Öleceği kesinleşmiş hastanın başında doktoru da bulunur, aldığı ilaçları da! Bu çaresiz çaba “Allah’tan umut kesilmediği” için değil! Hastaya karşı saygı ve sevgide yücelen duygulardandır. Ki bir gün insanlık ve Allah indinde “ilgilenilmedi” töhmetinin altında kalmamak için!
Masadaki Kıbrıs siyasi sorununa baktıkça aklıma bu tip ölümcül vakaların son çırpınışları gelir! Umutsuzluğa karşı sürüp giden “çözüm” çabaları! Nitekim dünya alem biliyor ki Rum’un Hz. İsa’sı ile Müslüman’ın Hz. Muhammet’i bir araya gelseler bu Kıbrıs sorununu bu Rum’un tutumu ile çözemezler! Kaldı ki Allah’ın peygamberleri bile olmayan kulları nasıl çözsünler?
Bunakarşın “haydin masaya” çığlıkları ile davetleri yoğunluğunca devam ediyor! Dünyasallığa mal olmuş bu kadar büyük ilgi ile iştiyak söz konusu oldukta da Anastasiadis’i ne yerler sığmakta ne de gökler! Adam siyasetçi olalıberi ne bu kadar “mühim “olduydu ne de böylesi başrol oyuncusu! Kasıldıkça kasılıyor! Ve tüm siyasetle iştigal eden politikacı erbabını peşinden koşturturken “işte şimdi dünyanın odağı oldum” dedirtmenin keyfinden burnundan kanlar akıyor!
SORMAK GEREKİR: “Kalite mi kantite mi? “Görüşmek için görüşmek mi yoksa çözüm için görüşmek mi?”
Ne demişti TC’nin AB Bakanı Volkan Bozkır? “AB’de Kıbrıs sorununu çözemez. Çünkü dünyadaki 5 bin kişi bu sorunun çözümünden dolayı ekmek yemektedirler!” Devam ettiği sürece de Kıbrıs siyasi sorunu etrafında kümelenmiş bu görevliler ordusu ile sivil toplum örgütleri çoğalmakta bir yandan AB’nin Eurolarını öte yandan BM’lerin dolarlarını cebellü edip “ham” yapmaktadırlar!
Tabii yatıp kalkıp Türkiye’ye dua etsinler! Kıbrıs’ı bir Suriye bir Irak bir Filistin haline getirmediği için! Aksine Güney’e bile tek fiskelik zararın dokunmaması yine Türkiye’nin adadaki barışçı tutumu sayesinde!
BU DURUMDA MÜZAKERELER BAŞLASA NE OLUR? Geçtiğimiz şubat ayından beridir devam ediyor. Eli kulağında bir yıl olacak! Bir santimlik ilerleme olmadı!
Fakat yine dikkatinizi çekerim: Buna karşılık müzakereler başlarken büyük umutlar taşıyan, neredeyse işte çözdük diyen Türk ve Rum liderlikleri arasındaki “iyi niyetli barışçı tutumlar” gitgide yitip giderken, yerini “düşmanlıklara” varan görüş ayrılıkları ile husumet dolu atışmalara bıraktı mı bırakmadı mı?
Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgeler olayları aslında müzakereleri sonlandırmak için icat edildiydi! Ve başarıldı da! Dolayısıyla masaya dönülse de bu dönüş “çözüm” için değil, “çözümsüzlüğü” sürdürmek için olur! Ta ki “hasta ölsün!” İpler o zaman kopar işte!
**********
Yorgancıoğlu Başbakanlığındaki reformlar hükümeti! (Hayali cihana değse de!)
“Müzakereler” cephesi öyle de “KKTC’nin vaziyetleri mi farklı? Mesela geçen yıla oranla yüzde 12 oranında artarak 154 milyon TL’ye ulaşan KKTC’deki aylık ödemeler gerçeği Shakespeare’in kuru kellesi gibi sırıtırken, “olmak mı olmamak mı işte bütün mesele budur” dediğine nazire, “Q vadis,” (nereye gidiyoruz) diye soracağız ki uzaklardan bir müjdeli ses işitilir: “Beş yılda düzelteceğiz?”
SN. YORGANCIOĞLU’NUN MUŞTUSU: Dün Havadis Gazetesi’nde yayımlandıydı. Havadis’ten Baykan Gürses Özdağ sordu, Sn. Başbakan cevap verirken açıkladı… Bu açıklamalardan bir kez daha öğrendik ki meğer bu hükümet kurulurken “bir reform hükümeti” olarak kurulduydu. Beş yılda KKTC’de her sorunu çözecekler… Nitekim bu reform hükümeti iyi bir başlangıç da yaptıydı: Siyasi Partiler Yasasını, Seçim halk Oylaması Yasasını, Anayasa’yı değiştirecekti! Meğer Anayasa değişikliğine “hayır” denmesi hepsini kadük hale getirdi! Buna karşın diyor ki Yorgancıoğlu, “fakat öngörmediğimiz bazı şeyler de yaptık! Bilgi Edinme Yasası, polisin sivil otoriteye bağlanması çalışmaları, bilançoların yeniden güncelleşmesi, kredi kartlarıyla ilgili değişiklikler… Tabii Sn. Yorgancıoğlu kamu görevlileri reformunu yapamadığı için sitemde bulunuyor! “Vergi kaçıranların üzerine gidilecektir” vaadinde bulunuyor…
Öğretmen eksiklikleri giderilecek diyor…
DAÜ için yeni yasa yapılacak, rektörlük seçimine gidilecek diyor…
Ve Sn. Başbakan “Maliye Bakanı’ndan memnun olduğunu söylerken, özellikle sağlık ve eğitim harcamalarından kaçınmadığına dikkat çekiyor” falan…
DURUMA BAKIYORUZ: Ve görüyoruz ki CTP-BG, DP-UG’li Yorgancıoğlu hükümeti henüz “yapacağız, edeceğiz” sözünün ötesine geçemedi! Yapılanlar ise reform değiller! Günün koşullarına göre alınması gereken yasal tedbirler! Mesela kredi kartları değişikliği. Yahut Bilgi Edinme Yasası ki düzgün çalışmıyor!
