Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Romanya İzlenimleri-3 Drakula nam-ı diğer Kazıklı Voyvoda

Üniversitede master yapan rehberimiz, bana “Bugünkü Romanya, turizmini Bram Stoker’e borçludur” dedi. Ne ilgisi olduğunu sorduğum zaman şöyle dedi: “1897 yılında yazdığı Drakula romanı, dikkatleri ülkemize çekmişti. Daha sonra çekilen Drakula filmleri, insanların ilgisini yoğunlaştırdı. Romanya’ya gelen turistlerin büyük bir çoğunluğu Drakula’nın içinde yaşadığı kaleyi görmek istiyor. Tabii, öyle bir kale yoktu. Ama Vlad Tepej’in birkaç gün kaldığı eski bir kale, süslenip püslenip “Drakula Kalesi”ne dönüştürüldü ve turizmin hizmetine sokuldu”.

III. Vlad veya Vlad Tepej, Osmanlı tarihinde “Kazıklı Voyvoda” namı ile bilinen tarihi şahsiyettir. Zaten Tepej, “kazıkçı” demekmiş. Düşmanlarını ucu sivriltilmiş kazıklara oturtur ve onların bütün bir gün can çekişmelerini izlermiş. Rivayete göre, üzerinde birer insan bulunan kazık ormanının ortasında yer, içer, eğlenirmiş.
III. Vlad’ın bir adı da Drakula veya Dragula idi. Yaşamı boyunca imzasını Latince “Vladislaus Dragwlya” olarak atarmış. Dragula, “Dragul’un oğlu” demektir. Babası II. Vlad, Almanya’da Dragon (Ejderha) teşkilâtına üye olduğu için bu ismi almıştı. Dragon teşkilâtı, Hristiyanları Osmanlılardan korumak amacıyla Macar kralı tarafından kurulmuştu. Nitekim Valahlar (Eflaklılar) yani şimdiki Romenler, Macarlarla birlikte Osmanlılara karşı birçok savaşa katılmışlardı. Ejderha anlamına gelen “drag” zamanla anlam değiştirerek “şeytan” anlamını kazandı. Böylece Kazıklı Voyvoda’nın adının bir anlamı da “Şeytanî Vlad” oldu. Adam, ismiyle müsemma olup tüm lâkapları kendisine pek yakışmıştı.
Romenlerin halk kahramanları arasında sayılan Vlad Tepej, babasının birçok metresinden birinin oğludur. Annesinin kim olduğu bilinmiyor. Demek ki bazı insanların babası bilinmezken bazılarının da annesi bilinmiyormuş. Ancak aynı metresten Radu adlı bir kardeşi olduğu biliniyor. Daha sonra “Yakışıklı Radu” olarak ünlenecek olan bu prensin, Fatih Sultan Mehmet’le, nasıl ifade etsem, gönül bağı olduğu iddia edilmektedir.
1436 yılında Osmanlıların yardımıyla II. Vlad Dragul, Valahiya’nın (Eflak’ın) yönetimini ikinci kez ele geçirir. Haracını düzgün ödemesi için 13 yaşındaki Vlad ve kardeşi Radu rehin olarak Osmanlı sarayında tutulur. İkisine de Türkçe öğretilir ve onlara mantık, Kur’an ve edebiyat dersleri verilir. Onlara ata binme ve savaş oyunları öğretilir. İleride Vlad bu bilgi ve becerileri, Osmanlılara karşı kullanacak; Radu ise bunları Osmanlılarla birlikte kardeşine karşı girişilen savaşlarda kullanacaktı.
Babasından sonra III. Vlad, Valahiya (Eflak) voyvodası olur. Gönlü Macar kralı ve Papa’dan yana olduğu için Bab-ı Ali’ye haraç göndermeyi keser. Bunu kendisine hatırlatmak için Bükreş’e giden Osmanlı heyet üyelerinin sarıklarını kazıkla başlarına çaktırır. Adam kazık işine çok meraklıydı. Onu tedip etmek amacıyla gönderilen Hamza Bey komutasındaki 1000 sipahiyi, dar bir geçitte pusuya düşürerek onları ya öldürür veya esir alır. Esirlerin hepsini kazığa vurdurur. Rütbesi nedeniyle, Hamza beyi en uzun kazığa oturtur.
Tuna nehrini geçerek birçok Türk köyünü yakar, yıkar. Macar kralına gönderdiği bir mektupta mealen şunları yazar: “Sultanla olan anlaşmayı bozdum. Tuna’nın denize aktığı bölgede erkek, kadın, çocuk 23,884 Türk öldürdüm. Evlerinde yaktıklarımız ve askerlerimin kafalarını uçurdukları bu rakama dahil değildir”.
Fatih, Mehmet Paşa komutasında 90,000 kişilik bir orduyu Valahiya’ya gönderir. Kazıklı Voyvoda yenilir ve Macaristan’a sığınır. Bu savaşlarda 15,000 Yeniçeri’ye komutanlık yapan Yakışıklı Radu büyük başarılara imza atar.
O sıralarda Papa yeni bir Haçlı ordusu kurmak amacıyla Macar Kralı Janos Hunyadi’ye 40,000 altın gönderir. Kral paraları cebellezi eder ve ordunun oluşturulmaması suçunu da Vlad’a yükler ve onu hain ilân ederek hapse atar.
Bazı iddialara göre 4, başka iddialara göre 12 yıl hapis yattıktan sonra dostlarının yardımı ile hapisten kurtulur. Kurduğu ordu ile Voyvoda olan kardeşi Radu’ya saldırır. Onu yener ve kendisini yeniden Valahiya voyvodası ilân eder. Ancak voyvodalığı sadece birkaç ay sürer. Osmanlı ordusu yeniden Valahiya’ya girer ve yapılan savaşta Kazıklı Voyvoda öldürülür. Başı kesilerek bal içinde İstanbul’a gönderilir. Halk kahramanı sayılan Vlad Tepej’in bugün Bükreş’te sarayı olduğu söylenen bir harabenin önünde bir büstü görülebilir. Yeniçeri tipi uzun bıyıkları özellikle dikkat çekmektedir.
Osmanlı’nın bu diyarlarda at koşturduğuna Romen diline giren birtakım Türkçe kelimeler tanıklık etmektedir. Benim dikkatimi çeken kelimeler şunlardır: Kebab, çorbe (çorba), teleme (nora benzeyen bir peynir türü), pabuş (pabuç ama terlik anlamında), han (kervansaray).
Bir gün bulvarlardan birini geçiyorduk. Karşıdan kocaman bir kurt köpeğiyle bir adam geliyordu. Adam yolu yarılamış ama köpek yerinden kımıldamadan sağına soluna bakınıyordu. Adam bir şeyler söyledi, köpek tınmadı. Elini bacağına vurarak “Hade, hade” deyince köpek koşarak geldi. Ben de “hade” kelimesinin Kıbrıslıca olduğunu sanıyordum.
Not: Bugünkü Romanya; Valahiya, Moldovya’nın yarısı ve Transilvanya’dan oluşmaktadır. Romanya’nın doğal bir uzantısı olan Moldovya’nın yarısı II. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler Birliği’ne bağlanmıştı. 1991’de Sovyetler’e bağlı olan “Moldova” (Moldovya) bağımsızlığını ilân etti. Macarların yoğunlukta olduğu Transilvanya ise II. Dünya Savaşı’ndan sonra Romanya’ya verilmişti.