İngiltere’de okullar Eylül başında açıldı. İşçi Partisi’nin olağan kongresi de Eylül’ün üçüncü haftası yapıldı. Neyse ki okulların açılışında bir erteleme olmadı. Bizim oğlan okula gider gelir anlatır. Sabahtan okul yöneticileri kapıda erkeklerde okul ceketi giyiliyor mu, gömlekler pantolonun içinde mi, kızlarda da etek boyu kısa mı? kontrolü yapılıyormuş…
Hepsini anladım da bu etek boyu kontrolü dikkatimi çekti ve ilginç geldi. 2024’te İngiltere’de böyle bir uygulamanın olmasına şaşırmadım dersem yalan olur. “Acaba 13 yıllık Muhafazakar Parti iktidarı döneminde oluşan bir durum mudur?” diye de düşündüm.
Oğlana dedim ki “nedir bu etek boyu meselesi?”. Oğlanın anlattıklarından anladığım aslında etekler çok da fazla uzun değil. Diz hizası veya biraz diz üstü. Ancak genç kızlar evden veya evden çıktıktan sonra eteği belinden katlayarak etek boyunu daha da kısaltıyorlar. Okulun kapısına geldiklerinde kontrolden geçene kadar etek boyu normale döner, içeri girdikten sonra etek boyları yine belden katlanarak kısaltılır.
Merak ettim acaba bu uygulama sadece bizim oğlanın okuldaki bir uygulama mıdır, yoksa başka okullarda da var mı? İnternette kısa bir araştırmadan sonra İngiltere genelinde benzer bir tartışma içten içe varmış. Eylül ayı ortasında İngiltere’nin saygın gazetelerinden The Telegraph’da “How short is too short for a school skirt? (Okul eteği için ne kadar kısa çok kısa sayılır?) bir de yorum haber vardı. Aslında konu öyle sadece “etek boyu şu kadar olsun bu kadar olsun” değil. Çok ciddi bilimsel ve felsefe içeren tartışmalar var.
Haberde yer alan bir annenin ifadeleri dikkat çekiciydi. Şöyle diyor bir anne: “Eteğini aşağı indirmesini söylemeye zahmet etmedim. Ne anlamı vardı ki? Sadece otobüs durağında tekrar yukarı çekerdi. Ergen bir çocuğunuz olduğunda, savaşlarınızı seçmeyi öğrenirsiniz. Ayrıca, ikiyüzlü de olurdum: onun yaşındayken, tam olarak aynı şeyi yapıyordum.”
Bu annenin söylediklerinden sonra bir anda kendimi düşündüm. Çocukların kız ya da erkek olması fark etmiyor. Şimdi ben oğluma “o saçları düzgün tara” diyorum ve arkasına kendimi düşünüyorum. Neler yapmazdık o yaşlarda saçlarımıza… Yok saçlar düz dursun diye ekşi suyu sürmeden tutun da, jöle, yağ ve daha neler… Dolayısı ile tartışmayı daha fazla ileriye götüremiyoruz.
The Telegraph’daki haberden anladığımıza göre bu kısa etek meselesinde bugünün genç kızları yani Z kuşağı, “erkeklerin ne düşündüğü benim sorunum değil” ideolojisine neredeyse militanca bağlı görünüyor ve bacaklarının cinsel bir meta olarak görülmesinden son derece rahatsızlar ve buna tepki olarak da etek boylarının kısalttıkları söyleniyor.
İyi güzel de “KKTC ne durumdadır?” diye merak etmedim değil. Bir süredir yurt dışında olduğumuz için konunun takibinde değiliz. Hemen birkaç müdür ve öğretmen arkadaşla temasa geçtim. Onların söylediklerinden anladığım şu anda okullarda etek boyu tartışması pek yok. Tartışmanın olmamasının en temel sebebi okulların önemli bir kısmında, kızlar ya pantolon ya da şort-etek giyiyor.
Bazı okullarda etek giyiliyor ancak etekler diz üstü olmasına rağmen çok kısa değil, çok kısa olanlar da zaman zaman rencide edilmeyecek şekilde uyarılıyor. Bir müdür dostumun söylediği şu ifade olayı açıklıyor: “etek gitti tartışma bitti”.
Bir başka yönetici dostum da “biz artık o işlere bakmayız, bizim çok daha önemli sorunlarımız var. Bizim artık prefabrik sınıflar, kalabalık okullar, doğru dürüst Türkçe bilmeyen yabancı öğrenciler gibi sorunlarımız var. Bütçe sorunumuz var. Para bulmak için girmediğimiz kılık kalmadı. Yönetici miyim, dilenci miyim bilmiyorum” dedi.
Bunları duyduktan sonra kendi kendime dedim ki; “Senin da başka işin yok da okullardaki etek boyu ile uğraşın”…
































