Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yaşayanlar yaşadıkları ile mi kalacaklar?

Deprem ülkelerin halkların ve toplumların gerçekleri olduğunu bu gerçeklerle yüzleşmek vatandaşlarının can güvenliğini mal güvenliğini sağlamak zorundadır deprem bilinen bilim tarafından açıklanan bir doğa olayıdır, sonuçları ise devletlerin bu duruma bakış açısına aldığı ve almadığı önlemlere bağlı sonuçlanır,kader değildir.

Bu çerçeveden bakarak geleceğimizi planlama noktasında bulunduğumuz deprem kuşağında gelecekte yaşayacaklarımızı bugün hemen önlemler almak bilimsel verileri ortaya koymak yapı stoğunun analizini yapıp önlemleri geliştirmek zemin etütlerini geliştirerek depreme dayanıklı yapıların oluşturulması, meydanların geliştirilmesi tıpkı demokrasi hukuk özgürlük Barış kadar önemli olduğunu bu konunun yaşayanların yaşadıkları ile kalmasına izin vermeyecek toplumsal duyarlılığa ihtiyacımız vardır.

Ülkemizi yönetenlerin birçok alanda uzun zamandır eksiklerini konuşmamıza rağmen, bulunduğumuz ve geldiğimiz noktanın gerekçeleri ve gerekçeleri ortaya koyabilecek iradeye ve planlamaya açık olabilecek vizyon oluşturabilecek siyasal yapıların ortaya çıkması bu meselenin siyaseten farklı düşünenlerin birlikte hareket edebileceği ortaklaştırılacak mesele olduğuna inanmaktayım.

Kıbrıs’ımızda afet ile mücadele ve azaltma acil müdahale depremin etkileri ve sonuçları gibi konuların gündem olacağı ve toplumumuzun hafızasına geçmişte yaşanan ve büyük can kayıpları ile sonuçlanan Anadolu’da yaşanan bir deprem olarak kalmasının daha ötesine geçerek bu yaşananlardan ders çıkaracak, yaşadığımız acılarla birlikte sonuçlarını insanın yaşamının güvenliğini yaşayacağı bilgiye ve yapılara ihtiyacımız olduğu gerçeğini hafızalarımıza kazıyacak olası depremlerde neyi nasıl yapacağımızı bir çok duruma geç kalmış olsak da her bireyin ihtiyacı olduğu kadar bilgiyi bilmesine ihtiyacımız vardır.

Toplumların korku ve kaygıyla geliştirdiği önlemlerin yerini alacak bilimsel planların programların insanın tüm ihtiyaçları gibi, bu alanda da yeterince bilgiye güvenliğe ve güvensiz yapılarda yaşamı sorgulayacak bilince sahip olması çok önemlidir.

Gördük ki merkezi yapıların depremlerle ilgili performanslarının yetmediğini buradan bir ders çıkararak ülkemizde de şehirlerimizin köylerimizin yerel yönetimlerinin öncelikli planları arasında gelecek planların ivedilikle ortaya çıkarmak mevcut yapıları da güvenli hale getirilmesi ve yeni oluşacak yapıların mutlaka bu coğrafyada oluşabilecek maksimum deprem seviyesine göre yeni yapıların da yapılmasını sağlamalıyız.

Olayları ve konuları basitleştirerek başarı derecesini insanlarımıza battaniye ve gıda vermenin daha ötesine geçebileceğimiz esas olan insanı yaşatmak olduğunu anlayacak ve bunun için çalışmalarını geliştirecek yerelden genele, liyakatı niteliği bilinçlendirilmiş toplumun belirleyeceği yöneticilere İhtiyacımız vardır.

Kaybettiğimiz canlılarımızın kader kurbanıymış gibi davranılması ve bunun kabul görmesinin sonuçları gelecekte kadere bağlı olarak yaşam sürdürmeye alışmış halkların ve toplulukların kendi anlayışları çerçevesinde sonuçlarını bilim değil kaderi bekleyerek yaşadıkları inancından kurtulmalarını sağlayacak bilimsel iletişim araçlarının toplumların anlayabileceği şekilde eğitim yoluyla okullarda sosyal medyada yazılı ve görsel basında mutlaka acilen gündeme alınmalıdır.

Toplumlar yaşadıkları coğrafyaya bağlı olarak yaşayacakları doğal afetlerin bilincinde olarak yaşamlarını sürdürebilirler ve buna bağlı olarak dünyanın birçok yerinde olduğu gibi kasırgaların,su baskınlarını,yanardağ patlamalarının ve depremlerin yaşandığı birçok ülkede bu kadar çok can kaybının yaşanmadığı görülmektedir, önlem ve bilinçli toplum yaşanacak bu tür olaylarda can kaybını minimize ediyor ve bu kültürle bu tür coğrafyalarda yaşamlarını kadercilik üzerinden değil bilerek sorunlarla yüzleşerek yaşamını sürdüren toplumlar vardır.

İnsanlar yaşadığı hayatı sürerken yaşadığı hayata nitelik katmadan anladığının kültürel ve inançsal bir bakış açısıyla geliştiği bu coğrafya malesef ki zenginleşmenin yolunun mal mülk edinmenin kendi ihtiyaçlarının ötesinde 1 sıraya yerleşmesi, insanın doğaya ve yaşama bakış açısını öncesinde zenginleşmenin çıkar grupları tarafından rant oluşturarak temsiliyet noktasında kendilerini toplumların bu ihtiyaçlarını kolaylaştıracak menfaatler sağlayarak aslında rand maddiyat mal mülk sahibi olmak tüm sorunlarının öncesine geçerek,Türkiye’de yaşanan örnek gibi tüm zenginlikler ve canlar toprağın altında kalmıştır.

Toplum bilincinin değişmesi ihtiyaçların yaşayabilecek ve yetecek kadar olmasına kanaat getirebilecek insan topluluğunun çoğalması dünyadaki birçok konunun çözümü olacaktır.

Deprem konusunu ülkemizde önceleyerek eğitim kurumlarımızı bir an önce fiziksel durumunu iyileştirecek ya da yenileyecek yapıların oluşması geleceğimiz olan çocuklarımızı gençlerimizi bu güvenli yapıların içinde deprem bilinciyle yetiştirerek yeni kuşakların bu konulara daha da bilinçli yaklaşmasını sağlayabileceğimizi buradan hareketleri ile ailelerin de bir an önce bu bilince kavuşması sağlayacaktır.