*Türkiye yıllardır terörün pençesinde kıvranmaktadır! Sadece PKK terörü sonucunda asker, sivil kayıpları otuz bini aşmıştır!
* Aynı Türkiye Suriye’deki savaşlar nedeniyle en çok mağdur olan ülkelerdendir. Bir milyon Suriyeli Türkiye’ye sığınmıştır!
* Kıbrıs’ta 1963 yılından beridir Türk halkı Rum saldırı ve zulmü altındadır! AB tarafından ambargoludur!
* 1947’lerden beridir Filistin İsrail’in dur durak bilmez saldırı ve sarmalı altında yaşamaya çalışmaktadır!
* 1990’lardan beridir Irak, Amerikan modası “tertip, terbiye, demokrasi iddialarının kurbanı olarak seçilmişliğinin kara bahtlı felâketlerini yaşamaktadır!
* Libya’yı adam edeceğim diyerek tarumar eden Batı ile Amerika şimdi keşke Kaddafi dönemi kalsaydı demekte! Vesaire…
FRANSA’DA KALAŞNİKOFLAR 12 KİŞİYE KURŞUN YAĞDIRIP ÖLDÜRÜNCE DÜNYA ŞOK OLDU! Yok yahu! Öyle mi? Ama 35 yıldır Türkiye’nin canına okuyan PKK terörü hiç mi hiç şok yaratmadı! Otuz bin şehide karşılık ne batı ne Amerika yerinden bile kıpırdamadı!
Kıbrıs’ta kırk yıldır devam eden Rum saldırı ve zulmü altında hâlâ hayat ve varlık hakkı arayan Türk halkının durumu vicdanları sızlatmadı! Kimseler şok olmadı! Ne toplu mezarlar gerçeklerinde ne de Rumlar tarafından kıyım kıyım kıyılırlarken izolasyonlarla sefalete terk edildiklerinde! Aksine Rum’la birlikte Türk halkının canını nasıl çıkartacaklarının kumpaslarını çevirdiler!
Filistinlilere bin beterini yaptılar hâlâ devam ediyorlar! Irak çoktan parçalandı!
NE OLDU DA ŞİMDİ DÜNYA ŞOKA GİRDİ? Bu dünyanın şoka girmesi için birilerinin ellerine kalaşnikofları alıp Hz. Muhammed’in karikatürünü çizmeye devam eden bir derginin basıldığı matbaadaki insanları taraması mı gerekirdi? On binlerle değil, sadece on iki kişi! Oysa sadece benim toplu mezarlarımda iki yüzün üzerinde şehidim vardır! Fakat o kanlı olaylar gerçekleşirken dünya asla şok olmadıydı! Ne Türkiye’deki terör olaylarında ölenler için ne Filistinliler için ne de Irak’takiler için!
TABİİ TERÖRÜ KINARIZ: Kınamak ne kelime lanetleriz çünkü onun şerrine uğrayan bizdik! Hayatlarımızı söndürdüğü için en iyi biz biliriz! Buna karşılık AB kırk yıldır seyrediyor! Üstelik Ambargolarını uygulayıp Rum’la birlikte keyfini çıkarta çıkarta! Hiç “şok” olmadan! Gidi Avrupa seni!
**********
Demek ki neymiş? (Dayanacaksın kapıya, bağıra çağıra kıracaksın!..)
O zaman hak da senin olmakta hukuk da! Fakat itiraf edelim: Bu defaki olmadı! Hükümet, “her kim kapısına dayanır, bağırır çağırırsa onun hakkını verir” şeklinde yarattığı imajı, bu kadar açık seçik ve kör gözüne parmağım, “kuvveden fiile” geçirmemeliydi! Ben Hükümet adına üzüldüm.
Kaldı ki bu tip olayların yabancısı da değildik. Hatırlayın Soyer’in Başbakanlığı döneminde de sendikacılar kapısına dayanıp eylem yaparlarken Başbakan kendilerini makamına davet edip çay kahve ikram ederdi! Gülüp geçer, bu da “cici demokrasidir” derdik!
Fakat bakanlık kapılarının böylesi hiddet ve şiddet karışımı isyana varan eylemlerle kırılmasına ne “demokrasi” diyebiliyoruz ne de “hak hukuk!” Bundan sonra “sendikaları” kimseler zapt edemez! Yetiştiren o kapılara dayanacaktır, kırmacasına!
GELELİM SORUNA: Peşin peşin yazalım. Dünyanın her yerinde sanayileşmiş ülkeler de olsalar “tarım kesimi” ile “hayvan besicileri” devletin özel destekli himayelerindedirler… Çünkü bu sektörler “doğanın azizliği” karşısında çoğu zaman çaresizdirler! Dolayısıyla pek çok mesleğin aksine ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar üretimleri hem “şansa” kalmakta hem de “talihe…” Kısaca toprakla hayvanlarla uğraşmak kolay değildir her zaman rizikoludur!
