Köşe Yazarları

GEMİSİNİ KURTARANLAR VE DİĞERLERİ…







Listeler, listeler… Ayak oyunları, adam kesmeler, gruplaşmalar, şaibeler…




Tam 400 kişi… Kurtaracaklar bizi…



Bizi mi, kendilerini mi? Kaçta kaçı kendini değil de toplumun geleceğini düşünendir? Ya seçmenleri?

İşte bu nokta çok önemli. Derdi “hepimiz” olanla, derdi “kendisi” olanı ayırt etmek gerekiyor. Bugün, hemen, şimdi… Her zamankinden daha zorunlu.

Elimdeki telefonu açmaya korkuyorum, sterlin’in 20 lira olduğunu görmemek için…

Koronanın daha kaç kişiyi aramızdan alıp gittiğini öğrenmemek için…

82 milyon, artı KKTC nüfusu hep birlikte perişan olurken, televizyonda bir reklam dönüyor, “Razıyız” falan diye.

Ne iğrenç bir propaganda. Satır arası mesaj veriyor. Gizlice…

Sanki firma ucuza mal satacakmış da “sizin için kardan fedakarlık etmeye hazırız” diyor. Aslında hiç de öyle değil, beyinlerin arkasına verilen mesaj şu, “fakirleşmeye alışacaksınız, fedakarlık edeceksiniz, razı olacaksınız”…

Mesele budur… Razı olacak mıyız, olmayacak mıyız…Ya da teslim olacak mıyız, olmayacak mıyız?

Şu 400 adayın gireceği seçimin, “gemisini yürüten kaptanlarla”, diğerleri arasında olduğu o kadar net ki.

Mevcut düzenin devamını isteyenler ve diğerleri…

Partizanlık, adam kayırmanın, sektör kayırmanın ustaları, bunu “bizim ideolojimiz budur” diye satarken, başka türlü düşünmek mümkün müdür?

Gemisini yürüten kaptanlar, genelde halk kitlelerini salak yerine koyar. Hele de bugünlerde öylesine açığa çıktılar ki…

Mevcut durumdan nemalananlar ve nemalanmayı umut edenler KKTC’yi dört bir yandan kuşatmış durumdadır.

Siyasetçi olmaları gerekmez, siyaseti şekillendirir onlar.

Bir de alttan destek tabanı vardır ki, onlar bu statükonun kırıntılarından beslenirler. Asıl büyük kitle de budur.

Hamasetle gözleri boyayıp, fakirleşmeyi falan unutturacaklarını sanmaktalar şu anda. Aslında verdikleri mesaj, “başka çare yoktur” mesajıdır…

Okullardaki vaka sayıları marifetmiş gibi yayınlanıyor. Ölümler ha keza. Döviz desen, lafı bile yok. “Peki ne yapacaksınız” diye sorsan, turizm sektörü, üniversite sektörü, cart curt. Ha bir de Türkiye’den beklenti. Halka anlatılan bu… Ölmez de sağ kalırlarsa, umut edecekler… Aptalız ya…

Dikkat edin, çare arayana, fikir öne sürüp, tartışma açana nasıl saldırıyorlar. Dört koldan. “Olmaz, olamaz, yapılamaz”… İşlerine gelmez de ondan. Onlar böyle iyidir, gemilerini ancak böyle yürütürler.

Ya siz? “Yapacak başka bir şey yok” diyen çaresizlerden misiniz?

Yoksa “yapabiliriz”cilerden mi?

Bu zamanda bunu tartışmak bile abes. Yapılabilecek o kadar çok şey varken, henüz aklımızı kaybetmemişken, çaresizliğe nasıl boyun eğersiniz?

