Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KALABALIK VE BAŞ AĞRITAN SEÇİMLER!

Öteden beri “yerel” dediğimiz fakat kapsamını Belediye Başkanı ile yönetim kurulu üyeleri olarak genişletip kalabalıklaştırdığımız seçimlerin yanına Muhtarla azalarını seçme görevlerini de ekliyoruz.Ve onca kalabalık fakat çoğunu tanımadığımız adaylara oy verilmesi istenildiği için de sandığa gidip bilinçli yada “at gitsin” kabilinden onlarca kişiyi oylamak zorunda bırakıldığımız gerçeklerde; yeniden “sandıklara” taşınacağız..

TABİ bu “seçimleri” oylamak üzerine ulusal dedikleri görevlerimizi yerine getirirken ne kadar “isabetli” ne kadar “yanlış” oylamalar yaptığımızı bilemeyeceğiz! Ta ki seçtiklerimizin  seçimleri kazanıp kendilerini görevleri başında görüp, icraatları yönünden sınayana kadar da bilmemeye devam edeceğiz! Çoğunlukla da az zaman sonra “hüsranlıkla pişmanlığı” yaşamak kaçınılmaz olacak. Çünkü nasıl bir kadersel yanlışsa “seçilenler” seçilmelerinin değer ve iltifatlarına bir türlü layık olamazlar! DOĞRUSU böyle bir KKTC yapılanmasıyla siyasasında yerel yönetimlerin başarılı olmaları mümkün değildir bu da ayrı dava!

YİNE de dersine bir tamam çalışan çalışkan çocuklar gibi “Devlet” olmanın gereklerinde “seçme vazifelerimizi” aksatmadan seçimlerimizi yapmaya devam edeceğiz.. VE ARADAN yıllar geçse de bekleyeceğiz ki yerine getirdiğimiz bu “yurttaşlık görevlerimizin dünyasal takdir ve kabullerinde ayni zamanda “Devlet” olarak da tanınalım! NİTEKİM geçen hafta bir beyanında ne dediydi Sn. TC Büyükelçimiz? “Zamanla tanınacaksınız!” Ki o “zaman” dediğinin üzerinden yarım asır geçti bırakın “tanınmamızı” neredeyse TC ile Yunanistan bir kez daha vuruşacaklar, sonrasında bekle ki yenisi eklenecek kuyruk acıları ile katmerlenecek düşmanlıklarıyla çözüm olsun da tanınalım…

***

TUTUN Kİ “yurttaşlık” görevlerini parantezine almış “Yerel ve genel seçimlere yıllardır bu düşüncelerimle katılırım.. Yani pek çok seçmen gibi “gözlerimi kapar vazifemi yaparım!”

***

ÖTE YANDAN: RUM TARAFI da “Başkanlık” için seçimlere hazırlanıyor! Şu anda seçilmesi muhtemel gibi görünen adayları ise “Hristodulidis!” Kendileri eski Dışişleri Bakanlarından.. İyi yetişmiş bir siyasi.. Kendini Rum ve Yunan tarafının Kıbrıs siyasi sorununa yönelik çözüm anlayışı konusunda ayrı gayrı yere koymuyor.. Nitekim açık seçik şöyle diyor:

“TÜRKİYE’nin adadaki etkin garantisi ile fiili devamlılığı kabul edilemez! Kıbrıs Türk halkının ayrı egemenliği olamaz!” VE “Seçilirsem diyor Hristodulidis adada katiyen TC askeri olmayacak.. Türkiye’nin müdahale hakkı da olmayacak!..”

PEKİ siyasi çözüm olarak ne istiyor Hristodulidis? “İki bölgeli iki toplumlu federal bir devlet!”

Böylesi bir siyasi oluşum söz konusu olduğunda Türk halkının kazanımını da şöyle ifade ediyor:

“TÜRK tarafı AB bünyesinde demokratik bir devlet statüsü kazanacak” Yani ne? Kuzey ile Güney arasında bir çözüm olsa da olmasa da KKTC’nin “adadaki statüsü” ancak ve zaman içinde değişerek, AB üyeliği sürecinde “demokratik bir devete evrilecek” hepsi o kadar!

YANİ Hristodulidis açık seçik “AB’ye kabul edilseniz de ancak Federal Kıbrıs’ın bir kanadı olarak bizim iznimiz oranında statü sahibi olabileceksiniz” demek istiyor..

