Haberi okudum ve oldukça ilginç buldum. Siz de okuyun, bakalım neler düşüneceksiniz, Kıbrıs Postası’ndan Vatan Mehmet’in haberi ile ilgili…
Diyor ki haberde, “KKTC’de ‘majesteleri’ yasal olarak ortadan kaldırılıyor” muş!
Kim kaldırıyormuş bunu? Herhalde Meclis.
Cumhuriyet Meclisi’nin “Hukuk, Siyasi İşler ve Dış İlişkiler Komitesi” (bu kadar çok konuya aynı anda bakabildiklerine göre ülkemizdeki en becerikli insanlarının bu komitede toplanmış olması gerekir), “Haksız Fiiller Yasa Önerisi”ni onaylamış. O da yetmemiş, Genel Kurul’un gündemine sunmuş…
Ne içeriyormuş peki bu öneri? Vallahi pek anlayamadık. Umarız Meclis’te mebuslar, birbirleriyle kavga etmek yerine ‘düzgün ve anlaşılır Türkçe kullanımı’ üzerine düşünürler. O zaman sadece ülkeye değil, kendilerine de faydalı olurlar.
***
Devam edelim habere: Günümüzde herhangi bir anlamı kalmayan ve kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırı olan bu fıkranın (‘Majesteleri’ meselesi kastediliyor sanıyorum) yasadan çıkarılması amacıyla, UBP İskele mebusu Yasemin Öztürk’ün önerisi ile “Majesteleri aleyhine herhangi bir haksız fiil davası açılamaz” maddesi kaldırılıyor(muş)…
Gözünüz aydın, artık Kraliçe’ye veya Kral’a rahatlıkla saydırabileceksiniz. Tabii siz merhumeye değil, mümkünse oğluna devam ediniz. Öteki türlü ayıp olur, rahmetlinin arkasından kötü söz edilmez demiş büyükler… Her ne kadar biz, sömürge idaresi adadan ayrılalı çok sene oldu diye bilsek de herhalde durum bu değil ki yasa hala durduğu yerde duruyor! Değiştirmek şimdi aklımızda düşmüş…
Yoksa günümüzde ülkemizle ilgisi herhangi bir ülke seviyesine inmiş olan (“tarihsel bağlar haricinde inmesi gereken” diyelim) Birleşik Krallık’ın monarkı ile ilgili niye bu kadar ilgilenelim, değil mi ya?
İşin şakası bir yana, rahatlıkla söylemek iktizadır: Hakaret, başlı başına bir hukuk sorunudur aslında… Hangi hakaretin neye tekabül ettiği, hangisinin hakaret olup hangisinin olmadığı sıkıntılı bir konudur. Bu fakir de hiçbir zaman fikrini net bir biçimde ifade etmek dururken hakarete başvurmak yanlısı bir insan olmamıştır, bu da bendenizin tavrı ve tavsiyesidir. Sonuçta kalem, her daim daha keskindir kılıçtan ya da sözden… Yoksa niye yazı yazalım!
Amma ve lakin, bugün itibarıyla baktığınızda şu habere, bir gariplik, bir ilginçlik sizin de gözünüze çarpmıyor mu?
2024 senesindeyiz, KKTC kurulalı neredeyse geçmiş 41 sene (maşallah!) ve halen daha sömürge idaresi devrinden kalma yasalarımız var, bunlarla idare ediliyoruz… Bunlar, emsal teşkil ediyor bir noktada, hayatlarımızı etkiliyor.
Habere göre böyle birçok madde daha varmış!
İyi. Aradan bu kadar zaman geçtikten sonra eski idarenin yasalarını ayıklama derdine düştüğümüze göre, yakında bize dar gelen bu iptidai anayasadan da kurtulmayı akıl edebiliriz herhalde.
Tanrı KKTC’yi korusun. (Bakınız, icabında “God Save the Queen”e bile gönderme yaparız yani…)
































