Bugüne kadar siyasi sorunu değerlendirip yorumlamak, kısır kaynaklarımızla daracık dünyamızda yine de mümkündü. Fakat bundan sonrasını anlayabilmek, anlayıp da yorumlamak o kadar kolay değil! Hatta ve mesela “benim çapımı aşar!” Çünkü: Bugüne kadar Yönetim, güç paylaşımı, dolayısıyle temsilciler Meclisi ile Senato’yu, yargıyı, dahası garantör ülkeler sorununu, siyasi eşitlik olayını falan anlıyorduk da bundan sonrası “mülkiyet sorunu ile toprak sorununa” ayni rahatlıkla kafa uydurulamaz! Hatta Akıncı’nın da şu anda olayı açık seçik izah edebilecek bilgiye sahip olmadığını zannediyorum!
Ki hep söylenegeliyordu: “Müzakerelerde aşılması gereken asıl zor konular mülkiyetle toprak konularıdır.” Şimdi o konular gündeme gelmiş hatta Amerikalara, BM’lere kadar taşınmış, sonunda bizzat Akıncı’nın açıklamaları ile “büyük parasal bedelleri gerektireceği, bu nedenle hem uluslararası camianın hem de Amerika’nın katkıda bulunması istenmiştir..”
DİYET ÖDEME GÜNÜ: Tabi hiç de hoşumuza gitmeyen bu “bedel ödeme” olayı bir gün kapımıza dayanacaktı! Bunun büyük nedeni de Türkiye’nin 1974’den sonrası siyasi ve ekonomik hataları ile bizim geleceği göremeyen “yönetici takımlarının” kısır vizyonlarıydı! Nitekim Ankara hükümetleri çözümü geciktirir, KKTC Yönetimleri bu “gecikme” süresini yan gelip yatarak boşa geçirirken, Kıbrıs Türk halkının başına, bugünlerde yaşamaya başladığımız büyük belaların sarılmasına neden oldulardı! Nitekim şimdilerde Türk halkının başına ne büyük gaileler açtıklarını görebiliyorlar mı bilmiyoruz! Ancak sürekli “tekrarlardan” biri de olsa yine tekrar edeceğiz: Türkiye hükümetlerinin Kuzey’deki siyasi ve ekonomik yanlışlarının bir diğer sorumlusu da Kıbrıs Türk halkıdır! Şöyle ki: Rum’un malı üzerinde oluşturduğu devletini sadece ganimetleyip rant ekonomisi için kullandığından! Siyasi yönden devletine sahip çıkmadığından! Çözüm isteklerini Rum’a ödünler vermeye hazır olduğu imajına çaktığından! Türkiye ile oluşturduğu kalkınma protokollerine uymadığından! TC’nin parasal yardımlarını har vurup harman gibi savurduğundan! TC’den plansız programsız nüfus kaydırması yapılır ve bu nüfusu kaçak işçi olarak tepe tepe kullanırken insani yönden çarpık yapılaşmalar oluşturduğundan!
TC ile işbirliği yapmak yerine karşı cephe oluşturarak sürtüşme ortamı yarattığından!
Israrla hantal merkeziyetçi sistemi, halk dalkavukluğu olan popülizmle egemen yönetim erki yaptığından!
Bir türlü KKTC’yi istikrarlı devlet yapamadığından! Meclisi kısır tartışmalar arenası haline soktuğundan!
Kırk bir yıldır Diyojen gibi lamba elinde “sistem” arayışına çıktığı yolculuğunu hâlâ bitiremediğinden!
Eğitim öğrenimi yeterince planlayamazken “Eğitim Şûralarında” aldığı kararları uygulamakta tutuk kalmasından!
Sağlık gibi Kurumları sağlıksızlığa mahkûm ettiğinden!
Sigortalar sorunları ile Kıb-Tek, Belediyeler gibi kurumları bataktan kurtaramadığından, KTHY’ında olduğu gibi kurduklarını batırdığından!.. Ve ilahi…
ŞİMDİ RUM TARAFI KAPIYA DAYANDI: Açıkça yazalım: 41 yıldır sahip çıkamadığımız devletimize nazire Rum tarafının da Kuzey’i tüm dünyaya “korsan ve sözde” olarak lanse etmesine engel olamadık! Güney’i politik çıkışlarımızla korkutup caydırıcılığı sağlamayı başaramadık! Tam aksine şimdi o Rum devletimizden diyetini istiyor! Hem çok büyük fiyatlarla!
Bunu, zaten Akıncı’nın zaman zaman yaptığı açıklamalarından anlıyor ve “bize pahalıya patlayacak bedellerle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz! Ki şu anda durum şudur: Güney’deki Türk malları ile adada hakkımız olan hali ve orman arazileri bedelleri çıkartıldıktan sonra, geriye kalan Rum mülkünün bedelinin ödenmesi!
Ne var ki: Bu olay da çetrefildir. Çünkü Anastasiadis Kuzey’den sadece “parasal tazminat” istemiyor. Üç özgürlük hakkını istiyor! Kuzey’deki mülkün ilk sahibinin ilk söz hakkına sahip olmasını istiyor! İsteyen Rum ailenin Kuzey’deki evine dönebilmesinin kabul edilmesini istiyor!
Annan planının üzerinde toprak istiyor!
Kuzey’deki bir kısım TC’linin geri gitmesini istiyor!
KISACA: Rum tarafı tam anlamıyla Kuzey’i bastırıyor ki Akıncı’nın Amerika’dan işitilen sesi bana sorarsanız ağlamaklı gibidir! Çünkü Rum’un taleplerini karşılamak için Amerika’nın da parasal himmetini bekliyor!
Anlamadığımız da bu oluyor! Nerelerinin verilip verilmeyeceği, kaç bin Rum’a tazminat ödeneceği falan kararlaştırılmış mıdır ki konu şıp diye “parasal katkılar” talebine geldi!
O zaman Kuzey’den Rum’a neler veriliyor neler kalıyor? Cevabını çok yakında Rum basınından öğreniriz!

Sonraki Haber

























