Ve bugün yılın son günü…
…
Dün yüksek makam sahipleri ile muhabbet ettik.
Onların konusu ağırlıkla su meselesiydi.
Kimisi partisinin kararlarını,
Kimisi tarım üreticilerinin sorunlarını konuşuyordu.
Koyu siyaset dediklerinden…
…
Ben bir ara ara bulup,
-Maruanaya özgürlük deyince,
Gündem değişti.
Doğrusu pek de şaşırmamışlardı.
Mafyaya karşı en etkin yol özgürlüğün kendisiydi.
Yüksek makam sahipleri,
-Doğru dediler…
…
Çocuk Bahçesine giden yolda,
Yani Anibal’ın bulunduğu yerde,
Şimdiki gibi karşılıklı kaldırımlar vardı.
O kaldırımlara iki kahvehane hakimdi.
Biri Enver’in kahvehanesi.
Sandalyeler kaldırımlar boyunca sıralanır,
Kahveye gelenler de oraya otururlardı.
Havanın güzel olduğu zamanlarda,
Ve özellikle yaz mevsimlerinde o bölge ana baba gününe dönerdi.
İnsanlar, kadınlı erkekli,
Ellerinde çocuk arabaları ile,
Temiz ve şık giysiler içinde o iki kaldırımın arasından yürür sinemalar yoluna doğru hareket ederlerdi.
…
Dünkü muhabbetimiz sırasında bir arkadaşımız “ortalık duman altı olurdu” demişti.
Doğruydu.
Çünkü mangal kokuları bir yandan,
Nargile kokuları bir yandan harmanlanarak ortalığa dağılırdı.
Ama ekledi de,
-Tümbeğin üzerine ot koyanlar da vardı.
Muhtemelen öyleydi,
Ama ne polis bunun farkındaydı ne de yoldan geçip gidenler.
Ya da kim bilir herkes bunun farkındaydı…
…
Güzel günlerdi.
Elde yok avuçta yoktu,
Ama cemaatimiz mutluydu…
…
Bugün yılın son günü…
…
Hürriyet’in bir haberine göre,
İngilizlerin ünlü efsane futbolcusu George Best meğer Kıbrıslı imiş.
Annesi Rum, babası Kıbrıslı Türk imiş.
Lakin evlatlık verildiği için, durumunu sonradan öğrenmiş,
Hatta hayatta iken gelip biyolojik babası ile görüşmüş…
…
İyi ki evlatlık verilmiş.
Burada büyümüş olsaydı,
Lefkoşa Türk Lisesi’nde okur,
Yarım yamalak İngilizce öğrenir,
Önce Çetinkaya’da oynar,
Sonra da,
Kooperatife memur olurdu muhtemelen…
…
Bir başka efsane olan İngiliz atlet Fatima Whitebread de Kıbrıslı Türk bir ailenin çocuğu imiş.
O da Best gibi bir İngiliz aileye evlatlık verilmiş.
Birçok dünya olimpiyatlarında şampiyonlukları var.
Üstelik Şovalyelik unvanına sahip.
Asıl adı Fatma Vedat imiş…
…
İyi ki o da evlatlık verilmiş.
Yoksa burada Kız Lisesi’nde okur,
Sonra da kuaförlük yapardı…
…
Her ikisi de evlatlık verildiğine göre,
Sanki Kıbrıslıların aynası gibiler…
…
İşte,
Nerede olursak olalım,
Şovalye de olsak,
“Sir” de olsak,
“Lord” da olsak,
Kuaför,
Ya da memur da olsak,
Neticede,
Besleme olmaktan kurtulamıyoruz…
…
Her şeye rağmen,
Mutlu yıllar…
































