Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Türkiye ile ‘’müzakere’’ edebilmek

Ticarette gelişim sağlamaktaki zorluğumuzu ambargolarla ilişkilendirelim.Ama 40 yıldır Türkiye ile birlikte hareket ederek şartlara uygun ortak bir ekonomik model oluşturamamanın üzerinde durmayalım mı?

Hadi bunu da yalnızca ambargolara bağlayalım ve ekonomi konusunu toptan bir kenara koyalım.Yine de ekonomi dışında giderek birçok şeyin daha kötüye gitmesini açıklayabilir miyiz?

xxx

Mesela ilk ve orta eğitimde geriye gidişi nasıl açıklayabiliriz? Bu toplum en karanlık,en zorlu günlerinde eğitimde daha başarılı değil miydi?

Ülke olarak her sene eğitim çağında bulunan yüzlerce çocuğumuzun zamanlarını ne kadar etkili olarak kullandığımızıpartiler üstü bir yaklaşımla niye sorgulayamıyoruz?

Buna Rum engel mi oluyor?

Bunu hakkını vererek yapsak ve kaynak için talepte bulunsak Türkiye hükümeti ne diyebilir?

Eğitim gibi bir konuda hedef koymadan, fikir üretmeden ve kaynak talebinde bulunmadan adaya şu veya bu sebepten ilgi duyan ülke ve kurumlara meydanı boş bırakmış olmuyor muyuz?

Eğitim sistemimizi sorgulamaksızın, buna yatırım yapmaksızın, ne refah düzeyimizi ileriye götürebilir, ne de anlaşma olsa Rum’la ve AB ile rekabet edebilecek nesiller yetiştiremeyiz. 

Eğitim konusu bizim adada yok oluşumuzun ötesinde, Türkiye dış politikası için de hayati bir konudur.Hatta uzun süre gündemi tutan suyun yönetiminden daha da önemlidir.Stratejik öncelik açısından Türkiye’ye anlatılması gereken basit gerçek aslında eğitime yatırımın önemidir.

xxx

Türkiye’deki iktidarın muhafazakar eğiliminden dolayı adada din eğitimine yatırım yapma isteği olabilir.AKP iktidarı Türkiye’nin adadaki uzun vadeli çıkarları için bunun yatırım yapılması gereken bir alan olarak da görebilir.

Bunu Türkiye’de eğitim alanında yapılmış ve yapılmaya çalışılan bir planın parçası olarak da görebilir. Yıllarca Kemalist düşüncenin arka bahçesi olarak görüldüğü için adanın Kuzeyine farklı bir gözle de bakabilirler.

Tüm bunları eleştirebiliriz, hoşumuza da gitmeyebilir. Yine de hükümet, muhalefet ve sendikalarbununla kalmayıp,Türkiye’deki iktidara bunun yeterli olmayacağını, çağdaş eğitim için yapılması gerekenleri sıralamaları gerekmiyor mu?

Bu nedenle, eğitimde kullandığımız içerik gerek bilgi içeriği (akademik yönden), gerekse sunuşu (eğitsel yönden) açısından çağı yakalaması gerektiğinin altı çizilemez mi?

Bunu yapmak için de elbette ek kaynak gereklidir deyip ortaya plan konulamaz mı?

Bu kapsamda eğitime öncülük edecek ve rol modeli olacak öğretmenleri de yine Türkiye’den sözleşmeli olarak getirmek için destek isteyemez miyiz?

Ayni zamanda bünyemizdeki potansiyeli yüksek olan öğretmenlerimizi de Türkiye’de bu türde eğitim uygulayan devlet veya özel okullara değişim programıyla gönderemez miyiz?

Türkiye’nin çıkarına olacak olan ve uzun vadeli dış politikasına paralel olan da böyle bir politika olduğunu tartışmaya açamaz mıyız?

xxx

Parti gözetmeksizin siyaset kurumuna getirilen eleştiri, her konuda zorlukları ve Türkiye’nin taleplerini öne sürerek kendi yapabileceklerimize odaklanmamak ve ortaya fikir koyamamaktandır.

Çeşitli konularda gelen talepleri sesimizi çıkarmayıp kabul edeceğimize ya da su konusunda yaptığımız gibi kısır bir tartışmanın içerisine gireceğimize Türkiye ile müzakere edebilmek adına bu üçüncü yolu seçebiliriz.

Örneğin, bir süre önce TC hükümetinin Kuzeyde muhafazakar bir nesil yetiştirme yönündeki talepleri ve yatırımları gündeme geldiğindekonuyu eğitim sistemimizi Rum’la ve AB ile rekabet edebilir düzeye getiremezsek, çözüm olmuş dünya ile entegre olmuşuz kaç yazara getirsek daha akılcı bir yaklaşım olmaz mı?

Bu yöndeki bir talep karşısında ortaya konması gereken yaklaşımı örnek olması için ilk akla gelenleri sıraladım.

Türkiye’nin kendisini adada eğitimde yapılacak olan hamleyle özdeşleştirmesi eğitim alanının ötesinde dış politikası için yapılacak en büyük yatırımdır. Bu yöndeki adımları eğitim ile alakalı olmayacak konuları da daha rahat aşmasına vesile olacaktır.

Eğitime yapılacak yatırım hamlesi farkında mı bilmiyorum ama Türkiye devletini de adada parasıyla rezil olan ülke konumundan da kurtaracaktır.

xxx

Su konusundaki anlaşmazlığı konuyu suyun ötesine de taşırarak ortak bir noktaya getirmeyi bu ilişkide ‘’ağalık’’ değil ‘’ağabeylik’’ yapması beklenen Türkiye’nin de daha geniş bir çerçevede düşünmesi gerekirdi.

Eğitimde atılacak adımlar da bu düşünceye son derece uyumlu ve yerinde olacak yalnızca bir örnektir.

Buna benzerortak çıkara dayalı örneklerin üzerindensiyaset yürütülse su konusundaki traji komik duruma da düşülmezdi.

Siyasetçilere ve bürokratlaradüşen görev çıkarları ‘’çatıştırmak’’ yerine ‘’çakıştıracak’’ politikaları üreterek TC-KKTC kamuoylarınıyakınlaştıracakgündemi oluşturmaktır.Bu kriter baz alındığında su konusunda hayırlı bir iş yapılmış gibi gözükse de her iki taraf da sınıfta kalmıştır.