünceleriyle şu mesajı veriyor:  Kimsenin kuşku duymasına gerek yoktur.   Kıbrıs Türk halkının haklarını masa başında Güney’e yedirtmeyeceğiz… Zorlukları birlikte aşacağız…               **********
SUYUNU KAYBETMİŞ HÜKÜMET! (SU ÜZERİNDEN TÜRKİYEYE ÇATMAK YENİ MODA OLDU!
Müzakereler  kendi yörüngesinde devam ederken CTP-UBP Koalisyonuna bakıyoruz,  bırakın yörüngeyi yolu, planı programı;  uzaya  düşmüş gibi bomboşlukta türlü çeşitli atraksiyonlarla dönüp duruyor! Bazen baş aşağı sarkarak   bazen poposu üzerinde kayarak! Tam bir karmaşa!
Hükümete bakıyoruz ödemeler dengesi bozulmuş parmağını oynatacak takatı yok. Uçan kuşa da borçlu! Gün geçmiyor ki STÖ’den birisi patırtılı gürültülü eylemleri ile kapısına dayanmasın!
Bakanın birinin yaptığı açıklamayı diğer bir bakan anında yalanlıyor!  “Yok öyle bir şey”  diyor! Başbakan Kalyoncu Bakanlar Kurulu ile karar alıyor, Talat’lı CTP Parti Meclisi bozuyor! Kim  “baş” kim “as” belli değil! Planlar programlar değil,  üst kademede görev yüklenmiş yetkili ve sorumluların kafalarındaki kişisel politikaları ile düşünceleri tartışılıyor!
Su sorunu üzerinden  CTP’nin ne kadar basiret sahibi, hatta Türkiye’ye bile ödün vermez olduğunun ispatına soyunulmuş, devleti yönetemedikleri ayan beyan ortalarda iken, “biz yönetecek kudrete sahibiz”  diyorlar! Ve tabi dünya alemi şaşırtıyorlar!
PEKALA NEDEN BÖYLE? Niçin Koalisyon hükümetinin büyük  ortağı durumundaki CTP bir yandan  “UBP ile yoluna  devam etmek isterken öte yandan parti Meclisi tarafından kösteklenmektedir!” Ve neden Türkiye açıktan “hasım”  durumuna getirilmiştir? Hem halkın 13. Maaş tepkilerinde ayağa kalmasına karşın!
Mesela: Nedir Parti Meclisi Başkanı Talat’ın istediği? Neden Kalyoncu’yu gölgesinde bırakırken, açıklama ve yorumları ile müzakerelere  bir müzakereci gibi müdahil olmaktadır?
…Geriye gitmek istiyorum. “Uzun süre önce rahmetlik Denktaş’ın  liderliğinden  kaynaklanan bir tartışmanın orta yerine konan  Talat, tüm halkın lideri olacağı imajını çakarken, bir yandan da “lider kimdir” sorusunun muhatabı olduydu. Oysa bu ülkede “İngilize karşı mücadele eden Dr. Küçük bir, Rumlara karşı mücadele ederken KKTC’yi kuran Denktaş iki, evet liderdiler çünkü “çoğunluğunca ulusal Kıbrıs Türk halkını” temsil ettilerdi! 
Sonraları bu “liderlik”  vasfını ne UBP’yi Denktaş’ın elinden  kopartıp alan Eroğlu kazanabildiydi ne de ilk kez CTP’yi iktidara taşıyan Talat! Partilerinin liderleri oldulardı ama halkın,”  hayır! Çünkü  liderleri halk yaratır.
SADEDE GELMEK GEREKİRSE: Çizmeden yukarı çıkmadan sadede geleyim. Son günlerde Talat bir yandan  “Kıbrıs Türk halkının mutlak egemenliğini alıncaya kadar mücadele edeceğini, öte yandan  suyun federe devletin olacağını söyleyip “halkın değil, belirli bir kesimin Türkiye’ye yönelik tepkileri üzerinden  bir “misyon” yüklenmeye, bu siyasi çıkışı ile  öne çıkmaya  çalışmaktadır!        Ne var ki  Türkiye’ye “karşı” tepki oluşturup “bağımsızlık savaşçısı” olduğu imajını çakarken, CTP’yi içinden çıkılmaz bir kaosa itiyor!  İnşallah yumuşak inişle salâha erer, çünkü  erken seçime neden olursa bu kez sandığa gidecek seçmen de bulunmayacak!               **********
KISACA TAKILDIĞIM: (HALKI SEVİNDİRMESİNİ BİLE BECEREMEDİLER!)
Takvimleri biz oluşturmadık! Hayatımızı, dönen dünyayı dilim dilim kıyıp zamanın salisesinden yılına kadar biz sistemleştirmedik! İklimler de bizim işimiz değildi, akşamlarla gündüzler de… Biz “kullar” bizim için “yaratılanları” kullandık sadece…
“Yeni yıl” bunlardan birisi işte! Biliriz ki günü saati geldi miydi  bitecek, yenisi başlayacak. Bu yıl dünyayı falan bırakıyorum. Çok kötü yeni yıllar gördüm de bu kadar şaşkın olanına rastlamadım. Hiçbir yönetimİ insanları bu kadar huzursuz yapamazdı! “Yeni yıllar” hep yeni umutlardır. Daha güzel yıllar  umut edelim…