Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

PAZAR SOHBETİMİZDİR… KIBRISLI TÜRKLER TÜRKİYELİLEŞTİ Mİ?

Bundan bir süre önce, hemen her gün “açıklama ve görüşleri” ile medyada yer alan, eğer bir gün eksik kalsa “acaba ne oldu” diye merak ve kuşku yaratan Sn. 2. Cumhurbaşkanı Talat yine her zamanki gibi o rutin açıklama ve görüşleriyle medyada yerini alırken bir soru üzerine şunları söyler:
“Kim ne derse desin Kıbrıslı Türkler Türkiyelileşti. ‘Harup’ bile ‘harnup’ oldu. Türkiye’de olup biten her şeyi burada tartışan ve uygulamak için çalışanlar, bir de bağımsız devlet istiyoruz diyorlar… Toplum Türkiye gündemi ile kalkıp oturuyor. Türkiye’den ben de etkileniyorum. Ancak bu kadar olmamalı. Bunun sebebi de en başta kitle iletişim araçlarıdır. Türkiye burada beyinlere tamamen yerleşti…”
Haklı fakat eksik bir yakınma! Çünkü yıllarca “üst kimlik-alt kimlik” tartışması yapan da bizdik, “üst kültür-alt kültür” iddiasında “Kıbrıslılık” gibi bir sloganı “milliyetçiliğin” yerine koyup “halkların kardeşliğini” dolayısıyla Türk-Rum halklarının Kıbrıslılık bilinci ve harsında pek ala da bu adada barışçı çözümü tesis edeceklerini savunan da bizdik…
UNUTTUĞUMUZ ŞUYDU: Güney’e taşınmadan önce de Rum halkı için adadaki Türk halkı hem azınlıktaki bir “alt kimlikti” hem de “şamişici lokmacı” esamesinde bir “alt kültürdü!”
Ne demek oluyordu bu şaşı değerlendirmenin anlamı? Rum halkı için Türk halkı “ne gıpta edilecek ne saygı duyulacak, sosyo ekonomik gelişmemişliği ile kültürsüz bir azınlıktı…”
Gerçekten öyle miydi? Geçtiğimiz gün Dinçer Hasan Raif, tablet bilgisayarına aktardığı özel arşivindeki İngiliz dönemi “Türk-Rum halklarını” yansıtan türlü çeşitli fotoğrafları, bir bir gösterip bana soruyordu: “Bu fotoğraftaki insanlar Türkler mi Rumlar mı?” Hemen cevabı yapıştırıyordum. “Bunlar Türk, bunlar Rum…” Ve tabii cevaplarım doğru çıkıyordu. Kahvede, evlerin kapı önlerinde, tarlada, düğünde, yemekte insanlar… Hemen anlıyordunuz: Bu kara giysililer yani ciralar Rum kadınları, bu renkli ve dallı güllüler Türkler… Bu düğün Türklerin, bu Rumların… Bu kahvede oturup nargile höpürdeten Türkler, bu siyah şakşırlılar Rumlar…
Ve o fotoğraflarda çok açık seçik görüyordunuz: “Türkler aydınlık ve güleç yüzlü… Rumlar karanlık ve asık suratlı…” Hayır! Hiç ırkçılık yapmıyorum. Keşke Raif o fotoğrafları yan yana koyup medyada ayazlatsa…
Buna karşın Rumlar hiçbir devrede Türk halkını eşitlikçi anlayış içinde “kimlik sahibi” toplum olarak kabul etmedi… Tabi itiraf etmeliyim. Onlar çok erken okullaşırlarken Türk halkı eğitim olayını çok sonraları başlattı. “Cehalet” önemli bir fark yaratır, kabul diyorum!
Sonuçta şunu vurgulayacağım: Rum halkı için hor görülen Türk’ün o kadar güçlü bir “harsı” vardı ki asırlarca yan yana yaşadığı Rum halkının altında ne ezildi ne de dili ile dinini dolayısıyla Türklük kimliğini unuttu… Sizce de önemli değil mi?
(Tabii ne İspanya’nın Katalanlarını hatırlatacağım ne 500 yıldır bağımsızlık için uğraşan İskoçların nihayet referanduma gidecek hakkı kazandıklarına mim koyacağım! Bugün siyaset dışı konuşacağız ki geliyorum Kıbrıslı-Türkiyeli etkileşimlere…)
GERÇEKTEN TÜRKİYELİLEŞTİK Mİ? Her devirde her devlette veya toplumda “bir sosyal birliktelik” vardır… Ancak bu “birlikteliğin” yaşayabilmesi için sosyal aktivitesinin, yani bir potansiyelinin olması gerekir… Zaten bunlarsız ne “var olunur” ne de “özgür ve egemen.”
