Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Umut verici haberler: (İsrail-KKTC ilişkileri)

Kendi bünyemize kıvrık kendi politikamızı yaparken dışımızda da bir “dünya” olduğunun ne kadar farkındayız bilemiyorum. Bildiğim öteden beridir Kıbrıslıların kendilerini dünyanın odağı sanmalarıdır! Her halde sürgit Kıbrıs siyasi sorunundan dolayı olmalı! Çünkü BM’de başlayan sorun artık AB’nin de sorunu oldu! Öyle de olunca “Kıbrıs” odaklı siyasi çözümsüzlük ilgili ülkelerin de gündemine girdi…

Bir mahzuru yoktur! Fakat ülkeler arası ilişkilerin büyük çıkarlar üzerine oturduğu, “dost ve düşman” mefhumlarının bu çıkarlarla şekillendiği, şu sıralarda Türkiye’nin dostundan çok düşmanının bulunduğu gerçeklerde müzakere sürecinin ne kadar zor olacağını söylemek bile abes! Türkiye’nin bu zafiyetini sadece Rum tarafı değil, Rum tarafının dostları da kullanacaklardır ki başta AB olmak üzere!
FAKAT: Allah mazlumdan yanadır. Nitekim başından beridir siyasi dengeler ne denli Rum’dan yana ağırlaşsa kazanan Türk halkı olmaktadır… Mesela beş on yıl öncesine kadar kadar hayal edemediğimiz bir “büyüme” gösteriyoruz. (Tabii “büyüme” ile “kalkınmayı” birbirinden ayırıyorum çünkü kalkınma farklı bir ekonomik olaydır.) Mesela artık Kuzey’de ikamet eden 3. Ülke insanları vardır. Tanınmamış olsak da AB ile İslam ülkelerinde rahatlıkla siyasi temaslarda bulunacak ortamlara sahibiz. Tüm ambargolara rağmen istediğimiz ülkeye seyahat edecek olanaklarımız var. Üstelik yetersiz de olsa 3. ülke yatırımlarını çekebiliyoruz. Bakın bunlardan sonuncusu çok önemlidir:
HABERLERE GÖRE: (Haberi miş’li aktarıyorum çünkü henüz İsrail doğrulayıcı bir açıklamada bulunmadı.) Son zamanlarda İsrail ile Hamas arasında ateşkes görüşmeleri yapılmaktaymış. İsrail’in Gazze’deki ablukayı kaldırması karşılığında Filistin 10 yıllık bir ateşkesi kabul ediyormuş. Bu cümleden olmak üzere Türkiye olaya müdahil olurken Gazze ile KKTC arasında Türkiye’nin fiili güvencesinde deniz ticaretinin başlatılması kararına varılmış. Davutoğlu olayı Gazze’deki bir gazeteye verdiği demeçte doğrulamış. Bu arada Suudi Arabistan ve Katar’ın finansmanı ile bir “yüzer liman” inşa ediliyormuş. Bu liman Gazze’nin üç mil ötesine yerleştirilecekmiş vesaire…
İSRAİL’İN KKTC’YE ÖZEL İLGİSİ: Unutmayın İsrail aynı zamanda Rum ile askeri tatbikat yapmaktadır. Bu arada Kuzey’de özellikle Karpaz’da da yatırımları vardır. Yine bu son habere göre Gazze’deki yüzer limandan gelen mallar Türkiye üzerinden öteki ülkelere de ihraç edilebilecekmiş… Bu da TC ile İsrail arasındaki kopuk ilişkilerin yeniden düzelmesi anlamına gelebilir. Her açıdan umutlandırıcı bir haber çünkü Yahudi Turistlerle yatırımlarına büyük ihtiyacımız vardır. Üstelik bu tip yatırımlar ve ilişkiler arttıkça Türk halkının Kuzey’deki varlığı da o denli “güvenli” ve siyasi yönden “kalıcı” bir statü kazanacaktır…            
**********     

Asgari ücret: (Yılların müzmin sorunu!)