Tabii KKTC’nin sosyo ekonomik kalkınmasına yansıyacak adına “yeniden yapılanma” dediğimiz o büyük olaya fiske bile kondurulmadı! Kaldı ki TC ile imzalanan ve 2013-15 yıllarını kapsayan Mali ve Ekonomik Reform Paketi uygulaması da dondurularak rafa kaldırıldı.
Buna karşın yukarıda da vurguladığımızca halktan 5 yıl süre isteyen bu hükümet KKTC’yi ayağa kaldıracak müthiş reform haberleri müjdeliyor! Tabii “nasıl” sorusuna cevap vermeden?
Ne var ki Başbakan’a hakkını verelim. Şu gerçeğin de idrakindedir mesela şöyle diyor: “Bir şeyi talep etmek kolaydır. (Askerliğin kaldırılması konusunda) Yerine alternatif sunmaktır önemli olan…”
Bunu söyleyebilen Başbakan’a bakıyoruz: Ve görüyoruz ki “halka reformlar vaatlerini sunan hükümetin kamburu, gitgide daha bir ağırlaşan sorunlar altında büyümektedir!”
Mesela: Belediyeler ne olacaktır?
Mesela: Sürekli artan işsizliğe nasıl çare bulunacaktır?
Mesela: Gelecekte üniversitelerden mezun olan gençler için bugün ne düşünülmekte nasıl tedbirler alınmaktadır?
Mesela: KKTC’nin ekonomik geleceği ne olacaktır? Su da geliyor, kullanımı konusunda bir karara varıldı mı?
Mesela: Elektrik Kurumu’nun, Telekomünikasyon’un sorunları nasıl çözülecektir?
Mesela. Devam eden müşavirler sorunları, devam eden kredi kartları borçları sorunları, devam eden mazbata mağdurları davaları nasıl çözüm bulacaktır?
Mesela: Köylü, çiftçi, hayvancı narenciyecinin sorunları ne zaman azaltılacak bu sektörlere ne zaman istikrar kazandırılacaktır?
Mesela: Kayıt dışılığı önleyecek planlara karşın önlenememesinin sorunu ne zaman çözülecektir?
Mesela: 276 milyon TL’ye baliğ olmuş bütçe açığı nasıl kapatılacaktır? Ve saire…
KALDI Ki Kendi parti tabanlarından bile destek görmeyen “Koalisyon Hükümeti” acaba kaç zaman daha “erken seçim” ilan etmeden yola devam edebilecektir?
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (BİR GARİPTİR HALLERİMİZ!)
Meğer “idrak etmenin” de sınırı yokmuş! Mesela yeni yeni anlamaya başlıyorum: Kuzey’de sıkışıp kalmaktan mı, yoksa genlerimizden mi ne, her şeye “şaşıyoruz!” Neden çözüm olmadığından tutun, yarım saat yağmur yağdı mıydı her tarafı suların basmasına varıncaya kadar!
Ve hep “hayret” ediyoruz! Neden bu yağmur dediğiniz orada yağar da burada yağmaz?
Neden trafik kazaları bitmez?
Neden her yeni ders yılında kanun kuralmış gibi okullar öğretmen eksiklikleri ile açılırlar?
Neden bütün uğraşlara karşın sağlık servislerinde iyileşmeler yerine sorunlar artar?
Neden Türkiye yapmasa, KKTC yol yapamaz? Vesaire…
ÇÜNKÜ: Eski Yunan’da Kıbrıs insanını haksız yere “öküz” resmi ile ifade ederlermiş! Oysa Rum’u Türk’ü ile çok açıkgözdür Kıbrıs insanı. İşte ispatı!..
Polis köprü çıkışında bir taksiyi çevirir, şoförün kemer taktığını görür ve sizi tebrik ederim beyefendi der. Kemer taktığınız için şu kadar para ödülü aldınız. Bu para ile ne yapmayı düşünüyorsunuz?.. Şoför gayet ciddi, “Her halde artık bir ehliyet alırım abi” der…
Yan koltukta oturan bir kadın araya girer, dinleme bu herifi memur bey der, içince hep böyle saçmalar!
Arka koltukta kestiren bir yolcu ise ben size çalıntı arabayla fazla uzağa gitmeden yakalanırsınız dememiş miydim!
Ve bagajdan bir ses duyulur: “Yunanistan sınırına mı geldik?”
Benzetmek gibi olmasın ama hallerimize benzemiyor mu?
































