Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
EğitimKöşe Yazarları

Okulu bırakan çocuklar

barış Uzunahmet

Herhalde 21’inci yüzyıl bir süre daha Covid-19 salgını öncesi ve sonrası diye ayrılacak. Salgın sonrası dönemde dünya ekonomik olarak bir sarsıntı yaşadı. Bundan en çok etkilenen ülkeler elbette ki geri kalmış hatta gelişmekte olan ülkeler oldu.

Covid-19 salgını sonrasında dünyada fakirlik daha da artmış ve ekonomik sıkıntılara bağlı olarak birçok konuda sıkıntılar aşılamayacak duruma gelmiştir. Eğitim de bu sıkıntılardan nasibini almıştır. Salgın sonrasında okuldan ayrılan öğrenciler artmış, okuldan kaçışlar çoğalmıştır.

Bu kapsamda geçtiğimiz günlerde Türkiye Milli Eğitim Bakanlığının AB destekli okul terki ve devamsızlıkla mücadele amacıyla yürüttüğü Ortaöğretimde Devam ve Okullaşma Oranlarının Artırılması Teknik Destek Projesi’nin (ODAP) kapanış konferansında da bu konuya değinildi.

BBC Türkçe’nin elde ettiği verilere göre Türkiye’de şu anda eğitimin içinde olması gereken 612 bin öğrenci okul dışında… Son bir yılda 168 bin kişi okulu bıraktı. Türkiye’de zorunlu eğitim lise sona kadar devam ediyor Ancak Türkiye’de 15-17 yaş aralığında 861 bin genç okula değil işe gidiyor. Aile bütçesine katkı sağlıyor.

Gelelim KKTC’ye… Sakın “bizde böyle şeyler olmaz” demeyin. Ülkede süratle değişen demografik yapı dolayısı ile bizde de benzer sıkıntılar var ancak bizde ortada rakamlar olmadığı için bu konudaki sıkıntının ne olduğunu bilmiyoruz.

Bundan tam 4 ay önce Haziran ayında bu satırlarda şöyle demişim: “KKTC ilkokullarında 2023 verilerine göre çağ nüfusu 4500 civarında… İlkokul 5’inci sınıfların sayısı da bu rakama çok yakın… Lise son veya başka bir ifade ile 12’nci sınıflarda KKTC genelindeki öğrenci sayısı da 2600 civarında..”

Yani ortaokula başlayan öğrenci sayısı 4500 civarında liseden mezun olan öğrenci sayısı 2600… 6-7 yılda 2000 civarında öğrenci buharlaşıp yok olmadığına göre bu öğrenciler nerede?

Ülkede %10 civarında ana dili Türkçe olmayan öğrenci olduğunu veriler bize gösteriyor. Bunların yanında ciddi sayıda Türkiyeli işçilerin çocukları okullarımızda eğitim görüyor. Hade bunların bir kısmının ülkeden ayrıldığını düşünsek de aradaki bu farkı kapatması imkansız.

Ortaokula başlayan çocukların yarıya yakını liseden mezun olamıyorsa, eğitimi yönetenlerin bu konuda kafa yorması gerekiyor. Bizim anayasamıza göre zorunlu eğitim yaşı 15… Hal böyle olunca bu çocukların iş hayatına atılmaları muhtemel… Büyük olasılıkla da ucuz işçi olarak kullanılıyorlar. Bir başka seçenek de 15 yaşına gelmeden önce de okulu bırakıp aile bütçesine katkı amacı ile işe gönderilmiş olabilirler. Ne de olsa yeni demografik yapımız ve kültürel çeşitliliğimiz buna müsait.

Zaten ülkede bu konuda ciddi bir denetim de olmadığı için de bu konu çok şikayet konusu olmaz. Bildiğim kadarı ile bizim çalışma yasalarımıza göre de çocuk işçi çalıştırmak suçtur. Yakın zamanda gündem olan ülkeye getirilen ve köle gibi muamele gören yabancı işçileri getirenlerin, izin verenlerin, denetlemeyenlerin unutulup gittiğini, ceza almadıklarını gördükçe, eğitim dışına itilen, ucuz işçi olarak kullanılan gençler için de umutlanamıyorum.

Ne de olsa UBP kurultayı ve ardına uzun uzadıya giden Meclis Başkanlığı seçimleri çok daha önemli…

Eğitim ne ki!