“FIRSAT PENCERESİ OLUŞTURDUK”:
Dışişleri Bakanı Özdil Nami, 30 Aralık-6 Ocak arasındaki bir haftada isteyerek Navtex’i yayınlamadıklarını ve fırsat penceresi oluşturduklarını belirtti. Nami, Rum tarafının bu fırsat penceresini kullanmak yerine hakimiyetçi bir tavırla iyi niyeti berhava ettiğini belirtti
“9. PARSEL BİZİM, TÜRKİYE’NİN DEĞİL”:
Türk tarafının ortak iradesinin sadece Türkiye’nin aldığı bir karar olarak gösterildiğini ifade eden Nami, bundan duyduğu üzüntüyü de kaydetti. “Bizim aramızda böyle bir ayrılık yok. 9’uncu parselde Türkiye’nin hiçbir hak iddiası yok. Kıbrıslı Türklerin, bizim hakkımız var”
“SAMİMİ OLUNMALI”
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun köy ziyaretlerindeki söylemleri ile müzakerelerdeki açıklamalarının çelişmesi sorulduğunda ise Nami, “Cumhurbaşkanı’nın da 11 Şubat metninin içeriğine sadık bir şekilde hem müzakere masasında hem de halkın içerisinde vizyon ve mesajlar vermesi gerek”
“BU HAFTA ÖNEMLİ”:
Nami, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Espen Barth Eide’nin bugün adada başlatacağı ziyaretlerin ve Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ziyaretinin müzakerelere yeniden başlanması açısından önemine de vurgu yaptı
Dışişleri Bakanı Özdil Nami, 30 Aralık’tan 6 Ocak tarihine kadar olan sürede Navtex’in açıklanmadığını ve Rum tarafından bir iyi niyet adımı beklendiğini belirtti. Buna rağmen Rum liderin müzakere masasına geri dönmemesini samimiyetten uzak bir yaklaşım olarak niteleyen Nami, Rum tarafının yaptığı açıklama ile hakimiyetçi bir tavır sergilediğini söyledi.
Nami, Rum tarafının açıklamalarını ve tekrar yayınlanan Navtex’i Havadis Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Ekmekçi’ye değerlendirdi.
“Samimi değiller”
Nami, Rum tarafının son açıklamalarıyla Navtex’i çekilmesiyle doğan fırsat penceresini berhava ettiğini ifade ederek Rum liderliğinin açıklamalarını samimiyetten uzak bulduğunu belirtti.
“Müzakerelere geri dönmelerini bekliyorduk”
30 Aralık’tan 5 Ocak’a kadar geçen ve Navtex’in yürürlükte olmadığı süre içerisinden Rum tarafından bir açıklama beklediklerini kaydeden Nami, “bir haftalık Navtex’in ve geminin olmadığı sürede açıklamaları samimi olsaydı derhal müzakere masasına geri dönmeleri gerekirdi” diye konuştu. Nami, Rum tarafının tek yapması gerekenin “biz müzakere masasına geri dönmeye hazırız. 11 Şubat açıklamasında olduğu gibi açıkta kalan tüm sorunların üzerine yoğunlaşarak süreci bitirmeye hazırız” açıklamasını olduğunu da kaydetti.
“Yanlış bir açıklamada bulundular”
Rum tarafının 5 Ocak tarihinde yaptığı “Navtex olduğu sürece müzakere masasına geri dönmemiz mümkün değildir” açıklamasının samimi olmadığını belirtti. 1 haftalık süreç içerisinde ortada ne Navtex ne de gemi olduğunu belirtti.
“Liderler sorunu aşabilirdi”
Dışişleri Bakanı Özdil Nami, 1 haftalık süreçte müzakerelere dönülmesi durumunda liderlerim sıkıntıyı çözebilme ihtimalinin doğabileceğini ifade ederek “liderler yüz yüze görüşürken diğer konuları görüştükleri gibi bu krizin bir daha yaşanmaması için de elbette karşılıklı diyalog içerisine girerlerdi. Eide’nin de bu konuda yardımcı olma niyeti vardı. BM’nin de bulunduğu bir ortamda bundan sonra kriz nasıl çıkmaz konusu tartışılırdı. Ama maalesef bu gerçekleşmedi” dedi.