BU DÜŞÜNCELERİ adadan kovamadıkları için varlığına tahammül etmek zorunda kaldıkları Türk halkı karşısındaki tüm Rum toplumunun  ortak görüşleri olmalıdır virgül kadar ötesi toleransları da söz konusu değildir!

PEKİ bu adadaki statümüz hep öyle geldi böyle mi gidecek?

***

UZUN SÜREDİR siyasi sorunla ilgili yukarıda da ifade etmeye çalıştığımca serdettiğim düşünceler içindeyim.. Ve diyorum ki “1974 Barış Harekâtı gibi dünyasal bir savaşa, Kuzey’i sınırları da belirlenmiş bir Devlet yapmamıza karşın; bu adada ne kalıcı bir çözüme ulaşabildik dolayısıyla ne de devletimizin “devlutlusu” olabildik!

AKSİNE artık içinde bulunduğumuz coğrafi bölgemize açılan kapımızın ardında Türkiye ile Yunanistan savaşı olasılığı da vardır, Kuzey’i kan revan içinde bırakacak çatışmalar olasılığı da… Kaldı ki gerçekleşmeleri için siyasi gelişme ve sürtüşmeleri sürekli daha çok kaşıyan bir Rum liderliği ile destekçi ülkeleri de vardır. Ki somuta indirgersek tutun ki Kıbrıs, İsrail Mısır gibi bölge ülkeleri tarafından da ciddiye alınırken, Rum’a sürekli destek beyanlarını iletiyorlar***PEKİ NE OLACAK? “Rahmetlik pederim çok mesut öldüydü. Uzun süre de cenazesinde bir mask gibi yüzüne yapışıp kalmışlığı ile adeta pır pır uçuşan gülücükleri silinmemişti. Çok mesuttu çünkü bir asra yaklaşan ömrü hep Barış harekâtı gibi bir olayın tecelli etmesini beklemiş, Türkiye’nin bizim için adadaki Rumlara askeri müdahalesini gözlemişti.. Öldüğünde dileği yerine geldiydi bu nedenle yüzü öldüğünde bile güleçti.

ŞİMDİ (tabi ki kim ölmek ister ama) “ölürken bu adada layık olduğumuz kalıcı çözümü görmek isteriz aksi halde varlığımız her zaman dünya siyaset masalarında pazarlıklar konusu yapılacak, bir metadan öte kıymeti harbiyesi olmayacaktır dersem.. Ve her zaman kanla yoğrulabilecek bir toprak parçasından öteye taşınamayacağımızı söylersem çok mu yanlış olur?..

VE gelelim yerel seçimlere

***

VE SEÇİMLERE AN KALA: Pööö dedim! AMA bu Belediye Başkanları yanı sıra ben bu “azalar, muhtarlar, üyeler ordusundan” sayılarını hâlâ bilemediğim, kaldı ki “adlarını namlarını nedirler nicedirler, in midirler cin midirler yoksa gerçekten adem oğulları kızları mıdırlar bilemediğim “adaylar kalabalığı” içinden birilerini seçmek zorunda mı kalacağım!”

EVET ÖYLE! Öyle de kardeşim ben yıllardır ne mahallemin muhtarının yüzünü görebildim ne de dolayısıyla o beni görebildi.. Bazı yıllar Devletin yoklama bildirgelerini imzayla mühür basmasına götürdüğümde eh artık birbirimizden kaçamayız görüşürüz de sonra?

O da işine gücüne döner ben de! Eee! Hani bunun “muhtarlık” yükümlülük ve görevleri?” “Yansımaları, hizmetleri, gerçekleştirilmeleri” falan..

BIRAKIN muhtarlık müesseselerini! Devletin zorunlu kıldığı bir iki hizmetten öte yurttaşla anca görüşme imkânı bulunmuşluklarında mesela yıllardır bitmeyen şu kanalizasyon çalışmaları dönemlerinde bile (çünkü artık periyodik aralıklarla yaptıklarını yeniden kazıp yapmakta, bazen de yıktıklarını yapmak için olanca mahalleleri yolları hallaç pamuğu gibi atmaktadırlar!) doğrusu Sn. Muhtarları bu hafrişyatlarda bile yine mahallelerimizde göremedik. Ne de ötesi Belediye Başkan ve yetkililerini!

Kısaca tutun ki artık Yerel Yönetimlerin de yetki ve işlevlerinin hükümlerinin değiştirilmesi yeni bir anlayışla teçhis edilmeleri gerekmektedir. Biz sadece kulakları delelim dedik!