Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Navtex nedir? (İşte Rum Yönetimi’nin bahanesine neden olan haberleşme aracı!)

Az biraz biliyordum ama bir de aslı astarı nedir onu öğrenelim diyerek internete girdim ve Navtex’i tıkladım. İşte aklıma uygunluğunca yatan anlatımlardan bir tanesi:
Esas söylemi “Navigational Text.” “Denizlerde seyreden orta frekanstaki uluslararası gemilere, karşılaşacakları tehlikelerle güvenlik, hava raporu tahmini ve uyarılarında bulunan cihaz… Otomatik olarak ve yazılı sistemle çalışır… Bir nevi haberleşme aracı… Kıyıdan 400 deniz mili mesafeden yayınları kaydetme kapasitesine sahip…”
YANİ: Hiçbir günahı olmayan, kimsesine zararı dokunmayan, çok insancıl ve yardımsever bir cihaz! Üstelik bu hizmetleri için de tek kuruşluk para almamaktadır. Anlayacağınız hizmetleri beleştir!
İşte şimdilerde Anastasiadis’in diline pelesenk bu “Navtex” cihazıdır! Adam canını yedi! Müzakere masasından kaçtı! Şimdi de Barbaros’un peşine düştü… Nitekim geçen günkü Rum basını da “tahmin ederiz ki Türkiye Navtex’i yenilemeyecek” diye kendi kendini teselli ediyordu! Tam aksine Türkiye Navtex’ten hizmet alacağını yani Kıbrıs adası açıklarında sismik araştırmalarına Nisan’a kadar devam edeceğini açıkladı. (Osmanlı inadı! Sen kimsin ki benim denizlerdeki sismik araştırmalarıma ipotek koymaya çalışırsın çıkışı…)
Tabii Anastasiadis’in şimdilerde daha açık seçik söylediğince olay Navtex falan değildir. “TC’nin Rum Yönetimi tarafından korsan devlet olarak nitelendirilen KKTC adına araştırma yapmasıdır! Asıl devlet Güney’dedir ve tüm adanın devletidir… Pö pöö!
ANASTASIADIS MUZIRLIĞA DEVAM EDİYOR: Masaya dönmek için son talepleri şunlar: “Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik hakkını tanımalıdır… Doğal gaz Kıbrıs Cumhuriyeti’nindir… Kıbrıslı Türklerin anlaşmalar çerçevesinde bu gazdan paylarını almak için çözümü sağlamaları gerekir!” Yani biz de Güney’i Kıbrıs Cumhuriyeti ahkâmlarında tanımalıyız ki hem çözüm olsun hem de doğal kaynaklardan birlikte yararlanalım! Hadi bir daha “Pö pöö” çekelim!              
**********      
Hükümet zoru oynuyor: (Artık devlet sütçülük patatesçilik yapmaktan vazgeçmelidir!)