Kıbrıs Türk halkı Osmanlı döneminden beridir bu adada hep azınlık olarak kalmasına karşın eğer her zaman çoğunluk olan Rum halkının bir “alt kümesi” haline gelmeden kendi iradesi içinde var olarak yaşamışsa, şu halde Rum’un iddia ve inançlarının tam tersi olgularda hem bir “üst kimlik” bilincine sahipti hem de kültürüne…
Bu iddiamız tabii ki tartışılır… Fakat 432 yıldır bu adada ve şimdilerde, Kuzey’de “devletinin” devletlusu olarak “varlığını kendi üst kimlik ve kültürü” ile sürdürüyorsa şu halde “gitgide Türkiyelileştirilmektedir” savı doğru değildir… Kimliğini kaybediyor iddiası da dolayısıyla yanlış olmalıdır…
PEKALA NEDEN TC’NİN ETKİSİNDE KALINMAKTADIR: Gençliğimiz Rum’un Maraş’ında geçti. Yollarına, türlü çeşitli eşyalarla dolu dükkânlarına, ışıltılı vitrinlerine, sinemalarına, hayat standartlarına, ticaret anlayışlarına falan hayrandık… Hemen her Türk gencinin ilk aşkı Maraş’tan bir Rum kızı olurdu… Bazan nostaljik bazen gerçek…
Kısaca Maraş Mağusa halkının hem arka hem de ön bahçesiydi… Buna karşın Rum’un yarattığı o kalkınmışlığına dayalı “üst kimlik ve kültürünün” esiri olmadık. “Esir almak istediğinde de direndik…”
Çünkü yukarıda yazdığımca “toplumları yaşatan o müthiş sosyal aktivitenin sahibiydi Kıbrıs Türk halkı… Şimdilerde yeni jenerasyonun iddia ettiği gibi de “düşmanlık senaryoları” yazmıyordu! Mesela tüm adayı yutmak için teşkilat kurmuyordu! Kiliseleri askeri kışla haline getirmiyordu! Rum’a saldırıp yakıp yıkmıyordu!
Ya ne yapıyordu: “En az Rum kadar bu adada var olma hakkım vardır” diyordu…
Pekala ne oldu da asırlarca kimliğini kaybetmemiş bu Türk halkı “ansızın Türkiyelileşme” sendromu yaşamaya başladı? Üstelik Rumca kelimelerle karışık olan dilini bile düzeltmek çabalarında!
Nasıl oldu da 1974 Barış Harekatı’ndan sonra Kıbrıs Türk halkının sofralarına “Lahmacun, döner, beyaz peynirli rakı” kondu?
Neden TC’nin gazeteleri bizim gazetelerimizden çok daha fazla satılır oldu? Neden TC’nin TV’leri bizimkilerden daha çok seyredilmeye başlandı? Türkiye’deki haberler neden bizi buradakilerden daha çok ilgilendirir oldu? Neden “harubumuza” TC’nin diliyle “harnup,” “Mağusa”mıza “Mağusa” deyivermeye başladık? Hele hele memleket lokantalarla dolarken ne oldu bizim o meyhane kültürümüze? Güzelim böreklerimize, çöreklerimize?
KISACA: “TC’nin kültürüne mi yenik düştü kültürümüz?” O zaman demezler mi? “Öyleyse sizin enten püften bir kültürünüz vardı ki Rum’a nasıl dayandı hayret! Türkiye bir girdi içinize ne asırlarca Rum karşısında koruduğunuz “kimliğiniz” kaldı ne de “bozuk diliniz! Ne kültürünüz ne sanatınız… Kaldı ki ekonomi de onların elinde!”
HAYIR ÖYLE DEĞİLDİR: Kıbrıs Türk halkı aslına rucu eyledi… Evet Kıbrıslı idi ama Türk’tü… Dolayısıyla hayatını Türkiye ile birlikte daha bir zenginleştirdi. Fukara sofralarına yeni çeşniler kattı. Diline yeni kelimeler uladı. Sanatına yeni ustalıkları koydu. Cemaatti halk oldu… Kısaca devlet oldu ki “üst kimliğince.” Üstelik Rum kadar hakkı hukuku ile…
KİMSELER MERAK ETMESİN: Kıbrıs Türk halkı geçmişte de Kıbrıs Türk halkı idi, bugün de Kıbrıs Türk halkı olarak vardır. Kıbrıslı Türk işte…