Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Doğu Akdeniz yeni egemenlik alanıdır…

“Avrupalı  Güney  Rum Yönetimi, Kuzey’deki komşusu Asyalı Müslüman Türk bölgesi olan sınır boylarında  her hangi bir düşman sızmasına karşı tedbirlerini artırırken;  sınır kapılarında da  “İŞİD veya Türk-İslam teröristlerinin Güney’e geçmelerini önlemek için daha sıkı denetimler yapmaya başladı!..”
Yukarıda yazdıklarım üç aşağı beş  yukarı  Rum Yönetimi’nin son günlerde paranoya haline gelmiş hezeyanlarından biridir!  Değil mi ki Paris’te şu terör saldırıları  oldu!  Avrupa ülkeleri tedbirler alıyorlar…
E Güney Kıbrıs bir AB ülkesi değil midir? 
Kuzeyinde bir Müslüman yönetim yok mudur?    Bu yönetim Türkiye ile ilişkiler içinde değil midir? 
Dolayısıyla terörizme açık bir konuma girmez mi? 
Ve Avrupalı  AB üyesi Hristiyan Rum toplumuna yönelik Kuzey’den organize terörist saldırılar düzenlemez mi?
O zaman sınır kapılarında alınsın  sıkı tedbirler!
“GÖSTERİ” DEDİĞİNİZ ANCAK BU KADAR  OLUR!  Ve ne olur?  Tulûat! Ki tarihi boyunca Türk halkı bünyesinden çıkışlı ne bir organize saldırı oldu Rum yerleşim bölgeleri ile insanlarına ne de bir terör hareketi…
Onlar  ise yıllar yılı “saldırdılar da yaktılar da yıktılar da öldürdüler de! Terör eski ifadesi ile  “tethişçilik”  ise genlerinde var! Buna karşın dünya eleme göstermek istiyorlar ki  “Kuzey’deki Müslüman Türk Yönetimi tarafından tehdit altındadırlar!” Doğrusu bu insanlardan korkulur!  Üstelik çok da düşündürücüdür:  “Bir gün Rum halkı ile bu adayı  federasyon çatısı altında paylaşmak zorunda kalırsak kim bilir bu efsane haline gelmiş “düzenbazlıklarıyla” başımıza ne çoraplar örerler…  Diyelim ve şu gaz’la Maraş olayına gelelim:
BAŞINDAN BERİDİR BİLİNİYORDU:  Biliniyordu ki Doğu Akdeniz’de Araştırmaya ve büyük paralar harcanmasına değecek oranda hidrokarbon yatakları yoktur!   Nitekim önce Noble şirketi bu iş boş iş dedi mayna etti! Sonra Fransız Total Şirketi tornistan ederek pılısını pırtısını toplayıp kaçtı!  Şimdilerde Rum, İsrail ile birlikte cascavlak ortalarda kaldı denebilir…
PEKALA TÜRKİYE NEDEN ORADADIR:  Çünkü Doğu Akdeniz stratejik yönden  önemli bir konuma girdi.  Bu denizin kıyılarında Suriye, İsrail,  Filistin, ötede Lübnan, Ürdün,  Mısır var… Dolayısıyla bu denizde  sadece gaz petrol aramazlar…  “Araştırma yapacağız” bahanesi ile Doğu Akdeniz’e  postu sererler ki yanına Irak’ı da katarak  yangın yerine dönmüş bu “bölgeyi”  daha iyi görüp daha iyi izlesinler… Kısaca artık Doğu Akdeniz’de de egemenlik savaşı vardır bunun da kamuflajı  Münhasır Ekonomik Bölgelerdir!
     **********
Türkiye’den rica etsek de AB ile ilişkilerini düzeltse (Şu bizim doğrudan ticaretimiz için!)

