*Sevinçlerin dudaklarda donduğu, umutların karalar bağladığı bir dönemden geçiyoruz! *Bugüne kadar “nasıl da geçti seneler” derken meğer geçmediğini görüyoruz!
*“Bizimdir” derken olmadığını anlıyoruz!
*”Toprak, uğruna ölenlerin vatanıdır” derken yanılgıya düştüğümüzün idrakine varıyoruz!
*Kırk bir yıldır terimizin, emeğimizin yarattığı Kuzey’in sahibi mutlakı olduğumuzu zannederken, yanıldığımızı anlıyoruz!
*Anlıyor ve görüyoruz ki henüz ne vatan sahibiyiz ne toprak!
*Ne devletiz ne millet! Çünkü:
BİTTİĞİ YERDEN BAŞLADI! Ya daha çekeceğimiz vardır, bu nedenle ödenecek daha çok diyetimiz! Ya da “hiçbir şey bitmedi ki kan kanı çekecek” bitene dek!
Çözüm arayışlarındaki müzakere sürecinden söz ediyorum. Başlayalı beridir Türk halkına ıstıraptan başka bir umut bahşetmedi. Nitekim son evresinde “ver de kurtul” aşamasına gelindi! Çözüm istiyorsak elde Rum patentli ne var ne yok vereceğiz! Yine yetmeyecek “bir kısım özgürlüklerimizden de vereceğiz, egemenlik haklarımızdan da!”
NİTEKİM: Şu anda “Anastasiadisli Rum tarafının istediklerini nasıl karşılayacağımızın pazarlıkları yapılıyor. Evvel emirde ve her halde bir miktar toprak kurtarmak için 25-30 milyar dolar paraya ihtiyaç olacakmış! Bunu da IMF ile Dünya Bankasından ve öteki devletler katkılarından sağlamaya çalışacaklarmış! Pekala ucunda “tazminatlar yoluyla kurtarılanlar” yazılı bu büyük olayın 30 milyarlara baliğ olacak borç yükünü kim ödeyecek? Rumun toprağı üzerinde Kuzey’i bir baştan bir başa evler, apartmanlar, villalarla donatan dolduran mütahhitler mi?”
1 milyon 800 bin dönümdür denilen Rumun Kuzey’deki mülkü üzerinde devasa turistik oteller yapanlar mı?
1974’den sonra güney’den göç edip Rum evlerini mesken tutanlar mı?
Üniversiteler kuranlar mı?
Rumun tarlalarını ekenler, bağlarını bahçelerini sulayıp üretenler mi?
Puanlarla Rum malları alanlar mı?.. Kim?
HAZIR OLUN: Çözüm isteyenler işte size çözüm! Çözüm istemeyen yok ama “istemeyenler,” işte size ödetilecek faturanın listesi! Fakat 2016’ya sadece 30 milyarlık bir faturayı ödemek yükümlüğünde değil, kırk bir yıldır “işte Kuzeydeki vatanımız” dediğimiz “beldeyi” de teslim etme pazarlıkları yapılırken giriyoruz. Donmaz mı dudaklarınızda sevinçler, şarkılar kurumaz, umutlar karalar bağlamaz mı?”
**********
CTP 45 YAŞINDA: (UMUTLARI KARARTIRKEN, KENDİNİ DE HARCAYAN PARTİ!)
Geçtiğimiz gün CTP 45. yaşını kutladı. Tabi biliyoruz: CTP’yi her ne kadar rahmetlik Ahmet Mithat Berberoğlu kurmuşsa da parti onun elinde değil, bugün hâlâ CTP’yi sırtlayıp yaşatanların saldığı köklerinden yeşerdi! Kıbrıs Türk halkı “Marksist Leninist ideolojiyi” CTP sayesinde öğrendi. “Sosyalizm, emperyalizm, faşizm” kavramlarını öğrendiğince..” İdeolojiler yıkılıp da halkları sınıfsallıkları ile yerli yerine koymak kuşkusu yerleştikte, “Sol-Sağ” kavramlarını topluma şırınga eden parti yine CTP idi…
Sırası geldiğinde haklının hakkını vermek için hep yazarız: Ve deriz ki bu nedenle CTP ve CTP’liler kendi vatanlarında özgür ve egemen yurttaşlar olamadılardı! İstenmeyen, dışlanan her vesile ile itilip kakılan bir siyasi zümre olarak Sağ ve milliyetçi kesimler tarafından çok hırpalandılardı! Ne var ki bu dışlanma ve itiş kakışlar CTP’lileri birbirine kenetleyen kader yolcuları yaptıydı! Ta ki “iktidar olup nimetlerini yalayana kadar!” Sonrası CTP ise işte bugün bizi yöneten CTP’dir! “İdealizm” gitti yerine sıradan bir siyaset madrabazlığına dönüşen “popülizm” geldi! Ve ne zaman koalisyonlar hükümetlerinin ortağı olduysa başarısızlığa toslayan yönetim erki ile hem kendini hem de toplumu perişan eyledi!
GURUR DUYDUĞUNU SANMIYORUZ. Bu nedenle geçen gün 45. Yılını kutlayan CTP’nin çok da gururlu olduğunu sanmıyoruz. O başı dik partinin karizması çoktan çizildi! Oysa ne iyi olacaktı: Başı göklere değerken “İşte karşınızda 45 yıllık CTP iktidarı” diyen bir siyasi kadronun başarılarından söz edilebilinseydi!”
OYSA: Üç kezdir eline geçen iktidar şansını tepe tepe harcayan bir CTP vardır! Üstelik ve her defasında halkı ile kavga edip küsüşerek! Ki son dönemlerde artık kendi içinde “eskiler yeniler” tartışmasına da düştü! Kendini “demokrasinin, siyasallaşmanın” mimarı olarak lanse ederken de inandırıcı olamadı. Çünkü “hükümet” olarak kaderini yüklendiği “devlet” çoktan beridir neresine dokunsanız, ucuz Çin malları gibi dökülüp gidiveren bir talihsiz organa dönüştü!
Kısaca: CTP 45. Kuruluş yılında sevinemedi! Yönetimi sevinemeyen bir devletin halkı nasıl sevinsin!
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (SU ÜZERİNE “BAĞIMSIZLIK” İNCİLERİ!)
Siyasi yönden “mutlak egemenlik hakkı aramadan Güney’le Birleşik Kıbrıs’ı oluşturmak dolayısıyle egemenlikleri paylaşmak için kan tere batan hükümetin büyük ortağı CTP, konu suyun yönetimine geldiğinde bir tek egemenlik istemekte: “KKTC’nin egemenliğini! İnsan şaşar ama! Bu ne “bağımsızlıktır” ki Mecnun bile Leyla’sına bu kadar aşık değildi, bizimkilerin “bağımsızlıklarına” aşık oldukları kadar!
İyi ama kardeşim. Bu aşktan bir ihanet kokusu çıkmakta! Çünkü hedef, çok önceleri Türkiye tarafından eğer istenirse Rum’la paylaşılacağı söylenen suyu tek başına yönetmek değil, “federal devletin” yetkisine verip Türkiye’nin tırnak kadar söz sahibi olamayacağı bir siyasi konum yaratmaktır! Yani göz göre Türkiye, Güney Kıbrıs ile aldatılıyor!
Bakın bu iş sarpa sardı haberiniz ola! Sonra işin içinden çıkamaz da “hülle”ye kalırsanız yazık olur “egemenlik aşkınıza!
