Ikına sıkına asgari ücrete 50 TL’lik zam yaptılar! Doğrusu onca geçen zamana, yapılan tartışmalara değmedi! Fakat olay göstermiştir ki “bugünün ekonomik şartları” ancak bu 55 TL’lik zam kadardır!
Asgari ücret yıllardır tartışılır. Bugüne kadar da “tarafların şöyle gönül rahatlığında uzlaştıkları görülmedi!” Bu kez de öyle oldu! Çünkü:
Olayı “asgari ücretliden” yana alırsanız durum şu olmaktadır: İster ilkokul mezunu olsun isterse üniversite mezunu. Her hangi bir özel sektörde istihdam olanağı bulan gençler çoğu zaman “asgari ücret”le işe başlarlar. Ve ortaya iki büyük anomali çıkar:    
Birisi “işe göre değil, asgari ücrete göre ücret takdiri!”
Diğeri de “tahsil durumlarına göre değil, asgari ücrete göre takdir edilen ücret!”
Her iki uygulama da “insan unsurunu” yetenek, tahsil durumuna göre tek bir kategoride belirlemektedir ki böylesi bir olay eskiden artık kalmayan “komünist rejimlerde” olurdu!
Bu konuda yakınan çok tanıdığım vardır. Sonuçta “boşuna okuduk” diyenler yanı sıra asgari ücrete tutsak olduğu için evlenmekten kaçanlar da vardır! Yani “asgari ücret” olayı aynı zamanda sosyal yaralar da açmaktadır!
Tabii “büyük şirketlerden”, “büyük işletmelerden” söz etmiyorum. Onların kendi içlerinde en azından bir “çalışan hiyerarşisi” vardır. Fakat aşağı katlardaki iş yerlerine inildikçe durumlar olumsuz değişmektedir!
SORUN ÇOK TARTIŞILMIŞTIR: Vakti zamanında şimdilerde Havadis Gazetesi’nde yazan Necdet Ergün refikim asgari ücret politikası ve uygulaması konusunda tartışmalara katılırken “asgari ücret’in emek, insan unsuru ve tahsil durumu ile becerilerinin dikkate alınarak ve de sınıflandırılarak “tek” değil, “çoklu” şekilde saptanmasını önerdiydi.
Gerçekte ülkeler kalkındıkça askeri ücretin lafı bile edilmez ama şu andaki ekonomik durumlar, ağırlığını kimselerin taşıyamayacağı kadar kötü! Fakat ve tabi ki olanlar yine asgari ücretliye oldu!.. Ki onları yolda yürürlerken hemen tanırım. Boyunları hep büküktür!      
**********

Kısaca takıldıklarım: (Artık kaynaşacağız ve hellim serüveni devam ediyor!)

Hadi hazırlanın. Rum Eğitim Bakanı Kadis, “Birleşik Kıbrıs’ta ortak gelecek için halkların birbirini anlaması gerektiğini bunun da eğitimle olacağını” söyledi! Kısaca Rum Türkçe, Türk de Rumca öğrenecek! Ve Türk EOKA’nın zulmü ile Atlılar, Muratağa, Sandallar toplu mezarlarını anlatırken, Rum da 1974 Barış Harekâtı’nı anlatıp Türkiye’nin yurdunu işgal ettiğini söyleyecek! Ve sonra kol kola girip zeybek oynayıp sirtaki çekecekler! Ancak hayal edilebilen barış bu kadar!
HELLİM OLAYI: Haber arada kaynadı gitti. Oysa bir süre önce İngiltere’deki bazı peynir üreticileri hellimin sadece Kıbrıs’a ait olmadığını dolayısıyla Kıbrıslı olarak tescil edilemeyeceği itirazında bulundular. Ve aklıma geldi: Zavallı Araplar! Hellim de dahil pek çok şeyin sahibidirler ama savaşmaktan baş kaldırıp kendilerine bile bakamıyorlar. Yoksa adı üstünde. “Hallumi!” Tertemiz Arap!