Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

AKINCI’NIN MESAJI. (KÜÇÜK ÇATANALARIN BÜYÜK GEMİLERİ ÇEKTİĞİ ÇOK GÖRÜLMÜŞTÜR!)

Bir Cumhuriyet Bayramı daha geçti hayatımızdan! Ki Ramazan Bayramı ile Hacılar Bayramından sonra en çok kutladığımız bayramdı Kıbrıs’ta. Her 29 Ekim kutlamalarında  “Anavatan” dediğimiz Türkiye’ye şiirler, nutuklarla  bağımsızlık ve özgürlük mesajlarımızı iletir bizim olacak vatanla devletimizin özlemlerinde coşardık…
Ve doğrusu “Cumhuriyetin”  ne olduğunu çok iyi bilirdik,  çünkü daha ilkokulda bize çok iyi öğretirlerdi. Daha o küçük yaşlarda bilirdik ki  “Halkın kendi kendini yönetmesidir Cumhuriyet.”  Ve Padişahlığın babadan oğula  geçen yönetim, Cumhuriyetin ise  “halkın oyları ile seçilip Meclis’e giren Milletvekilli, Başkanlı, Bakanlı” yönetim sistemi olduklarını bilirdik… 
BU NEDENLE OLMALI: Adadaki Türk halkı bünyesinde   “diktatörlük”  hiç yaşama şansı bulmadı!   Rahmetlik toplum lideri Dr. Fazıl Küçük’ten Denktaş’a, sonrasındaki tüm liderlere karşın her zaman “halk iradesi ile oyu” tayin etti liderleri! Zamanı geldiğinde değiştirmesini de  bildi! (Tabi bir devre Rum saldırıları nedeniyle olağanüstü ve askeri yönetimle de tanışmış olsak hemen ardından yeniden demokratik düzene döndüktü.)
BİR CUMHURİYET BAYRAMI DAHA GEÇTİ: Geçen gün ve her zamanki gibi Cumhuriyet rejimine inançta ve Türkiye’ye vefada yine  kutlamalar yaptık.
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Lefkoşa’daki törende yaptığı konuşma  bir yandan Türk tarafının nasıl bir çözümden yana olduğunun mesajını veriyor, öte yandan barışa ve çözüme kavuşmuş bir Kıbrıs’ı  global çerçeve içine oturtarak  şunları söylüyordu: 
“İki bölgeli, iki toplumlu, iki kurucun devletin siyasi eşitliğine dayalı birleşik federal yapı ile   barışa kavuşmuş,  çağdaş,  Avrupalı ve dünyalı bir Kıbrıs TC’nin uluslararası ilişkilerini kolaylaştıracak ve büyük küresel hedeflerine ulaşma konusunda yardımcı olacaktır.”
“KÜÇÜK ÇATANALARIN BÜYÜK GEMİLERİ ÇEKTİĞİ ÇOK GÖRÜLMÜŞTÜR.” Galiba bu cümle Mümtaz Soysal’a aittir. İşaret ettiği “çatana”  Kıbrıs’tır. Bu “laf” yıllarca dilimizde pelesenk kaldı! Sonra unutup gittik çünkü “Türkiye’yi bile çekip götürecek” Kıbrıs (Türk tarafı) tam aksine büyük gemi Türkiye’nin kuyruğuna bağlı bir sandal olmaktan kurtulamadı!
Geçen günkü törende Akıncı “çözüme kavuşacak”  Kıbrıs’ı bir kez daha Türkiye’yi bile ihya edecek o geçmişin “çatanası” oluş öneminde lanse etti! Tabi AB’li olacak bir Kuzey Kıbrıs gerçeğine yapıştırarak! Bu hesabı Annan planına evet dedirtirken Erdoğan’lı Ankara da yaptıydı!
ANCAK: Bu sav bana biraz fazla ironi geldi! Çünkü artık Türkiye’nin siyasi ve askeri fonksiyonları ile bölgedeki konumu, “Kıbrıs’ın Türkiye’yi taşıyabileceği olasılıklarını”  değil, Türkiye’nin Rum tarafı da dahil Kıbrıs’ı taşımak zorunda kalacağı büyük değişimlere sahiptir. Buna karşın tabi ki “çözüme ulaşmış bir Kıbrıs” Türkiye’nin garantörlüğünde “istikrarı ile barışını” çok daha fazla güvenceye alacaktır…       *********      ZAFİYETLER HÜKÜMETLERİ: (NEDEN HÜKÜMETLER TIKANIYORLAR?)