KKTC’de tarım ve hayvancılık sorunları pek çok ülkeden daha ağırdır çünkü Kıbrıs yarı kurak bir adadır! Çoğu zaman da kuraktır! Suyu serttir zaten yoktur! Bu kesimde çalışan insanlar her kesimden daha çok devlet desteğine ihtiyaç duyarlar!
OYSA: Tarım kesiminde kırılma 1974’ten önce başladı! Önce “karma ziraat” terk edildi! Yerine “kuralık primi” getirildi ki toprağı tımar etmeden, tohumu ekmeden beleşinden para kaparozlansın!
Sonra “devlet himaye ve teşvikleri abartıldı!” Devletçi politikalarda hükümetler “popülizm ve partizanlık” uğruna “ürün satın alan tüccar” duruma düştü!
SON OLAY: “Süt bedellerinin ödenememesinden kaynaklanan olay bu müflis sürecin sonucudur! Ki Toprak Mahsülleri Ofisi de ayni durumdadır Cypruvex de ayni durumdadır, Süteks de aynı durumdadır…
Şimdilerde deniyor ki Tarım kesimi yeniden yapılandırılacaktır! Sanki bugüne kadar “yeniden yapılandırılmasını gerektirecek bir sorun yaşanmamış” gibi!
GERÇEKTE: Devletin baştan aşağı yapılandırılması gerekiyor. Hantal, bürokratik işlemlerle ağırlaştırılmış, çalışamaz duruma gelmiş! Kısaca mangos olmuş! Üstelik laf da dinlemiyor! TC parayı pompalamasa tek bir memurunu ödeyemeyecek durumda olan mevcut iktidar ve gelip giden iktidarlar, “ne reformlar paketine iltifat ediyorlar ne de özelleştirmelere!” Üstelik demezler mi? “Bizim sistemimize uygun değildir!” O zaman adama, “öyleyse hadi sen kendi sistemini uygula” dersiniz! Bu kez de “sorunu olan gelsin kapıya halledelim” demez mi? Nihayet o kapıları kırdılar! Hadi bakalım “yeniden yapılanın! Haa! kapılarınızı da artık kırılamayacak kadar sağlam yapın çünkü devletin şanına ayıp oluyor! **********
Kısaca takıldığım: (Rum hapse atar biz sefalarını süreriz!)
Güney’in CYTA’sı yani Elektrik Kurumu ta İngiliz sömürge döneminden intikal eden tarihi bir müessesedir. Bir zamanlar Türkler de bu kurumun ortakları idiler…
Uzun bir süredir Güney’i bu “CYTA odaklı” dolandırıcılık olayı meşgul etmektedir. Olay Larnaka’nın Mormenekşe köyünde 80 yaşında Mehmet Mustafa adlı bir yurttaşın 7 dönümlük arazisi üzerinde geliştiydi! CYTA’nın eski Başkanı Kittis Türk tarafından da bazı kişileri ayarlayarak bir şebeke oluşturur. Önce Rum istihbaratına bağlı bazı kişileri devreye sokarak Mehmet Mustafa’yı sürekli Güney’de ikamet eder gibi gösteren evraklar tanzim ederler. Dolayısıyle Güney’deki satış yasağını delerler. Ve yedi dönümlük araziyi bir şirket aracılığı ile 1 milyon TL’nin üzerinde ödemeyle Mehmet Mustafa’dan satın alırlar. Sonra dönerler 2011 yılında hava alanının yanında bulunan bu araziyi CYTA’ya 27 milyon Euro’ya satarlar! Beş kişilik dolandırıcılık çetesi para paylaşımında anlaşmazlığa düşünce aralarından bir ikisi ihbarda bulunurlar… Aradan iki yıl geçer. Meclis soruşturması tamamlanır ve mahkeme söz konusu kafadarları 9 yıldan 3 yıla kadar varan hapislik cezalarına çarptırır!
BU HABERİ OKUDUĞUMDA GÜLDÜM: “Kırk yıldır Rum’un Kuzey’deki mülkünü sata sava bitiremediğimize!.. Rum mülkünü rant ekonomisi yaptığımıza!.. Puanlarla alavuna alatire sattığımıza!.. Hava paralarına ellerden ellere devrettiğimize!.. Babadan atadan miras kalmış gibi tapular çıkartılmalarına!… Seçimlerde oylara tahvil edilmelerine!.. Hâlâ daha en büyük ekonomi tezgâhımız olmalarına!.. Güldüm!..

Önceki Haber
Sonraki Haber

























