Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BÖLGE KARIŞIRKEN: (RUM TARAFI FIRASATLARI KULLANIYOR!)

Ortadoğu’nun  1990’lardan beridir zaten tadı tuzu kalmadıydı! Şimdi de sadece İŞİD belası ile sarmalı değil.  Hemen bölgedeki tüm ülkeler siyasi istikrarsızlıkların hat safhaya geldiği sorunlarla boğuşuyorlar. Bazıları içten içe yanıyor bazıları açıktan…        Öte yandan asıl büyük sorun Suriye! Her ne kadar 2011 yılından beridir Esat rejimi kendi içindeki muhalifleri ile kıyasıya savaşıyorsa da rejimini 2015’lere kadar taşımayı başardı.    Aslında tüm bölgeyi ateşlerin sarması Güney Rum’unun Doğu Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölgesinde küçümsenmeyecek oranda gaz yatağına ulaşmasına denk geldi!  Tabi “komplo teorisi” uyduracak değiliz. Fakat “gazın işletilmesinden sevkiyatına” kadar geliveren ve aslında hâlâ “kararı”  verilmeyen olaydır ki bölgeyi ateşlere saldı! Arap Baharı sloganlı hareketlerde Mısır kaynadı hâlâ durulmadı! İsrail Türkiye ilişkileri bozuldu hâlâ düzelmedi! Ardından İŞİD’le birlikte büyük Suriye sorunu patladı ne olacağı belli değil! Ve 1974’lerde Mısır’daki  üssünden kovulan Rusya 41 yıldır Akdeniz’de aylak aylak dolaşır zaman zaman Güney Kıbrıs’a damlarken, sonunda Esat Rejimine destek bahanesine sarılı “büyük ve barışçı görevi” ile hem Suriye’ye üssü ile kondu hem de akıllarla mantıkları donduran bir taktikle “Amerika ile NATO’nun safına geçti!”
HESAP NEREDE BOZULDU: Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürmesine kadar bir sorun yoktu. Artık var ama! Çünkü es kaza havada federasyon güçlerine ait bir uçakla bir Rus uçağı çarpışsa bölgede savaş çıkacak! Hele bu uçak TC sınırında bir Türk uçağı olursa!
Olaylar yatışır mı? İşittiğim, okuduğum gelişme ve yorumlara bakılırsa “Türkiye’nin uçak düşürme”  olayı ile birlikte şimdi bölge dünden daha tehlikeli konuma girdi! Asıl enteresan olay ise “cüceliği ile etkisizliğine”  karşın son yıllarda “gazı”  ile önem kazanan Güney Kıbrıs’ın şimdi de Doğu Akdeniz’deki savaşla öne çıkması! İngiltere üssünden kaldırdığı uçakları ile İŞİD’i vururken, Rusya ile Rum Yönetimi de geçmişe oranla daha sıkı fıkı ilişkiler içine giriyorlar. Ve bölgede olagelen bloklaşmalar sonucunda   “Rum Yönetimi hem NATO’ya hem de Rusya ile Esat Rejimine yaslanıyor! Böylesi açıkgözlüğe  fırsatı iyi kullanıyor demez misiniz? 
MÜZAKERE SONUÇLARINA YANSIR MI? Neden yansımasın! KKTC’nin esamesinin okunmadığı böylesi dünyasal bir olayla ülkeler bloklaşması ile ittifakları yaşanırken, Rum kesiminin “önem kazanması” müzakerelerdeki elini güçlendirmez mi?
Kaldı ki unutulmasın: 1960’lardan beridir Kıbrıs siyasi sorunu ne zaman BM’ler GK’ine taşınmışsa orada Rus desteği hep Rum’dan yana oldu! Bugün o Rusya ile Güney Rum Yönetimi askeri anlaşmalar yapacak kadar iç içedirler! Ve dikkat:  Artık bölgede Rum yönetiminden gayrı Türkiye’ye “hasım”  bir de Rusya ile askeri gücü vardır. Müzakerelerde sonuç alınmamış da olsa “Kuzey’i hem AB bünyesinde hem de BM’lerle Doğu Akdeniz konumu içinde rahat bırakacaklarını ve incitmeyeceklerini sanmak safdillik olur!
     **********
VOLKAN VURAL’IN ALÇIKLAMASI: (MART’TA REFERANDUM OLUR MU?)
AB Bakanı Volkan Vural Türkiye’nin AB ile başlayan yeni üyelik müzakereleri ile vizesiz giriş çıkışlar hazırlıklarını sürdürür  ve  Türkiye’nin o çok tartışılan İŞİD’i sınırlarında zapturapt altına alması karşılığında  3 milyar euro yardım alacağının ön hazırlıklarını yaparken, Kıbrıs konusunda da  umutlu konuştu. “Müzakerelerin iyi gittiğini açıkladı ve uzlaşmaya varılması halinde Mart ayında çözüm için referanduma gidileceğini” söyledi.
Bu tahmini ile umudunu da şu gelişmelere bağladı: “Kıbrıs’ta çözüme yakın olunmasında 4 temel faktör vardır:”
1. 2004’de AB üyeliğini garantilemiş bir Rum kesimi vardı ve bu nedenle çözüme uzak bakıyordu.           2. Şimdiki Rum Yönetimi çözüme oldukça istekli gözüküyor.
3. Rum kesimi ekonomik zorluklar içinde boğuşurken 11 yıl içinde Kuzey Kıbrıs’ın gelir seviyesi arttı.
4. Çözümde doğal gaz rezervleri önemli rol oynamaktadır…
Volkan Vural deneyimli diplomattır. “AB Genel Sekreterliğini” kurması yanı sıra Tahran Moskova, Almanya, İspanya   Büyükelçilikleri görevlerinde bulundu. BM’lerde TC temsilcisi olarak çalıştı..  Dolayısıyle sözleri “makbulattır.” “Eğer anlaşma olursa Martta referanduma gidilir” demişse  bu sözünü yabana atmamak gerekir.
Ancak altını çiziyorum? Olay yine  “AB prespektifi” açısından ele alınıyor. Sanki Türkiye’nin AB’ye üyelik konusundaki ilerleme başlıklarının peş peşe açılması karşılığında Kıbrıs’ta bazı fazladan ödünler verilecek gibi kokular geliyor!  Kaldı ki yukarıdaki  yorumumuzda Doğu Akdeniz’in gitgide karıştığı ortamda Rum tarafının önemince öne çıktığını anlatıyor ve bunun masadaki elini güçlendireceği olasılığından söz ediyoruz!
Bu olasılığa şunu da eklememiz gerekir: Rum tarafı ne ekonomik yönden o kadar güçsüzdür ne de  ille  çözüm olmasını isteyecek kadar sıkışık konumdadır!  Kaldı ki Anastasiadis ile ötesi Rum lider ve siyasi partilerinin açıklamaları Rum tarafının Annan  planı üzerinde ödünler isteyeceğini ayan beyan ayazlatmaktadır. Oysa biz ne diyoruz. “Hayır Annan planı şansını kaçırdınız daha azına razı olacaksınız.”  Rum tarafının  razı olacağına inanıyor musunuz?   Bunlara karşın yine de referanduma gidilen yollar aşılır mı? Olabilir de referandumdan ne çıkar bilinmez!