Müzakereler sürecini izleyenler bilirler. Eroğlu müzakereler başlarken, Talat-Hristofyas ve Eroğlu-Hristofyas arasındaki müzakerelerde uzlaşıya varılan konuların peşin peşin “uzlaşı olarak kabul edilmesini” önermiş bu konuda ısrar etmişti. Anastasiadis ise “her şeye yeniden başlama” prensibinde direnmiş dolayısıyla “uzlaşılan konuları” dikkate almadan yine gündem maddeleri olarak masaya taşımak istemişti…
ŞİMDİ ÖĞRENİYORUZ: TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Selanik’te yapılacak olan “Karadeniz Ekonomik İşbirliği Toplantısı”nda Yunanistan Dışişleri Bakanı Venizelos ile de görüşecek. Tabii ki Kıbrıs sorunu da gündeme gelecek. Nitekim yapılan açıklamalarda bir yandan müzakerelerin yeniden başlaması için iki bakan formül ararlarken bir yandan da “kurulacak Federe Kıbrıs Devleti’nde Münhasır Ekonomik Bölgeler, Kıta Sahanlıkları” gibi konuları konuşacaklar.
İŞTE “Şimdi öğreniyoruz” yahut “üzerinden zaman geçtiği için unutulduydu” dediğimiz olay budur: Rum kaynaklarına göre meğer “Talat-Hristofyas görüşmeleri” sırasında Münhasır Ekonomik Bölge, Kıta Sahanlığı gibi konularda uzlaşıya varılmış bunların kurulacak federe devletin yetkisinde olmaları, gelirin ise 10 yıllık geçiş döneminde nüfus ve Kıbrıs’ın gayrisafi milli hasılasına katkı payları esas alınarak dağıtılmasında prensip kararına varılmıştı…”
TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Yunan mevkidaşı Venizelos ile işte bu konuyu görüşecek. Pekala müzakerelerin başlamasına zemin oluşturmak amacıyla yeniden gözden geçirilecek bu konularda bir uzlaşı sağlanacak mı?
EĞER Rum lider Anastasiadis’i işaretleyeceksek “hayır” diyoruz! Tek şansımız var o da ameliyatından sonra hem kalbinin “yumuşamış” olması bir, hem de bu “dar’i ve ölümlü dünyada” kavga etmenin hiçbir anlamı olmadığının idrakine varmasıdır iki… Kıbrıs adası gibi küçük bir ülkede iki halk eğer ilelebet şu veya bu statüde birlikte yaşamak zorundaysalar, “paylaşmasını” da becermelidirler. KALDI ki söz konusu olan sorun, tüm dünyayı sarmalına alan, uğruna kanlar dökülen enerjidir! Ve yine “kaldı ki” diyoruz: Birlikte ve huzur içinde yaşamanın ne sırrı vardır ne de yazılı kanunu ile kuralı… Bu adada İki halka gereken tek şey düşmanlıklardan arınmış barış gerçeğinde dostça ve iş birliği içinde yaşamaktır… Neden çok zor olsun!
***********
Kısaca takıldıklarım: (Sorunlar gündem olurlarsa mı çözülürler yoksa eylem haline gelirlerse mi? İşte cevapları)
KKTC’de “gündemi” kim yapar? Başbakan Yorgancıoğlu mu? Şu veya bu “bakan” mı? Sendikalar mı? STÖ’ler mi? Yahut artık rutine bindirilmiş günlük illegal olaylarla trafik kazaları mı?
“Hepsi” demiş olsak da yanılmayız, “hiç biri” demiş olsak da! Çünkü marifet “gündemi yaratıp” karşısında göbek atmak değildir! Yaratılan sorunların gündemleri “çözüm istedikleri” için zuhur ettiklerinden, zaten “evvel emirde” çözümü gerektirmektedirler! Oysa ne oluyor KKTC’de? Hemen yakın zamana bakalım ve yarattığımız gündemlerin nasıl altında kalıp ileride nasıl “yeniden” fakat bu kez “katmerli” sorunlar olarak gündeme geleceklerini görelim… Fakat önce ekleyelim:
KKTC’YE ÖZGÜ “SORUN ÇÖZME METODU!” Mesela haber şu: “Kar-İş’in eylemi sonuç verdi!” Neydi sorun? Öğrenci taşıyorlardı ve üç aydır ödenmiyorlardı! Artık KKTC’nin ağlama duvarı haline gelen Meclis kapısı önüne gittiler, bağırdılar çağırıp ağlaştılar ve “alacaklarını” aldılar! Demek ki neymiş? Bu ülkede “gündem” yaratmadan önce “eylem” yaratılırsa sorunlar şıp diye çözülürler! Her gün yollara dökülen “meraklılarına” hatırlatırız. Zaten artık “eylem” yapmayanlara da “mama” yok deniyor!
