Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SEÇİMLERİN ARDINDAN…

Adaylar seçim sathı mailine girdiklerinde kalabalık ve çoğuldurlar! Kampanya sürelerince de öylesi yandaş kalabalıklarla el ele, kol kola devam ederler. Fakat seçim olup bittikten ortada tek kalan, tüm yetki ve sorumluluğu ile sadece “Belediye başkanı olur!”

Kİ sonrasında artık seçmenler için ne “Belediye Meclis Üyeleridir” muhatapları ne “muhtarlar ve azalarıdır” soru sual edecekleri!..

TUTUN ki seçim öncesinde halkın karşısında bazen el ele tutuşarak kendilerini tanıtmaya çalışan onca seçilmiş Belediye Yönetim kurulları Üyeleri ile Muhtar ve azaları, sonrasında başlayacak bir yalnızlıkla göreve başlarlar ama sonuçta seçmen için “Belediye başkanından” öte ne “yetkili” vardır ne “sorumlu” vardır bildikleri!” Zaten sonrası dört yıl da bu minval üzere devam eder..

OYSA NE DİYORUZ SIK: “Başarı ekip çalışmaları ile sağlanır!” Ki bugüne kadar “seçilmişliklerine” karşın halk için yetkili ve sorumlu sadece “Belediye başkanları” olmuştur.. Bundan sonra da öyle olagelecektir..

***

TABİ Kİ önümüzdeki dönemlerde yeni Belediye başkanlarının icraatları ile tanışacağız da desem ki: “Hiç umutlu değilim!” Ve desem ki zaten bir süre sonra seçilmişliklerine karşın Sn. Başkanlar da kamburlarına yığılmış sorunların altında kıvranırlarken “yokluklarla darlıklardan,” “olanaksızlıklarla parasızlıktan..” “Anlayışsızlıklarla vurdumduymazlıklardan…” Şikâyet etmeye başlayacaklardır… Hiç abatmış olmayacağız çünkü bugüne kadar böyle geldi öyle gitti!

  1. yeni seçilen Başkan ve Yönetim Kurulları bu makûs talihi değiştirebilirler mi?

EVET değiştirebilirler: Parrra ile! Taze bütçelerle… Ve gene yazıyoruz: İktidar muhalefet şerhleri ile değil, gönül gönüle çalışmakla.. Bu ortamı hazırlamak da Belediye Başkanının görevi olmalıdır.. Bildiğimce bugüne kadar bizdeki Belediyelerde “Başkanla muhalif Meclis üyeleri” hep kavgalı oldular ama!

DEDİKTEN sonra dönelim Mağusa’ya:

***

MAĞUSA BELEDİYE BAŞKANLIĞINA seçilen arkadaş CTP’den Dr. Süleyman Uluçay oldu. Sn. Uluçay uzun yıllardır Mağusa surlar içindeki Liman İşçileri Birliği’ne ait kahvehanede, sabah kahvelerimizi birlikte yudumlarken memleketin ahvalinden söz ettiğimiz bir arkadaş.Tatlı sohbetlerimiz yanı sıra yiyip içtiğimiz akşamlarımız da oldu.. BAZI hafta sonraları Lefkoşa hastahanesinde görevli olduğunda Pazartesileri sabahın erken saatlerinde Mağusa’ya dönüşünde Minnoş’un fırınından aldığı o nefis çörek börekleri de beraberinde getirir, poşeti masanın ortasına yayarak kim varsa kahvehanede, buyurun derdi…(BU VESİLEYLE YAZAYIM: Sn. Uluçay’a başarıler dilerim. Ki henüz aday olmaya karar verdiğinde; “doktor diyordum başını derde sokacaksın! Mesela “ben arkadaşını” kaybedeceksin çünkü bu kentin sorunları bitmez; bizim de işimiz bitmeyen sorunların peşinde koşturmaksa… Ve eğer sen de vaat ettikleri gerçekleştiremez, Mağusa’ya beklenen hizmeti götüremezsen gitti gider olacak arkadaşlığımız da onca yılın vefalı dostluğu da! Yani sonuçta bir arkadaş daha kaybedeceğim! Aynen önceki çoğu Belediye Başkanı arkadaşı kaybettiğimce! VE SİFTAH bismillah başladık bile! Çünkü “malül Gazimağusa”nın şimdi de kamburuna açık Maraş’ın sorumluluğu da yüklendi.. Üstelik söylendiği gibi “iskâna açılırsa” Maraş için yeni bir “Belediye Başkanı” da gerekecek. Zaten sorunları bunu zorlayacak…

***

…VE KISACA TAKILDIĞIM: Seçim sonuçlarının değerlendirilmelerinden anlaşılan şu olmalıdır: “Bu kez seçmen UBP’yi cezalandırdı!” Üstelik basit bahanelere sığınmadan!

Başbakan Ersan Saner öncesi başlayan parti içi çöküntü pandemi döneminde tavan yaparken, kriz Sucuoğlu ve sonunda Başbakan Sn. Üstel ile devam etti..

Görülmemiş pahalılık halkın hemen her kesiminin belini bükerken araya sıkıştırılan hükümet krizleri de yaşamın acısı oluverince, elbette ödenmesi gerekecek “diyet” aranacaktı..

HALK bu fırsatı önüne ilk çıkan Yerel Seçimlerde kullandı. UBP’ye unutamayacağı dersini verirken, tercihlerini CTP’den yana yaptı! Aradan kendi başarı ve gayretleri ile çıkan üç beş Belediye Başkanını da dikkate almazsak tutun ki yıllar sonra UBP kenara itilirken, CTP öne çıkarıldı…

İŞTE DEMOKRASİ VE HALK İRADESİ BUDUR! Kör gözüne “particilik” olmaz! İnsanlar için aşın, işin, paranın, yaşam gailesi haline geldiği olağanüstü ortamları UBP Yönetimleri, “Koalisyon Hükümetleri Krizleri” yaratarak geçirdiler..

SEN BEN kavgalarında boşa geçen zamanlara nanik çekerlerken, memleket enflasyonun esiri de oldu, pahalılığın dayanılmaz ağırlığı altında insanların canı da çıktı!

BU geçen süreler içinde bile Koalisyon hükümetlerini yerlerinden kıpırdatmak mümkün olmadı!

YANİ NE? Sandıklardan çıkan CTP ağırlıklı başarılı sonuçlara hiç şaşırılmamalıdır! ***

ANCAK şimdi de benzer tehlike, göreve yeni başlayacak olan CTP ağırlıklı Yerel Yönetimler için vardır! Dolaylı da olsa eğer ülkenin sosyoekonomik gidişi böyle devam ederse faturası yine bir başka “erken genel seçimle” bugünün başarılı olmuş  siyasi partilerine, CTP’ye kesilir.. Yani artık kimselerin “para yoktur” yakınmalarına sığınacak bahanesi de kalmamıştır.

VE işte gelinen bu noktada siyasi yönetimlerin istikrar ve başarıları “Ankara”ya bakar! Tutun ki CTP ayni zamanda TC ile bu sınavı da vermek ve sınıfı geçmek zorunda kalacaktır!