Ülkede haftaya okullar açılacak. Hummalı bir çalışma var okulların bazılarında… Yeni öğretim yılına hazırlanmaya çalışılıyor ancak belli ki bazı okullarımız sorunlu açılacak. Kimisi inşaat alanı içinde eğitime devam edecek, kimisinde prefabrik sınıflarda öğretim yapılmaya çalışılacak.
Yıl 2024-25 biz prefabrik sınıflarda eğitimi konuşurken, Avrupa’da insanlar Yapay Zeka’nın eğitimde nasıl kullanılabileceğini tartışıyor. Geçtiğimiz gün Euronews’de yer alan bir haberde ve yapılan bir araştırmaya göre yapay zeka araçlarının konsantrasyon ve planlama konusunda zorlanan öğrencilere yardımcı olabileceği ortaya çıktı.
İsveç’teki Lund Üniversitesi’nde bir araştırma grubunun yaptığı çalışmada ortaya çıkan verileri yorumlayan çalışmanın başyazarı Johan Klarin, “Yürütme işlevinde daha fazla zorluk yaşayan öğrencilerin, üretken yapay zeka araçlarını okul ödevleri için, özellikle de ödevleri tamamlamak için özellikle yararlı bulduklarını gördük.. Bu durum, bu araçların akademik başarı için hayati önem taşıyan bilişsel süreçlerle mücadele eden öğrenciler için destekleyici yardımcılar olma potansiyelini vurguluyor” dedi.
Çok önemli bir şey daha söylüyor Klarin aslında… Yapay Zeka’ya her zaman güvenilmemesi gerektiğini ancak Yapay Zeka’nın öğrencilerin becerilerinin yerine geçmektense onları tamamlayan bir araç olarak kullanmaya odaklanılması gerektiğini vurguluyor.
Belli ki yeni dönemde Yapay Zeka hayatımızın önemli bir yerinde yer alacak hatta bazı ülkelerde almaya başladı bile… Artık üniversitelerde Yapay Zeka bölümleri var. Buralarda mezun olanlar var.
Belki de bu yıl üniversiteye giden Kıbrıslı Türk öğrenciler arasında Yapay Zeka bölümünde öğrenim görecek olanlar da vardır elbet… Yani bizim gençlerimiz arasında da dünyadaki bu gelişmelerden haberdar olanlar var.
Bizdeki sıkıntı eğitimi yönetenlerin gelişmeleri çok geriden takip etmesidir. Dünyada eğitim adına tartışılan konuları düşündükçe bizim ülkedeki eğitim sorunlarını yan yana getiremiyorum. Sanki biz başka gezegende yaşıyormuşuz gibi…
Elbette ki bu geriden takip ediş, insanların bireysel çareler aramasına neden oluyor. Bunun için de çok sayıda paralar harcanıyor. Bu harcanan paraların karşılığının da alındığı söylenemez. Belli ki en pahalı eğitim hizmetini biz alıyoruz. Buna rağmen genel anlamda yapacak çok işimiz var daha…
Yani biz mesela bu teknolojik ortamda, bu internet çağında bir propaganda filminin izlenip izlenmemesini tartışıyoruz. Gençler bu filmden etkilenebilirmiş… Emin olun ki bugünün gençleri ister yasaklı ister yasaksız, o filmi izlemek istedikten sonra bir yolunu bulup filme ulaşır.
Biz böyle bir çağda, prefabrik sınıflar ile uğraşıyoruz, okula parke döşemek, çocukların kantine nasıl ulaşacağını konuşuyoruz.
İngiltere’de durum nedir diye bir göz atarken dikkatimi başka bir ilginç haber çekti.. Ünlü ödüllü çocuk edebiyatı yazarı Anne Fine’ın söylediklerini düşünmek gerekiyor. Ne diyor Fine: “Ebeveynler öğrencilerin okula gitmek yerine çevrimiçi eğitim almasına izin vermeyi düşünmeleri gerekir”.
Yani anlatmaya çalıştığım şudur. İnsanlar artık eğitimde bazı kalıplaşmış şeylerin sınırlarını zorluyor. Teknoloji bize bunu dayatıyor.
Biz ne yapıyoruz? Prefabrik sınıflar yetişecek mi yetişmeyecek mi?
































