Kökleri 1937’ye dayanan ve Kıbrıslı Türklerin en önemli kurumlarından biri olan Atatürk Öğretmen Akademisi son günlerde yeniden gündemde… Omorfo Öğretmen Koleji adıyla 1937’de başlayan macera, daha sonra Öğretmen Koleji, Türk Öğretmen Koleji, Küçük Kaymaklı Türk Öğretmen Koleji gibi isimlerle yoluna devam etmiştir. 2000 yılında da yeni bir yasa ile Atatürk Öğretmen Akademisi’ne dönüşmüştür.
İktidar dönem dönem Akademi ile uğraşmaktan geri kalmıyor. Birkaç senede bir Akademi’yi gündemine alan iktidar, Akademi’yi nasıl itibarsızlaştırırım diye uğraşıyor. İktidarın bu girişimleri Akademi öğrencileri ve öğretmen sendikaları tarafından bugüne kadar hep engellendi.
Öğretmen Akademisi sadece bir binadan oluşmuyor veya bir yüksekokul değildir. Oranın bir ruhu ve kimliği vardır. Kökleri de 1937’ye kadar gider. İktidar bu okuldan mezun olanlardan rahatsız olduğu aşikar ki onu itibarsızlaştırmak ve onu sorgulatır hale getirmek için uğraşıyor.
Bilinmelidir ki hiçbir iktidar Atatürk Öğretmen Akademisi’ni değil kapatmak itibarsızlaştırmayı da beceremeyecek. Çünkü toplum buna izin vermeyecek. Bugün gerek devlet okullarında gerekse özel okullarda ilk tercih her zaman Akademi’den mezun olan öğretmenlerdir. Vatandaşın talebi de hep bu yönde olmuştur.
Akademi, Kıbrıs Türk halkını yetiştiren binlerce öğretmeni mezun eden kurumun devamıdır. 1979’a kadar Kıbrıslı Türklerin tek yükseköğretim kurumuydu. Eğitimin ticari meta olarak kullanıldığı “sektör”ün dışındadır. Kendine has bir duruşu ve yapısı vardır. Bu durum yıllardır korunagelmiştir. Elbette bundan rahatsız olanlar olacaktır. Oluyor da… Ancak Akademi tüm engellemeler rağmen ayakta durmaya devam ediyor.
Akademi, Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesinde en ön saflarda yer alan, köylerde topluma öncülük eden öğretmenlerin mezun olduğu okulun devamıdır. Bugün Akademi’den mezun öğretmenlerden rahatsız olanlar bunu çok iyi bilsinler ve unutmasınlar.
Akademi, bu toplumda sadece öğretmen olmakla kalmayıp, toplumun, yazın hayatına, sanat ve kültür hayatına yön veren onlarca öğretmenin yetiştiği bir yerdir.
Cahit Çavuşoğlu, Yaşar Tevfikler, Arif Hasan Tahsin, Halil Kara ve daha birçok öğretmen hem toplumlararası çatışmalarda ön saflarda yer almış hem de KTÖS’ün kuruluşunda aktif görevler üstlenmişlerdir. Akademi’nin geçmişi böyle bir geçmişten gelmektedir. Akademi’nin geleneğini bilmeyenler iyi öğrensinler ki belki bu itibarsızlaştırma hallerinden de vazgeçerler.
İktidarın “küçük bir yasal değişiklik yapacağız” demesine bakmayın siz. Esas amaç Akademi mezunlarının işsiz kalmasının önünü açmak, Akademi mezunlarını büyük bir öğretmen havuzunun içinde eritmek ve en sonunda da “Akademi’ye gerek yoktur” deyip, öğretmen yetiştirme işini ülkedeki üniversitelere havale etmektir.
İktidar bu fırsatı yakalar mı? Pek sanmıyorum. Ne sendikalar ne de toplum bu girişime izin vermez. Toplum yine de uyanık olmak zorundadır. İktidar Akademi ile uğraşmaya devam edecektir.
Atatürk Öğretmen Akademisi’nin geçmişten gelen geleneği, kültürü ve ruhu okulun itibarsızlaştırılmasına izin vermeyecektir.
