Kıbrıs Türk ekonomisi büyük bir sorunla karşı karşıyadır.  Aslında 1974’den beridir bu sorunlar vardı çünkü  “ekonomi”  adına tüm  sektörel girişimler  “sorunlu” başlatılmıştı.         Mesela 1974’ten hemen sonra oluşturulan Sanayi Holding!  Vakta ki elimize Rum’un 400’ün üzerinde irili ufaklı tesisleri geçtiydi, sorduyduk: “Ne yapalım?”   Ve  “Sanayi Holding’i” oluşturduk!  Pekala neydi sorunu?  “Ne çalıştırmasını biliyorduk ne de teknolojilerine sahiptik.  Üstelik üretilenleri pazarlayacak piyasamız da yoktu!” Ne oldu sonuçta?  Battı ve arkasında bini aşkın işsiz bıraktıydı!
Yukarıda yazdıklarımın altını yeniden çiziyorum:  “Ne çalıştırmasını biliyorduk,  ne teknolojilerini  biliyorduk ne de üretilenleri pazarlayacak piyasamız vardı!”  
Bugün bu sorunlar aynen devam ediyorlar! Hantal Merkeziyetçi  Devletçiliğin “popülizm ve partizanlık” katkılı sektörleri  dillere  pelesenk  “sistemsizliklerle”  sarmalanmışlar!  Yenilenmeyen teknolojileri nedeniyle de kaliteden kaybediyorlar! Ürettiklerini  pazarlayamadıklarından  zarar ediyorlar!  Ve sonuçta bir baltaya sap olamamış hayırsız  evlatlar gibi  “kör yiyici”  oluyorlar!”
OYSA:  “Toprak” diyorsanız   gazi  gani!.. Büyük ve Küçük baş hayvan popülasyonu  haddinden fazla!..   İmalat Sanayimiz  harıl harıl üretim yapmakta… Artık AVM’lerimiz bile var! Üniversitelerimiz, devasa turistik otellerimiz… Say say bitmez!
ÜSTELİK:  Sütü satıyorsun parasını alamıyorsun çünkü imalatçı da sattıklarından  alamıyor! Dolayısıyla hayvan besicileri  süt  paralarını  alamadıklarından mağdur durumlara düşüyorlar!  
Narenciyen var ama pazarı yok! Elde kaldılar mı üretici kaybediyor!  Patates Mersin gümrüğünden sürekli dönüyor  aslında “dönmeyen”  ihracat tekerleğidir! Kısaca   1974’den beridir neyse sorunlar,  aynen devam ediyorlar!
PEKALA NASIL KIRACAĞIZ BU KISIR DÖNGÜYÜ?  Eğer desek ki  “ey Türkiye hatırımız için ne olursun şu AB ile ilişkileri düzelt de ambargoları kırıp doğrudan ticaret olanağı bulalım” ricasında bulunsak bir şey yazar mı?
Sanmıyoruz!  Daha dün Davutoğlu TC aleyhine çıkan Raporla ilgili olarak Brüksel’deki  Türkiye Büyük Elçisine talimat verdi:  “Bize göndermeniz için size getirilecek zarfı açmadan,  yanına protestonuzu da ekleyerek aynen  iade edin!” Eh böylesi gelişmelerden sonra hangi iyileştirmeyi bekleyebilirisiniz ki  bizi de iyileştirsin? 
KKTC’nin kesinlikle AB ile doğrudan ticarete ihtiyacı vardır.. Oysa AB karşısında gitgide sertleşen bir Türkiye görüyoruz… Yani umut nanay! O halde bir süre daha kendi evimizi  temizleyip tertipleyip disipline sokmak için çalışmamız gerekecek.  Bu da uygulanacak ciddi programları zorlar. Hadi buraya kadar geldik bir de şu  Hükümet olurlarken uygulanacağını deklere ettikleri   CTP-DP koalisyon Hükümetinin programına bakalım. Ola ki uyguladıkları bir şeyleri  oldu da görmedik!
     **********
Kısaca takıldığım: (CTP-BG ile DP koalisyon programı)

Hikâye şöyle başlar: “Yeter ki iktidara konalım!”  Konana kadar laf’ı güzaf çok! Sonrasında halka dönüp seslenirler:   “kanmayaydınız!”  İşte o program:
Sıkıntılar reformlarla aşılacak!  (Gördünüz mü “r”sini?)
Temel vizyon sürdürülebilir vizyon olacak.  (Büyük laftı doğrusu!)
Gelir uçurumları yaratılmayacak.  (Tam aksi oldu!)
Kamu Hizmetlerinde  verimlilik ve üretkenliğe önem verilecek.  (Allah inandırsın!)
Demokrasi  ve hukuk düzenine dikkat edilecek.  (Eh akmazsa damlar.)
Kararlar halkın özgür iradesi  ile alınacak.  (Mal meydanda, Meclis bile alamıyor, Bakanlar Kuruluna havale!) 
Anayasa’da değişiklik yapılacak… Hatta ısrarla 181 ve 162. Maddeler değiştirilecek diyorlardı!  (Beceremediler!)
Yasama Dokunulmazlığına sınırlama getirilecek.  (Duvara tosladı!..)
Kamu Yönetimi AB muktesebatına uygun olacak. Etkinlik ve verimliliği artırılacak!  (Büyük idea!)
Türkiye ile yakın istişarelerde bulunulacak.  (Bakın  bu en çok uygulananıdır  çünkü ucunda kaparozlanacak para vardır!)
Savurganlık kalkacak tasarruf gelecek.  (İstihdamlar ispatıdır!)
Vergi beyanı kolaylaştırılacak.  (Aslında “vergi almayacağız” yazacaklardı! Neyse ki uygulamada düzelttiler!)   Vesaire…  (Yani böyle bir programdı uygulanması n diye yapıldıydı öyle de kaldı!)