Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ortadoğu ve Kıbrıs: (Garantör Ülkelerin Korumacılığı)

Önce  “dikkat” diyeyim. Ortadoğu’da  dengeler gitgide daha çok bozuluyor. Bozulurken de  “işit” sorununu aşıyor, bölgede uluslararası siyasi ve ekonomik çıkarlar odaklı “yer kapma, yer elde etme, hakimiyet kurma” gibi ileride daha büyük savaşlara neden olacak bir yarış başlıyor.
MESELA: İlk defa bir yabancı ülke konumundaki Putin’li Rusya Suriye’de zaten var olan üssü ve ikili anlaşmaları gereği  şimdi de ülkede Esat rejimi ile savaşa katılan Rus askerlerini konuşlandırıyor. Tabi Amerika’ya rağmen! Birisi kibriti çaksa bölge olduğu gibi ateş alacak. Alacak da kim söndürebilecek?
Mesela: İsrail resmen PYD’i tanıyor hatta silah yardımında bulunuyor. Belli ki Türkiye sınırında ayni zamanda PKK’nın da kolu olan bir Kürt özerk bölgesi oluşuyor! Oluşuyor da Türkiye’yi tehdit eden olaylar yaratırsa bölgede neler olacağını kim bilebilir?
Mesela:  Kandil’deki PKK iplerinden boşanmış deli danalar gibi saldırıyor! Türkiye’nin Güneydoğu’su çoktan “kurtarılmış bölge” ilan edildi.  Asker olaya el koyuyor da terörün durdurulmasının ne kadar zor olduğu ortada! O bölgede ve Türkiye’de “yarınların”  ne olacağını görebilir?
Mesela: Artık sterlin dolar 3 TL. yi çoktan orsa etti. Türkiye’yi fena halde yakıyor, yangın KKTC’yi de  sarmış yavaştan da olsa  “batıyoruz” feryatları işitiliyor!
YANGIN KIBRIS’I DA SARAR MI? Önce şunu vurgulayalım:  Bakın, “hemen çözüm, çözüme Akıncı’ya destek” demekle soruna da çözüme de hiçbir katkınız olamaz! Çünkü siz şu anda  “soruna”  değil,  soyut kavramı ile “destek” kelimesi ile “çözüm” kelimesine destek veriyorsunuz!   Çünkü “nasıl bir çözüm olacağını bilmemek bir yana Sn. Akıncı’nın size nasıl bir çözüm modeli biçmekte olduğunu da bilmiyorsunuz! Mesela din adamları! Sn. Atalay’la Hrisostomos ve diğer dini liderler bir araya gelmişler “çözüme destek” beyan ediyorlar.           Pekala Sn. Atalay’a soralım: Destek beyan ettiğin çözüme, Başpiskopos Hrisostomos da destek beyan ederken “çözüm konusundaki düşünceleri sizinki ile örtüşüyor mu?”
Pekala Hrisostomos’a soralım:  Sn. Hrisostomos.  Çözüme destek verirken yan yana durduğunuz Diyanet İşleri Başkanı Sn. Atalay’ın   “çözüm konusundaki düşünceleri” ile sizinkiler  örtüşüyor mu?”
İDDİA EDİYORUM. Bir araya gelen din adamlarının tümünün de çözüm konusundaki beklentileri ile tasavvurları tırnak kadar birbirleri ile uzlaşmıyor!  O zaman sizler “hangi çözüme destek veriyorsunuz?”       Ve ekliyorum: Elbette özellikle Ortadoğu’da neredeyse savaş tamtamlarının çalındığı şu sıralarda Kıbrıs’ta “çözüm” çok daha önemlidir ama lütfen olayı “çözüme katkı” diye yörüngesinden saptırmayın!       Çözüm olmazsa: Bu düşünceyi de yabana atmayarak Türkiye’nin, İngiltere’nin ve Yunanistan’nın ada garantörlüklerinin her zamankinden çok daha önemli ve elzem  olduğunu görmeliyiz.  Ortadoğu ateşinin  eğer Kıbrıs’a da sıçramasını istemiyorsak bu garantör güçlerin dolayısıyle NATO’nun adadaki korumacılığına sığınmak zorundayız. Tabi Rum tarafı da Rusya ile aşna fişne olmaktan vaz geçmelidir! Kırk yıldır adada Türkiye’nin sayesinde süregelen barışçı ortam korunmalı öyle “mülkiyet toprak sorunları” yaratıp iki halkı karşı karşıya getirecek saçma sapan paylaşımlardan vaz geçilmelidir!