.jpg)
“Eide de çok uğraştı”
BM Genel Sekreteri’nin Özel Danışmanı Eide’nin Navtex’in uzatılmadığı bir haftalık süreçte gerek kendisiyle gerekse Cumhurbaşkanlığı yetkilileri ise diplomasi trafiği yap bizimle de Rum tarafı ile de yoğun bir diplomasi trafiğine girdiğini ancak onun da sorunu çözemediğini belirtti.
“Fırsat penceresi oluşturduk”
“Bizim Kıbrıs Türk tarafı olarak sürekli verdiğimiz mesaj “artık Navtex’in süresi bitti yenisini bilinçli olarak açıklamıyoruz bir fırsat penceresi bırakıyoruz. Bu bir iyi niyet göstergesidir, olumlu karşılık versinler. Olumlu karşılık vermenin tercümesi de yeni bir ön koşul koymadan müzakere masasına geri dönmeleridir” şeklindeydi.”
“Ayakları yere basan bir açıklama yapmadılar”
Nami, Rum tarafının ayakları yere basan bir değerlendirme yapmaktan çok uzak olduğunu ifade ederek iyi niyetten yoksun bir açıklama yaptığını belirtti. Nami, “böyle bir manifesto nitelikli açıklama yapmak yerine BM vasıtasıyla bizimle istişare etmeleri gerekirdi. Nasıl bir yeni adımın krize değil uzlaşıya bizi götüreceğini bizlerle koordine etmeleri gerekirdi. Böyle bir diyaloğu kesinlikle oluşturmadılar. Çünkü kendilerinde bir saplantı var doğrudan veya dolaylı bir şekilde hidrokarbon konusunda Kıbrıslı Türklerle konuşmayız diye bir siyaset belirlediler. Ve kendi kendilerini köşeye sıkıştırdılar, bundan da çıkamıyorlar. Açıklamaları da bunun tam bir yansımasıdır” dedi.
Nami Rumların açıklamasını da yorumladı
Nami, Rum tarafının yaptığı açıklamayı da değerlendirerek şunları ifade etti: Madde 1: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine saygı duyulmadığı sürece müzakere masasına geri dönmeyeceğiz dediler. Bunun anlamı sizin Navtex’i süresini uzatmamanız benim için bugün itibarı ile yeterli değildir. Bir daha asla Navtex yayınlamayacağınızın da taahhüdün istiyorum demektir. Çünkü 5 Ocak tarihinde bizim Navtex’imiz yoktu. Ona rağmen bu söylemi başka türlü yorumlamanın hiçbir anlamı yoktur. Bu en iyimser yorumlamadır. Kelimelerin kendilerine baktığınızda ki izi bağlayan yazılı ifadelerdir. Egemenliğimi tanıyın ifadesi çok geniş bir ifadedir. Dolayısıyla bize şimdi bunun anlamı Navtex’le ilgilidir başka konularla ilgili değil deniyor ama oturduğumuz yerden resmi makamlar olarak satırların arkasındaki niyetleri üzerine siyaset yapamayız. Bizi ilgilendiren yazılı metindir. Zaten birinci maddeden iyi niyetten yoksun hakimiyetçi zihniyete sahip bir yaklaşım sergilediklerini biz gördük.
“Bizi dışlıyorlar”
İkinci maddeye geldiğimizde adanın doğal kaynakları devlete aittir. Devletin yetkili hükümeti de biziz diyorlar. Dolayısıyla ikinci maddede de Kıbrıslı Türklere karşı bir dışlama var.
Üçüncü maddede de diyorlar ki Kıbrıslı Türklerin söz hakkı ancak federal yapı ve kapsamlı çözüme gittikten sonra oluşabilir diyorlar. Bugünden bu konuyla ilgili herhangi bir söz hakkımızın olmadığını peşinen kabul etmemizi istiyorlar.
