Döviz vurgunlu pahalılığa yenik düşmenin yarattığı krizle sarsılırken bir kez anlıyoruz ki insan hayatı tekdüze değildir..
Ne asude akan bir ırmaktır ne güneşte yıkanan mavi bir göldür.. Ne mehtaplı akşamların romantizmidir yaşanan ne delicesine sevgilerle sarmalanan aşklardır…
Zaten yarım asırdır çözümsüzlükten kaynaklı hiç de yaşamamıştık öylesi hayatları.. İnsan kendi yurdunun esiri olur mu? Olduk vallahi! Buna karşın yeni yeni sorunlarla sarmalanıyoruz! Bunlardan en tehlikeli olanı “pandemiyse” bir diğeri onun kadar başımıza işler açacak olan “Kıbrıs odaklı” dediğimiz Doğu Akdeniz’dir!. Doğu Akdeniz’deki Yunan yayılmacılığıdır!. Şimdilerde Amerika’nın Dedeağaç’ta kurduğu üssüdür! Ayni Amerika’nın Yunanistan’a fırkateyn ve ötesi savaş silahları satmasıdır!
Fakat en tehlikeli olanı Rum tarafının Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin “yetki alanı olan petrol ve gaz arama bölgelerini” büyük bir pervasızlıkla mesela Exon Mobil’e kiralamış olmasıdır..
Her ne kadar Ankara “izin vermeyeceğiz” diyorsa da “ama nasıl” diye sormaz mısınız?
Çünkü artık Doğu Akdeniz’de sadece Rum-Yunan ikilisi yoktur.. Rum Yunan ikilisinden yana siyasi tavır koyan Amerika vardır.. Üstelik artık Dedeağaç’taki üssü yanı sıra Adana’daki İncirlik üssüyle birlikte Türkiye’nin dostluk ve güvenlik supabı da değildir. Türkiye’nin “hakkı hukuku” uğruna göstereceği direnci söz konusu olduğunda başına bombalar yağdıracakları düşmanlarıdır!
Tutun ki Türkiye hiç bu kadar yalnız olmadıydı.. Güneyinde Irak, Suriye, İsrail…
Kuzeyinde Rusya.. Rusya’nın kıyamet kopartacak Ukrayna’ya yönelik hasmane tutumu…
Ve sürekli silahlanırken nedenini Türkiye’ye bağlayan Yunanistan..
***
PEKİ HANGİ GELECEKLER İÇİN NEYİ UMUT EDELİM? Siyasi çözümü mü? Bu koşullarda Rum’a Kuzey’i de verseniz gene çözüm olmaz çünkü artık kavga Doğu Akdeniz’dedir!
EKONOMİK istikrar mı? Allahınızı severseniz! Aradan 47 yıl geçti. Hâlâ Ankara açıktan para pompalamasa, katkıda bulunmasa aç kalacağız!
PEKİ siyasi tanınmışlık mı? Sonuncusu Erdoğan’ın, ‘artık Kuzey Kıbrıs Türk Devletini de tanıyın’ demeye getirdiği aralarında Azerbaycan’ın Türkmenistan’ın Özbekistan’ın falan bulunduğu 9 Türkçe konuşan ülkelere yaptığı rica ve niyazdı!
Pööö! Bekleyelim ki geçtik bizi tanıdıklarını açıklamalarından; “nasılsınız” diye hatırımızı sorsunlar!
***
VE “BU AHVAL VE ŞERAİT İÇİNDE BİLE… Dedi Atatürk, vazifen her yıl bir hükümet yıkıp yenisini kurmak için erken seçim yapmaktır!”
Hadi seçim sathı mailine girdik bir de ona bakalım:
***
KISACA TAKILDIĞIM: (SEÇİMLERLE GENÇLEŞİYORUZ!)
BİZ farkında değiliz ama Kıbrıs Türk toplumu bayağı gençleşmiş. Başka ülkelerde bu demografik yapısallık o ülkelerin zenginliği sayılır.. Sosyoekonomik gelişmişlik umudu olarak lanse edilir.. Ülkeler açısından dinamizm olarak kabul edilir..
BİZİM ülkedeyse “ne olacak anam bu gençlerimiz” sorularında “ah vah” olmaktalar ama! Çünkü hayata atılmaları için damarındaki asil Türk kanı yeterli olmazken üstelik şimdilerde pandeminin de vurmasıyla göç yollarına da düşemiyorlar!
Ne var ki bazıları “henüz toplum kademelerinde adları sanları işitilmeden gencecik gencecik aday olmuşlar..”
Tabi seçilip Mecliste yerlerini aldıklarında her ne kadar Kıbrıs Türk halkını “Bakanlık mertebelerinde” gene yılların kaşarlanmış ağabeyleri yönetecekse de “bugünün gençleri yarının büyükleridir” gerçeğinde bir gün gelecek onlar da yerli yerlerine otuverecekler…
Şimdilerdeki görevleri sadece Meclisteki parmaklarına bağlı kararlarında “kabul-ret” oyları olacak..
***
HAYIR ne sitemde bulunuyorum ne de seçimlere katılmayı küçümsüyorum. Aksine cesaret ve arzuları yönünden takdir ediyorum. Kaldı ki KKTC gençleşiyor.. Belirli yerlere gelmeleri, memleket yönetiminin ne olduğunu öğrenmeleri gerekir..
Şu anda eksik yanları “belki bugüne kadar hep uzağında durdukları ve dudak büktükleri “politikayla politikacıya” yönelik yabancılıklarından kaynaklı deneyimsizlikleridir…
Olsun! Bu eksikler kısa sürede giderilir. Asıl sorun “Kıbrıs siyasi sorununa yönelik fikirleridir..” Çözüme nasıl baktıkları dolayısıyla nasıl bir çözüm tasavvur ettikleridir. Mesela Sn. Erhürman gibi “Kıbrıslılığı” mı kurtaracaklar yoksa kalıcı çözümü mü?
Yoksa anavatan yavruvatan edebiyatı mı yapacaklar.. Hep beraber göreceğiz.. Bu denemeye ihtiyacımız vardır çünkü gençlerimiz yarınlarımızdır..
































