Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bitmeyen istekler (GYÖ’lere sığınan Anastasiadis’in istekleri bitmiyor!)

Geçen hafta Hürriyet Gazetesi muhabiri Brüksel’deki AB-Latin Amerika zirvesindeki toplantıyı fırsat bilerek Anastasiadis’le bir röportaj yaptı. Anastasiadis’in bazı söylemlerini kısaca değerlendirmek istiyorum.
YİNE GYÖ’LER: Bu Güven Yaratıcı Önlemlerin müzakerelerin önüne çıktığını çok yazdık. Bir şey daha yazdık: “İyi niyetli tutum gösterilerinde çözüme katkıda bulunulacağı fikrinde masada alınacak kararlar toplum katlarına indirilerek GYÖ’lerin kapsama alanına sokuldu! Ve dikile dikile Anastasiadis taktiği ile şu yargıya varıldı: “GYÖ’lerle istediklerimizi yerine getirin, müzakereleri bal kaymak yapalım…”
AB’NİN MÜDAHİL OLMASI: Mesela Anastasiadis GYÖ’ler için Hürriyet Muhabirine Türkiye’den beklentilerini anlatırken “örnek olacak adımlar atmasını” da istiyor. Bu adımlardan biri “GYÖ’ler kapsamında açılması öngörülen önemli geçiş noktalarındaki “askeri bölgelerden” mümkün olduğunca çok sayıda askerin çekilmesidir!”
Bu arada Anastasiadis AB’nin müzakerelerde müdahil olmasını isterken şöyle diyor: “Tüm Kıbrıslıların yararı için. Sonuçta Kıbrıslı Türkler de AB vatandaşıdırlar. Kıbrıs pasaportları AB vatandaşlıkları vardır…”
VE NASIL BİR ÇÖZÜM GÖZLÜYOR: Dönüşümlü Başkanlığa sıcak bakmadığı bir gerçek… Çözüm olursa adadaki tüm askerlerin gitmesinden yana… Garantör ülkelere ihtiyaç yoktur diyor… Kapalı Maraş’ın iadesi çalışmalarının başlamasını istiyor… Çözüm için en önemli unsur “kazan kazandır” diyor… Kimse Kıbrıs Türklerinin ve Rumlarının çekincelerini görmezlikten gelemez demeyi de unutmuyor! Ve ekliyor: Bu kez referandumda Kıbrıs Türk halkının “evet” diyeceğinin garantisi yoktur! Dengeli bir “kazan kazan olmalıdır!”
FAKAT KUZEY İÇİN GYÖ’LER YOK! Hep kaybeden Rum tarafı için var! Ver yeyim seni öveyim! Yaza söyleye helak olduk hadi bir kez daha yazalım.
Rum liderliği ile kilisesi kırk yıldır işgal altında olduklarını, mülklerinin Türkler tarafından gasp edildiğini, Kuzey’de kurulan devletin korsan devlet olduğunu İddia ediyor ve her uluslar arası platformda lobileri ile birlikte propagandalarını yapıyor, kısaca “mazlum rolünü” oynuyor… Dolayısıyla Türk tarafından GYÖ’ler için ödün üstüne ödün istiyor!
Fakat: “Ben tüm adanın devletiyim” iddiasına karşın Kuzey’i ambargolar altında inletiyor, AB’deki iki sandalyesini gasp ediyor, Yeşil Hat Tüzüğünü çalıştırmıyor, Rum okullarındaki gencecik beyinleri Türk düşmanlığı ile yıkıyor… Sonra dönüyor GYÖ’lere sarılarak “istediklerimi yerine getirin” diyor! Bekleyin ki bu adadaki Türk Rum halkları “kazan kazan kazansınlar!” Pöhh!
**********
CTP Kurultayı: (Sorunları ortalara sermek yetmez!)