Sosyal demokrat CTP ile sadece “KKTC’nin yaşatılması kararlığından” öte hangi “izm”in partisi olduğunu bilmediğimiz DP Koalisyonu, belki çok uyumlu bir “hükümet” performansı göstermedi. Fakat öteden beridir “birbirlerinin icraatlarına karışmamakta” müthiş uyumludurlar. Yeter ki hükümetçilik devam etsin!” Nitekim Bakanlar Kurulu Kararları ile memleketi yönetirlerken bir DP’nin istediği yasalaşmakta bir CTP’ninki!            Bir doğruyu itiraf edeyim ama: Son dönemlerde hükümetin aldığı kararları yabana atmıyorum, üstelik “bir şeyler yapmanın çırpınışları olarak görüyorum. Zaten zaman zaman da “Köşemden” bunu vurguluyorum…
FAKAT HAYVANCILAR BU TILSIMI BOZDU: Koalisyon hükümeti bu kadar büyük tepki beklemiyordu! Aslında halk da beklemiyordu. Mesleki kesimler ne kadar haklı olurlarsa olsunlar. “Hukukun üstüne çıkıp kendilerini “cezalandırıcı” konumuna sokamazlar!” Suç işlemiş olurlar! Ki hayvancılar eylem yapmadılar! İsyan edip yıkıp kırdılar!
BUNA KARŞILIK: Hükümet kendini “cezalandırılması gereken suçlu durumuna” düşürerek büyük zafiyet gösterdi!
FAKAT! Evet suçluydu! Ve hayvancılar da eylemlerinde haklıydı! Karşı karşıya geldiklerinde hükümet hâlâ “merak etmeyin paranızı alacaksınız” diyordu. Hayvancılar ise “hemen şimdi” diye bağırıyordu! Kısaca hükümet zaman kazanmaya çalışıyordu ama Hayvancının da sabrı kalmadıydı!
DEVLET SÜTÇÜLÜK YAPMAYA DEVAM EDERSE: Açıkça yazalım. Devlet bakkalcılık, otelcilik, fabrikacılık, yapamayacağı gibi “sütçülük” yahut “patatesçilik” de yapamaz. Düşünün hayvancı süt paralarını “devletin maliyesinden” talep ediyor? Ne alâka!
Oysa sütün satışı da paralarının tahsil edilmesi de bu konuda kurulacak sistem de hayvancının olmalıdır. En basitinden sadece “birlik” olarak kalmazlar, “kurumlaşırlar, kooperatifleşirler…”
HAYIR AMA! İktidara hangi parti gelirse gelsin… İlle de elinin altında tepe tepe kullanacağı “çiftlikleri” olacaktır ki “adamlarını, partililerini, yakınlarını” kısaca kendine oy verenleri iş aş sahibi yapabilsin! Devlet sektörleri bu nedenlerden dolayı batmadılar mı? Belediyeler bu nedenlerden dolayı iflas etmediler mi? Ve bu nedenlerden dolayı değil midir ki bu ülkede seçim kampanyalarında sadece “aşa işe, kısaca istihdam vaatlerine, yahut devlet sayesinde kaparozlanacak nimetlere oy verilmektedir?”
2013-2015 MALİ VE EKONOMİK PROTOKOL BUNUN İÇİN UYGULANMADI: “Efendim özelleştirmeler bizim yapımıza uygun değilmiş!” (Fakat devletin sütçülük patatesçilik yapması uygunmuş!) Ki 2015’i zaten gördük yakında bu protokolün yenisi imzalanacak! Ve ne olacak? “Bunlar bize göre değil” denecek bir köşeye itilecek!
KISACA: Artık bir yerlerden başlanmalıdır! Hükümet yavaş yavaş kamburundaki yükleri atmalı, “yürütme erki” ile yetkili ve sorumlu olmalıdır! Seçim kazanıp iktidar olma uğruna kırk yıldır sürdürülen bu popülist ve partizanca statükonun statükocuları olmaktan vazgeçilmelidir ki KKTC devlet olsun!           
**********
Kısaca takıldıklarım: (Polisin sağduyusu ve barışçı tutumu takdirlikti)

Hâlâ Emniyet Genel Müdürü’nün “vekil” olarak görev yaptığı “polis teşkilatı,” eskilerde kalmış olması gereken bazı hesaplaşmalar nedeniyle, bu hükümet döneminde çok hırpalandı! Ki doğruya doğru diyoruz: “CTP kimselerden çekmediydi asker kanadı ile polis güçlerinden çektiği kadar!”
Ancak bugünün polisini farklı yere koyuyoruz: Ve işte örnek diyoruz: Geçtiğimiz gün hayvancıların eyleminde “polis” ancak bu kadar soğukkanlı ve barışçı davranabilirdi. Maliye’nin kapılarının kırılmasına karşın şiddete şiddetle karşılık vermedi. Vermiş olsaydı Allah göstermesin kan akabilirdi!
“Polisi” bu anlayışlı ve barışçı tutumundan dolayı takdir etmek gerekir. Şiddetin üzerine şiddetle gitmemesi bir felâketi önledi…                ***         BİR ZAMANLAR REKTÖRÜ İLE BİRLİKTE BİR DAÜ VARDI! Hatırladınız mı? Sonra nasıl olmuşsa olmuş aynı zamanda sütçülük de yapan hükümet bu kez de “üniversite” yönetme merakına düşmüş! Önce başındaki “rektörü” yemiş, sonra dönüp kendine uygun bir vekil Rektör seçmiş. Ne var ki bu memlekette hâlâ hükümet tarafından fıcırığı çıkartılmadan nasılsa çalışan kanunlar olduğundan, hükümet de tek başına DAÜ’yü rektörsüz yönetemeyeceğini anladığından; Başbakan Yardımcısı, “ben yeni yasa yaparım” demiş… Kaç zamandır işte o Serdar Denktaş’a göre yapılacak yeni Rektör seçimi yasasının çıkartılmasını bekliyoruz! Eee artık yapın, merakta bırakmayın!