Siyasete atılmaya  hevesli insanlar için “politika nasıl yapılır, nasıl iyi yönetici olunur” başlıklı okullar yoktur! Bazan keşke olsaydı diyorum.  En azından “politikacı neyi yapmamalıdır” öğrenir, “politikacı olmakla  yönetici olunamayacağının bilincine varırdı! O zaman da kimse seçimlerde halkın karşısına geçip “ben size şunu bunu yapacağım” diyerek boş vaatlerde bulunmaz, yapılabilecekleri vaat ederdi!
Ha oy almazdı, seçilemezdi değil mi? Çünkü halkın beklentileri her zaman “politikacının çapı ile yapabileceklerinin üzerindedir. Halk “ihtiyacı olanları”  bekler. O beklentilere kim cevap verirse en muteber politikacı odur! Ki bunların arasında bir yakınının istihdamı da söz konusudur,  bir tayin terfi ile bir ihale yahut kulaklara fısıldanan sözlerin yerli yerine gelmesi de!”
Bu ülkede seçimler hâlâ bu minval üzere devam ediyor. Öyle de olunca istisnasız bütün o tek fiskede patlayacak balonlardan  ibaret vaatler, gerçekleşemeyince; görüyoruz işte daha süreleri dolmadan  hükümetlerin biri gidip biri gelmekte!  
KALYONCU DÖNEMİ: Hâlâ gazete kupürleri yanımdadır. Başbakan Yorgancıoğlu ne zaman Hükümet icraatlarından söz edecek olsa sonu gelmeyen “tekrarları”  tekrarlardı. Çünkü koalisyon hükümeti “mangos” olduydu!
Mesela sürekli turist sayısındaki artıştan söz ederdi… Yahut uyuşturucuyla ilgili mücadeleden… KDV’deki gelirlerinden… 20 bin fidan dikileceğinden.. Yahut yatırımcılara yapılan parasal yardımlardan… Hellim diplomasisinden…  Hakkını yemeyelim arada fiks menü “hayat pahalılığı artışı”  da verdiydi çalışanlara,falan…
HAYIR: Yorgancıoğlu’nu eleştirmek yahut töhmet  altına itmek için yazmıyorum bunları. Kaldı ki Başbakanlığı dönemlerinde  çok beğendiğim yanları da oldu.  Benimkisi Kalyoncu hükümetine bakarken, aynalardaki yansımalarında Yorgancıoğlu Hükümetini gördüğümdendir.  Çünkü bu koalisyon hükümeti de “tekrarları” oynuyor.       Mesela: Yine turizmdeki artıştan, yine Sağlık Sigortasından, yine çiftçiye hayvancıya destek paralarından, yahut belediyelerin birleştirilmelerinden falan söz ediyor. Ve geçmiş hükümetlerdeki gibi ne zaman sıkıştırılsa aldığı kararlardan tosnistan ediyor. Mesela “doktorlar ikinci iş yaparlarsa haklarında yasal işlem yapılmayacaktır” gibilerinden tam çark dönüşler yapıyor! Belli ki devlette çarklar dönmüyor küçük oyunlara yenik düşülüyor! Zaten ortada büyükleri yok. Nitekim TC’den gelen  suyun yönetiminde bile gafil avlanıyor!
Kaldı ki bu hükümet de sendikaların hışmına uğramış. Eylemlerle boğuşuyor! Ve sonunda “makyaj tazelemek”  babında üç bakan değişikliği yapıyor ama bu döviz vurgunu ile sürekli devletin kapısında dövünen sendika ve birliklerin taleplerini nasıl karşılayacak? Memleket borç batağında! Öte yandan büyük umutlarla yasalaşan Tek Sosyal Güvenlik Sistemi gibi yasalar da  kadük hale getiriliyor!
KISACA: iş yapar gibi laf yapan bu hükümet de kısır döngüde dönbaba oluyor! Pekala ama böylesi bir Yönetimle böylesi bir halk iradesi yansıması KKTC’nin alnındaki yazgısı mıydı?   Bu nedenle “acaba politikacı taifesi ile  yöneticiler” başlığı içerikli bir okul yok mu diye bakınıyorum sağa sola!
Not: Başbakan Sn. Kalyoncu’ya ayağındaki operasyon nedeniyle acil şifalar dilerim.