Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısKöşe Yazarları

Kulüp…

Burak Karataş

Eski başbakanlarımızdan Dr. Sibel Siber Hanımefendi, geçenlerde dikkate değer bir çalışma yayımladı…

Bu kitap, Kıbrıs’taki “Jön Türk” örgütlenmesinin tarihini inceliyordu…

Doğrusu ülkemiz için konuşacak olursak, bu alan bakir bir alandır ve bu konu üzerine yazılmış bir şeyler bulmak bir hayli zordur, diyebiliriz.

Tarihçisi bol bir ülkede yaşıyoruz ama gelin görün ki yazılanlar hep aynı şeyler… Bol bol Kıbrıs sorunu!

Güzel, elbet o da yazılacak. Üstelik o konu, bizlerin var oluşunu en kritik bir yerden incelediği için de kıymetlidir lakin dünyanın hiçbir bölgesinde bu denli içi boşaltılmaya çalışılan; sulandırılmaya, olanca önemini kırmaya yönelik çalışmaların olduğu bir başka “tarih konusu” da yoktur… Tüm bunlar, “Kıbrıs sorunu tarihçiliğini” iyi anlamamız için elimizde olan verilerdir. Belli ki bu alanda iyi eserler var ama git gide onların da ağırlığı kayıyor, ama…

Bu demek değildir ki bu adada yazılan tüm siyasi/tarihi eserler Kıbrıs sorunundan bahsetmek zorundadır.

Dahası, “adı konulmamış bu baskı”, adadaki edebi eserler için de uygulanıyor… Bu bir “mahalle baskısı” çünkü ve burada sözünü ettiğimiz mahalle tüm adayı kapsıyor, bir avuç azınlık haricinde…

Konuştuğum hemen her yazar, ya bu baskıdan şekvacı ya da baskıyı ciddiye almayıp sürüye kapılmayı tercih etmiş durumda…

Oysa hiçbir büyük yazar, sadece kendi ülkesinin sorunları ile meşgul olmaz, olamaz. Öyle olursa “yerel”de kalır, globale ulaşamaz.

Globale ulaşmanın yolu da kafa yapısını “kavram”larla inşa etmektir, vak’alarla değil…

***

Her neyse, bu alanda yazılmış pek kitap yok demiştik… Bu nedenden ötürü Sibel Hanım’a evvela bir teşekkür borçluyuz. Bu lafları edebilmek için bile birilerinin bu konunun kapağını açması ve bu konuyu konuşturması lazımdı. Nitekim, eseri böylesi önemli birinin yayınlaması da kitabı çokça konuşturmuştur, buna da şahitlik ettik.

Ve son birkaç söz daha: Kitap, elbette “bir tarihi gerçekliğe” ışık tutması yanında, doğal olarak, birçok şeyi de gözden kaçırıyor. Yani, tabir-i caizse, “etli bir konu” olan bu “Kıbrıs’ta İttihadçılık” mevzusu, daha çok araştırmaya ihtiyaç duymaktadır bize göre. Başka açılardan yansıyan başka ışıkları gösterebilecek nitelikte çalışmalar yapacak namuslu aydınları beklemekteyiz. Tıpkı, bundan önce de Sibel Hanım’ın eserini beklediğimiz gibi…

Bu beklenti, adanın geleceğini, ayrıca şimdiki düzlemdeki yerini tayin bakımından da önemlidir.

Nasıl ki Türkiye de Yunanistan da “İttihat ve Terakki” anlaşılmadan yerli yerine konulamaz, bu da öyledir işte…

Üstelik merhum Kemal Tahir ustamız, o güzelim Yorgun Savaşçı romanında ne dedirtmiştir Carlos Çorbacı karakterine?

“Siz benim geçmişi aradığımı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz, ben sizin geleceğinizi aramaktayım”…

Hülasa vaziyet budur.