     **********      HÜKÜMET İCRAATLARINDA KISIRLIK: (KURUM VE KURULUŞLAR)
Bir süre önce CTP Başkanı Talat  artık hükümetin icraatlara başlama zamanının geldiğini söylemiş  ve galiba koalisyon hükümetini işaretleyerek  “artık kıpırdayın” demek istemişti. Çünkü “devlet durdu!” Yaprak kıpırdamıyor! Sadece aynen Yorgancıoğlu hükümetinin son demlerinde görüldüğü gibi Bakanlar  “tasavvurlarından” söz ediyorlar!  “yapılacak edilecek, yapacağız edeceğiz” diyorlar.
YOKSA NEREDEN BAŞLANACAĞI BİLİNMİYOR MU? Bu memlekette kaç “kurum”  vardır bilir misiniz? Usanmadım saydım: KKTC’de Bakanlıklara bağlı  52  “kurum ve kuruluş” vardır. Bunların çoğunun adlarını ve işlevlerini   her hangi bir yurttaşın bilmesi mümkün değildir zaten ben de bilmiyorum! Sadece haberlere yansıdıkça yahut eylemsel olayları görüldükçe vaya Kıb-Tek gibi canlar yaktıkça, yahut Taşel gibi yıllarca kendini sakladıktan  sonra başlattığı grev nedeniyle hatırlandıkça adlarını işitip hatta “bu da nereden çıktı deriz! Yani o kadar gündem dışındalar! Nitekim zaman zaman  Meclis Başkanımız Sibel Siber de acı acı yakınarak “kurum ve kuruluşlarımızın yerli yerine oturmadıklarını”  söyler!         Bu nedenledir ki  devlet böylesine sallapati ve çalışamayacak kadar hantaldır! Mesela Süt Kurumu iyi çalışmazsa hayvancı ayvayı yer! Toprak Mahsulleri Ofisi köylünün çiftçinin ürünlerini değerlendirirken hata yaparsa memleketi ayağa diker!  Kaldı ki okullardan hastanelere kadar bu Kurumlar bu ülkede zaten dökülmektedirler…
OFFF BE! Hatırlayın! Bu KKTC’de nasılsa ve galiba Tufan Erhürman’nın biraz da kişisel gayretleri ile Anayasada  21 maddenin değiştirilmesi çalışmaları yapılmış fakat 25 Haziran Referandumunda reddedilmişti! O günlerde nedenlerini çok yazmıştık. Mesela:  Aceleye getirilmişti, halka iyi anlatılamamıştı, Erhürman’ın Anayasa değişiklikleri olarak lanse edilmiş konu kişiselleştirilmişti!
Oysa  ilk kez kendi irademizle kendi hukukumuzu kendimizin yapabileceği bir sınavdı  o değişiklikler!  Galiba buna hazır değildik cesaret edemedikti! Geçseydi bugün başta belediyeler olmak üzere pek çok Kurum ve Kuruşumuzun çalışmaları daha sağlıklı ve işlevleri daha etkin olacaktı.
Şimdi bakıyoruz  “keşke o Anayasa değişiklikleri geçseydi” sesleri işitiliyor! Hiç geç değildir. En azından yeni bir Anayasa için. (Bu kez de zaten çözüm olacak federal Anayasa olacak…” Denecek!)  Vesselam işimiz iş, kuyruğumuz kiriş!
      **********
İSMET KOTAK’I RAHMETLE ANARKEN.

Önce Mağusalı’ydık… Sonra Namık Kemal Lisesi öğrencileri olduk… Sonra Ankara üniversitesi öğrencileri… Fakat ve asıl yoldaşlıkla arkadaşlık Mağusa’da  iki ayrı kulvarda ayni hedefe koşarken oluşup pekişeniydi.
Kotak hep bir adım önümdeydi. Çünkü kendi grubunun lideriydi.. Ben ve bazı arkadaşlarım ise rahmetlik Hasan İskeli yahut “Hasan Korudağ” ekibindeydi. Tümümüz de Türk Gücü kulübü odaklıydık orada  yoğunlaşır Mağusa’nın Kurtuluş festivallerinden tiyatrolara kadar etkinlik üzerine etkinlikler ekerdik.
Sonra Kotak’la Mağusa Cambulat Radyosu ile Haberler Merkezinde buluştuk… Ardından gazetelerde “köşe” komşuları olduk… Türkiyelere gittik birlikte…  Sonra makas açıldı: Rahmetlik Kotak politikanın  bam telinde çalarken ben alt tellerde oyalandım… Fakat arkadaşlığımızla Kıbrıs siyasi sorununa  yönelik dava anlayışımız ayrısız gayrısız görüşlerde ve hasbelkader hep birlikte sürdü…  Kotak’ı rahmetle anar ailesine bir kez daha baş sağlığı dilerim.