Ben “yapabiliriz” diyorum. Bu sistem baştan sonra değiştirilebilir. Düzenle uyumlaşmanın bize vereceği bir şey kalmamıştır…

 

YERİN KULAĞI VAR

ÜYE SEÇTİ, UBP KARIŞTI:  

UBP Genel Sekreteri ve milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu’nun, Mağusa listesinde 3. sırada yer alması ve kontenjan adaylarıyla daha da aşağılara düşecek olması krize neden oldu. UBP’ye yakın kaynaklar Hasipoğlu’nun kullanılan oylarla ilgili kuşkuları olduğu, dün partiye gelerek yaşananlarla ilgili şikayette bulunmaya hazırlandığı konuşuluyor. Dün konuştuğum bir UBP’li, “Kurultayda 8 bini aşkın üye 2 gün oy kullanmış ve sandıklar dolup taşmıştı. Cumartesi gün de aynı sayıda üyenin bir günde oy kullandığı iddia edildi ama sandıklar boştu” derken, adeta ortaya atılan iddiaların doğruluğunu teyit ediyordu…

 

HER 1000 KİŞİDEN BİRİ ADAY:

23 Ocak seçimlerine UBP, CTP, HP, DP, TDP, YDP, Bağımsızlık Yolu ve TKP-YG olmak üzere toplam 8 parti katılacak. 50 adaydan toplam 400 aday. Ülke nüfusunun 400 bin civarında olduğunu varsayalım. Bu durumda her 1000 kişiden birisi aday olmuş oluyor. Siyasetin ve siyasetçinin bozulduğundan bahsederiz hep ama, heveslisi de çokmuş…

 

ONLAR MI SİYASETİ, SİYASET Mİ ONLARI BIRAKTI:

Aday olmayan vekillerin siyasetten soğudukları diye bir yorum var. Hepsi aynı potaya konamaz. İsimlerinin birlikte anılması bile doğru değil. Bir Ersan Saner, başına o felaket gelmeseydi şimdi adaydı. Bir yıldır bütün hesapları bugün içindi. Yapması gerekenleri, onu bunu kızdırmasın diye yapmadı, hep beraber bugünlere geldik. Ya Özgürgün? İmkanı olsa aday olmaz mıydı? Siyasetten mi bıktı, siyaset mi onu dışladı. Bir tek Tolga Atakan ve Koral Çağman’ı ayrı tutarım. Onlar gerçekten siyasetin çirkin yüzünü görüp, çekildiler…

 

YDP’LİLER İLGİ GÖSTERMEDİ:

Her fırsatta 12 binin üzerinde üyesi olmakla övünen YDP Genel Başkanı Arıklı hafta sonu aday belirleme seçimine sadece 2 bin civarında üyenin katılmasıyla şok oldu. Seçim sandıklarda oy patlaması yapacaklarını iddia eden Arıklı’nın partisine sahip çıkamadığı iddia edildi. YDP’den ayrılan Bertan Zaroğlu da sosyal medyadan paylaştığı açıklamasında, “11.500 üyemiz var palavraları tüm çıplaklığı ile  ortadadır” diyerek Arıklı’yı suçladı…

 

LAFAZANLIK:

Sucuoğlu’nun Havadis’e söylediği, “Borçlarda sterlini 12’ye sabitleme” fikrinin imkansız olduğunu hepimiz zaten biliyorduk. Yapılabilseydi, yıllardır onlarca döviz krizinde yapılmaz mıydı? Bankalar Birliği “böyle bir gündem yok” deyince, döndü, kendi söylediğini inkar etti. Kalkınma Bankası’nın yapmaya çalıştığını, tüm bankalar yapacak sandı. Oysa Kalkınma Bankası ticari bir banka değil. Kredi vermekten başka işlemi yok, mevduat toplamıyor. Zaten alacaklısına da öyle şahin değil. Düşünün artık nasıl öngörülerle gidiyoruz. Boş, işe yaramaz lafazanlıklar…

 

YİNE DE EN KARLI PARTİ UBP OLDU:

Aday adaylığı seçiminde yaşananlara karşın yine de bu süreçten en karlı çıkan parti UBP oldu. 50 kişilk liste için 81 aday adayı yarışmış ve sadece 50 kişi listeye girmeyi başarmış. 31 kişi ise liste dışı. Bu durumda aday adaylarından alınan 25 bin lira da partinin kasasında kaldı. Az para değil hani.

Tam 775.000 TL… Listeye giremeyenler giden paralarına mı, yoksa oylama sırasında yaşanan gombinalara mı yansınlar şimdi.









Başa dön tuşu