Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ÜÇ KONU ÜÇ SORU

Sürekli sorunlarımıza yenik düşen toplum durumuna geldik. Bu iddianın en açık seçik ispatı da KIB-TEK gibi bir kurumu Devletin denetleyip sorunlarını çözemediğidir!

Siyasi yönden tanınmamış olmamız, dış dünya ile yeterince ilişki kuramamamız, Türkiye’den öte yardım alacağımız bir başka dünya ülkesiyle temas kuracak olanaklara sahip olamadığımız ve dünyadaki “yalnızlık” gerçeğimizi tabi ki kabul ediyorum..

Fakat işte bu “makûs talihimiz” haline getirdiğimiz yalnızlığımızı ortadan kaldıracak çabayı da gösteremiyoruz!

MESELA Sn. Cumhurbaşkanı Tatar’ın Türkiye’de ayak basmadığı tek ilçe, toprak parçası kalmamasına karşın ve artık fasit bir daire içinde “dön baba dönelim hacılara gidelim” tekerlemesine nazire Türkiye’yi arşınlarken; ne her hangi bir AB ülkesinin kapısını aralamaya çalıştı ne de bu konuda bir girişimde bulundu!

MESELA son günlerin sorunlardan biri de aramızdaki Rus, İran, Yahudi, Suriyeli gibi azınlıkların “okul çağına gelmiş çocuklarının eğitimleridir..

Bu konuda belki medyada haberi çıkmış da benim gözümden kaçmıştır ama doğrusu bugüne kadar gerek Sn. Cumhurbaşkanının gerek Eğitim Bakanının yada Sn. Başbakan’ın sadece ilgili ülkelere değil; AB’ye ABD’ye duyuracakları, söz konusu ülkeleri harekete geçirebilecekleri ne bir açıklamalarını gördüm işittim ne de ilgili yorumlar okudum..

KALDI Kİ “BM’lerin Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO”yu” çoktan harekete geçirmeleri gerekirdi. Hele “Çocuk Hakları” gibi dünyanın üzerine titrediği bir konuda mağduriyet yaşarken, bunu siyasi yönden kullanamamak sadece kaybedilen yüzlerce fırsattan biridir..

Dikkatinizi çekerim: Bari Rusya’ya İsrail’e bu konuda mesajlar iletilse, işbirliği çağrılarında bulunulsaydı? …Geçiyorum ve yine “dikkat” diyeceğim bir başka olaya bakıyorum.

***

VE METİN FEYZİOĞLU YENİ TC BÜYÜKELÇİMİZ: TC Büyükelçisi Sn. Başçeri’nin yerine “Türkiye Barolar Birliği” Başkanlığı” da yapmış Sn. Metin Feyzioğlu atandı..

DAHA önce hakkında yazdığım bir makalede kendisini büyüten dedesi Bülent Feyzioğlu’nu da anmış, kendilerinin donanımlı bir hukukçu olduğunu yazdıktan sonra “bize çok faydalı olabilir” demiştim.

BU konudaki düşüncelerimde bir değişiklik olmadı. Aksine artık “koalisyonlar Hükümetlerine” son verecek “Başkanlık sitemine” geçmenin daha faydalı olacağı görüşünde Sn. Feyzioğlu’nun bize büyük yardımları olacağına inanıyorum. Ki kendilerini bildiğimce çok iyi yetişmiş bir hukukçudur.

DOLAYISIYLA hem Kıbrıs siyasi sorunuyla ilgili haklı davamızı savunacağımız hem de uluslararası ilişkilerde “siyasi tanınmışlığımızın kapılarını açabileceğimiz” hukuksal mücadelemizde mutlaka bizlere büyük ve yararlı katkılar sağlayacağına inanıyorum. (Tabi işlerimize karışıyor diyerek çelmelemezlerse!)

VE GÖZDEN kaçırmaya hiç gerek yoktur çünkü bir realitedir: Eğer Kuzey’deki varlığımızı Türkiye’nin, kapsamında parasal akışların da olduğu her türlü katkılarıyla sürdürebiliyor ve (bana göre değil, bazılarımıza göre) bizi Türkiye yönetiyorsa (ki bunu da iktidara gelip giden yönetim takımlarımız kendi başarısızlıklarını örtbas etmek için özellikle yayarlar) o halde müsaade edin de Sn. Feyzioğlu bize hem yeni bir anayasa oluşumunda hem de sosyoekonomik konularda katkılarda bulunsun! Her halde çok faydası olur ama asla zararı olmaz!

***

TANINMIŞ DEVLET OLAMADIK AMA… Ünlü olduk! Hem de artık dikkatlerden kaçıramayacağımız, dünyasallığıyla!

NİTEKİM pek çok nedenleri olabilir ama ayan beyan gözle görülenlerden biri de “demografik yapımızın gitgide beraberinde ciddi sorunlar da yaratarak bozulmakta olduğudur!” BU bozulma ile birlikte illegal olaylar da artmaktadır! Nitekim gün geçmiyor ki bir iki uyuşturucu vakasına, ölümcül trafik kazalarına, hırsızılık ve dolandırıcılık suçlarına yönelik haberler okuyup işitmeyelim.

HER NE kadar çoğu kalkınmış ülkelerin gerisinde de kalsak maalesef günlük polisiye vakalarımız gitgide çoğalmaktadırlar! Artık aramıza öğrenci, turist, misafir diye katılanların da gün geçmiyor ki adları bir uyuşturucu, hırsızlık, darp, dolandırıcılık ve ötesi pek çok olayla birlikte işitilmemiş olsun!

YANİ artık “uzun zaman oluyor” diyeceğimiz bir süreçte farelerinin bile kaçacak delik bulmakta zorlandıkları bu Kuzey beldesinde gün geçmiyor ki bize yabancı insanların da karıştığı onlarca “suç” ve “suçlular” olaylarının haberleri önümüze gelmesin!

DÜŞÜNÜN Kİ bir yurttaşımız Rum tarafında esrardan hapsolmuş zavallı adamı hücresindeki Rum mahkûmlar döve döve ölürmüşler!

***

…SUÇ ve SUÇLULAR konusunda her halde polisiye vakalarda Rum tarafı ile karşılıklı işbirliği yapılmaktadır ama yeterli olmadığı da ortadadır! Demek istediğim bu konuda “siyasi sürtüşmeleri” bir yana koyarak mevcut işbirliğini artırmaktır çünkü neredeyse adanın Kuzeyi de Güneyi de uyuşturucu maddelerin çarşı pazarları durumuna geldiler! ÜSTELİK Kuzey Güney bölgeleri, sınır kapıları derken olayın tacirlerinin bir ayağı Kuzeydeyse diğeri de Güneyde olmakta yada tersi. Yani kaçakçılık her halde ve bu nedenle hem daha kolay hem daha kârlı olmakta! Ve azalacağına artmakta!

OLAYIN toplumsal vahametini hem Rum hem de KKTC yetkililerinin gördüğü bildiği yadsınamaz ama ne kadar ve ciddiyetle işbirliği yaptıkları da belli değil! Mesela hayal gibi olacak ama neden iki bölge arasında suçluların mübadelesi olmasın? Ki siz Güney’de tutuklayıp hapse mahkûm ettiğiniz bir suçluyu kalkar da sırtlanların inine kapatır gibi Rum mahkûmlarla ayni hücreye tıkarsanız oldürürler de parçalarlar da! Neden cezalarını kendi bölgelerindeki hapishanelerde çekmesinler? ( Galiba bu da “hayalin” asıl kendisi olmalıdır!)