“Açılım değil geriye gidiş…”
Dördüncü olarak da bize müzakerelerin son safhasında toprakla birlikte hidrokarbon konusunu görebileceklerini ifade ediyorlar. Oradaki görüşme ifadesi de bugünden itibaren görüşmeler devam ederken ki idareye değil kapsamlı çözüm oluştuktan sonraki federal yapı hidrokarbon konusunda ne yapacak onunla ilgili bir görüş alışverişidir. Bunu da bir açılım olarak kabul etmemizi istediler. Ki bu tam bir saçmalıktır. Çünkü federal hükümetin oluştuktan sonra tüm konularda ne yapacağı zaten müzakere masasında mecburen ele alınması gerekir. Ve hatta Talat-Hristofyas zamanında hidrokarbon konusunda da fikir alışverişleri zaten olmuştur. Ve böyle toprak konusunda bağlı müzakerelerin son aşamasına ertelenmiş bir yaklaşımla da değil. Dolayısıyla açılım diye satmaya çalıştıkları ifadeler aslında ileriye doğru değil geriye doğru atılmış adımlardır”
“Kendi içlerindeki bazı çevreleri rahatlatmayı seçtiler”
Rum tarafının yaptığı açıklama ile müzakerelerin geleceğini değil kendi içlerindeki bazı grupları rahatlatmayı seçtiklerini belirten Nami, Kıbrıs Türk tarafı için bu açıklamanın kabul edilemez olduğunu söyledi.
Navtex ortak bir karar
Dışişleri Bakanı Özdil Nami, 6 ay önce alınan Navtex kararının Kıbrıs Türk tarafının ortak bir kararı olduğunu kaydederek kararın hükümetin yetki alanına giren bir konu olduğunu belirtti. Hükümetin, TC hükümetinin ve Cumhurbaşkanlığı’nın yapılan istişareler sonucu bu kararı aldığını da ifade eden Nami, bir hafta süreyle Navtex’in açıklanmamasının da Türk tarafının ortak iradesi olduğunu belirtti.
“Üzülüyorum”
Türk tarafının ortak iradesini sadece Türkiye’nin aldığı bir karar olarak gösterildiğini ifade eden Nami, bundan duyduğu üzüntüyü de kaydetti. “Bizim aramızda böyle bir ayrılık yok. Türkiye orada bahse konu parselde hiçbir hak iddia etmiyor zaten. Bu 9. Parsel dediğimiz parselde Türkiye’nin hiçbir hak iddiası yok. Bizim var Kıbrıslı Türkler olarak. Biz Türkiye ile yaptığımız anlaşmalar altında Türkiye’ye git bizim adımıza araştırma yap dedik. Rum tarafı şu anda uluslararası şirketlerle anlaşmalar imzalamadı mı? Ve araştırma o şirketler yapmıyor mu? Orada araştırma yapan gemiler hangi ülkenin gemileridir? Kıbrıs Cumhuriyeti’nin mi? Değil. Tüm ülkeler bu konuları bu şekilde yönetirler. Kıbrıs Türk tarafı da bir sismik araştırma gemimiz olmadığı için bizi muhatap alan Türkiye ile bu işleri yürütmek zorundadır. Navtex konusu da benzerdir. Çünkü bizim Navtex yayınlatma hakkımız yoktur. Dolayısıyla bizim adımıza Türkiye’nin bunu yayınlatması gerekirdi” şeklinde konuştu.
“Samimi olunmalı”
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun köy ziyaretlerindeki söylemleri ile müzakerelerdeki açıklamalarının çelişmesi sorulduğunda ise Nami, “Eroğlu’nun açıklamalarını ben fiilen duymadım ancak Eroğlu’na yakın milletvekilleri ve siyasilerin Meclis kürsüsünden de yaptıkları açıklamaları Eroğlu’nun altına koyduğu metinle tutarsız olduğu ve bunun soru işaretleri yarattığını çeşitli vesilelerle ifade ettim. Biz o belgeye destek verdiğini açıklayan tüm siyasi partilerin bu ifadelerinde samimi olmasını istiyoruz. Elbette Cumhurbaşkanının da o metnin içeriğine sadık bir şekilde hem müzakere masasında hem de halkın içerisinde vizyon ve mesajlar vermesi gerektiğini ısrarla vurguluyoruz. Çünkü bu açıklamaları sadece bizim kamuoyumuz değil tüm dünya kamuoyu takip ediyor. Buralarda söylenen her ifade dış dünyaya çıktığınızda önünüze konuyor. Kimseye bizim kapsamlı çözüm iğle ilgili irademizi sorgulama fırsatı vermememiz lazım” dedi.
“Bu hafta önemli”
Nami, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban’ın Özel Temsilcisi Espen Barth Eide’nin bugün adada başlatacağı ziyaretlerin ve Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ziyaretinin müzakereler açısından önemli olduğunu ifade etti.
