***
GELELİM BİR SÜRE ÖNCESİNİN RENKLİ GÜNDEMLERİNE: (MESELA DAÜ!) DAÜ’de Abdullah Öztoprak etrafında kıyametler kopartıldıydı… Hayır! Ne DAÜ’nün gelişim ve kariyeri… Ne bugünkü yapısal durumu ile gelecekteki durumu… Ne de KKTC’nin üniversitelerinin başını çeken bu üniversiteyi dünyaya tanıtacak, daha çok öğrenci akışı sağlanacak yönüydü söz konusu olan.
Ya neydi gündem? “Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş DAÜ Rektörü Abdullah Öztoprak’ı nasıl yer?” Sonra, “niçin yemek ister?” Ardından “yerse yerine nasıl bir DAÜ ikame eder?” Ve tabi yeniden yaratacağı bu DAÜ’de S.Denktaş’ın yetki ve sorumlukları, Sendikalarla birlikte ne olur ne kadar olur, seçimlerde ne kadarı oya tahvil olur?”
Ve aradan bir zaman geçti… Ooo! Bir baktık DAÜ gündemden bir gitti pir gitti! Ortada ne Rektör kaldı ne S.Denktaş! Allah Allah! Demek ki DAÜ Rektörsüz de idare edermiş! Ama Serdar Denktaş’sız asla!
***
POLİSE GENEL MÜDÜR: O da Sn. Başbakan ile Sn. Cumhurbaşkanı arasındaki düellodan kaynaklandı! Meğer Başbakan “mendili” Eroğlu’na taraf atarak “hodri meydan” demiş! Kılıçlar çekilmiş! Çeliklerin şakırtılı vuruşlarından kıvılcımlar parlamış! Her darbe, “Polise benim istediğim müdür olacak” haykırışlarında ses getirmiş…
Ve iki kamuoyu yaratılmış: Kebapçı’dan yana olanlar Gürler’den yana olanlar! Dolayısıyla Eroğlu’nu tutanlar Yorgancıoğlu’nu tutanlar!
Sonuç: Polis hâlâ genel Müdürsüz vekâlettedir ve de çoktan gündemden düşmüştür fakat sorun devam etmektedir!
***
BELEDİYELER SORUNU: Hiç gündemden inmedilerdi! “Bu kadar belediye çoktur” dendi birleştirilmeleri düşünüldü! Bir iki girişim yapıldı ama üstesinden gelinemedi! Çünkü bu ülkede gündeme gelen sorunlar değil, gündeme gelmeden “eyleme gelen sorunlar çözülür!” Polisin Emniyet Müdürü bu metotla atanamayacağı için polis müdürsüz kaldı! Belediyelerin ise “battık mahvolduk” diyerek eyleme çıkacak yüzleri kalmadığından sindilerdi çünkü batıran kendileriydi!
Hükümet baktı ki bunlar memleketin “eylemsiz” sorunları! Ne baş ağrıtıyorlar ne Meclis kapılarına dayanıyorlar, pustu kaldı, lafını etmiyor ki gündem olmasınlar!
Oysa haberleri hiç eksilmiyor: “Falan Belediye şu kadar çalışanı durdurdu yahut durduracak!” “Filan Belediye çok zor durumda!” Taraflarına dönüp bakan bile yok ama!
***
TELEKOMÜNİKASYON SORUNU: İki defa ADSL’ler ayvayı yiyip çökünce ve de Genel Müdür Remzi Evram dayanamayıp, “yeni santral alınmazsa bir gün onarımını da yapamayacak memleket tümden internetsiz kalacak” açıklaması yapınca, Telekomünikasyonun başındaki fes düştü kel meydana çıktı! Hemen müjde verdiler: Elli bin abonelik falan, yeni ADSL sistemi kurulacak, ısmarladık Ali’ye gelecek Sali’ye!
Gündemden ha gitti gidecek derken “genel müdürün dili rahat durmayıp sorunun aciliyetini hatırlattıkça yeniden gündem oldu!” Olmamalıydı ama! Evram’ı görevden aldılar huzura vardılar!”
***
BİR DE VİCDANİ RETÇİLERİMİZ VAR: Aslında diyordu Başbakan, “benim gönlümde yatan aslan da askerliğin ilga edilmesidir, ama! Ama işte bu olay ne yaratılan gündemle ne eylemle hallolur! Her ne kadar bu memlekette bizim yetki ve sorumluluklarımızı aşmayan ne kaldı ki desek de bakın bu konuda gerçekten yetkisiziz! Onun için ‘vicdani ret’ de deseniz, ‘eylem’ de yapsanız emirleriniz başımızın üstündedir ama şimdilik işte o ‘baş’ biz değiliz!”
Tabii Sn. Başbakan, “gidin Güvenlik Kuvvetleri’nin kapısında eylem yapın diyemedi! Dolayısıyla vicdani ret gündemi de doğmadan öldü! Buna karşın mersiyesi okunuyor. O kadarı olacak!
