CTP 25. Kurultay’ını yaptı. Aslında eğer “köşeciysem” bilmem gerekir ama doğrusu ben siyasi partilerin bünyelerini, hele o bünyeleri oluşturan organlarını, hangilerinin sağlıklı hangilerinin hastalıklı olduklarını, kimlerin partiyi basamak yaparak yükseklere çıktığını, kimlerin yükseklerden tepe taklak düştüğünü, hangi partililerin hama humaya meraklı olduğunu, hangilerinin rüşvet yediğini, hangi kodamanlarının kişisel çıkarları için çıkınlarını doldurduklarını, ayak oyunlarını, hiziplerini, birbirlerine bayda atıp kakma sallamalarını falan bilmem!
Fakat şunu iyi bilirim. Tüm siyasi partilerimiz “popülizmle” kaimdirler! İktidara gelmek için çalışırlarken ne vaatte bulunurlarsa bulunsunlar biliriz ki seçim kazanmak için yapılan ve genellikle gizli kapılar arasında olagelen o vaatlerin çoğu “aş, iş, ihale, atama, arsa spekülasyonu, kredi…” Gibi şeylerdir.
ÇÜNKÜ: siyasi partilerin “oya” ihtiyaçları vardır. Seçmenlerin ise insanca yaşamaya… Yani “refaha dolayısıyla daha çok parasal olanaklara…” Durum öyle olduğunda idealinin de şöyle olması gerekir: “Tüm memleket kalkınırsa insanlar da otomatik olarak refah ve saadete kavuşacaklarından dolayısıyla popülizm yapmaya gerek kalmayacak… Hele KKTC kalkındırılıp ayağa kaldırılırsa tüm insanlar hakçasına paylarını alacağından ne dalaverelere başvurulacak ne alavereler çevirecek! Üstelik ve kendiliğinden hukukun üstünlüğü de yerli yerine oturacak çünkü refah ve barış içindeki insanlar “kanunsuzluk ve terbiyesizlik” yapmayacak!
TALAT İŞTE O ZAMAN KONUŞACAK: Ve diyecek ki “ey ahali CTP iş bulma yeri değildir. Hadi bakalım başka kapıya!” (Ki ülkede UBP kapısı da var, DP kapısı da var, TDP kapısı da var!) Eğer o kapılar da insanların “aşı,işi için açılmıyor, aksine “millet memleket” davası için “büyük icraatlar” peşinde koşuyorsa mesele yok! Böyle vatana canlar kurban çünkü böylesi memlekette “işsizlik olamaz!”
DEMEK Kİ NEYMİŞ: Memleketi “aş, iş, para, yaşam derdinden kurtaracaksınız ki “siyasi partiler olarak taşeronluk değil, hükümetçilik yapasınız!”
OYSA: KKTC -şimdi yeniden o nedenleri sıralayıp baş ağrıtacak değiliz- Tam tamına nev’i şahsına münhasır bir devlettir ve bu devletin en büyük sorunu “aş iş dolayısıyla yaşam sorunudur! Bu nedenle siyasi partiler isteseler de kişisel çıkarları tatmin etmekten kurtulup KKTC’nin yüce çıkarlarının hükümetleri olamazlar!
İŞTE BİR KÜÇÜK ÖRNEK: KKTC’nin beş yüz polise daha ihtiyacı varmış. Bırakın beş yüzü! Yirmi kişiyi polis yazsanız yarıdan fazlası iktidardaki partinin “adamlarından” olması için tüm imkânlar seferber edilir! (Ha Polis Genel Müdürü partili olmadığı için “vekil” olarak bırakılır!) Hele kamudaki üst kademe atamalarında bu seferberlik daha büyük olur! Sonuçta birileri “aşa işe kavuşur ama gam değil dersiniz!” Fakat asıl sorun ki şimdi Talat’a hak veriyoruz, son zamanlarda CTP Koalisyon hükümetinde olagelen alavereli dalavereli ve etiğe sığmayan atamalardır!
**********
Kısaca takıldığım: (Canlılar da cansızlar da!)

Canlılara yar olamayan hükümetten yahut gelip geçen hükümetlerden “cansızlar” için himmet bekler misiniz? Beklenmediği için sittin senedir bu ülkenin dağları, taşları için oyulmaktadır.
Beklenmediği için Mağusa Suriçi’nin evleri eski eser denilerek viraneliğe terk edilmiştir.
Beklenmediği için kırk yıldır Mağusa Limanı’na el değmemiştir!
Beklenmediği için patlak çatlak yoların, tehlikeli kavşakların onarımları yapılmamıştır! Trafik bu nedenle canlar almaktır!
Beklenmediği için Lefke’nin maden sorunları devam etmektedir ve hep edecektir!
Beklenmediği için TC’den gelecek suyla oynamaya başladılar onu da benzeteceklerdir!
VE MÜJDE: Osmanlı’dan kalma Mağusa kapısından çıkan taştan yapılmış tarihi “köprünün” bir ayağı yıkılıyor! Cansızdır, yıkılsın mı?