Sadece Türkiye’deki ilgili ve yetkili kişilerle ekonomik kuruluşlar değil, AB’deki ekonomistler de önümüzdeki yıl Türkiye’de dövizin TL karşısında değerini koruyacağını doların 14 TL ve üzerinde bir kurla sabitleneceğini açıklıyorlar!
Sadece Türkiye yönünden değil, Dünya ülkelerinin çoğunu da saran mali ve ekonomik sıkıntıların olduğu gerçeğini zaten medyanın günlük haberlerinden işitip okuyoruz.
Ve haklı olarak “Hükümetimizden” rasyonel diyeceğimiz tedbirler almasını bekliyoruz. Çünkü döviz karşısında büyük vurgun yiyen Türk Lirasının gitgide dibe vuran alım gücü yanı sıra, ayni hızla ters orantıda artan pahalılık büyük bir toplumsal bunalım yaratmaktadır..
“Ben sen o, biz siz onlar” bizatihi bu pahalılığı yaşarken nasıl “of puf” çektiğimizi biliyoruz.. ***
İŞTE bu koşullarda diyoruz, mesela 23 Ocak’ta erken genel seçime gidecek Sucuoğlu Koalisyon Hükümetinden ne beklerdiniz?
Her ne kadar KKTC’nin maliyesine ilişkin gelirleriyle giderleri, taşıma suyla değirmen döndürme misali bir çaresizliğin karabasanındaysa da beklerdiniz ki dışımızda oluşan bu döviz odaklı para krizini “usulet ve suhuletle” geçirecek tedbirler alsındı..
Mesela “oynandıkça” beterince değer yitiren TL’ye TC’den kaynaklı yeni ve taze para takviyesi yapmak gibi.. Sabit gelirlilerin maaşlarından başlayarak hayat pahalılığı zammı vermek gibi..
Ki önümüzdeki günlerde yüzde 15 hayat pahalılığı uygulaması gerekiyor…
Oysa ne yaptı hükümet? ***
TAM zamanı ve sırasıymış gibi “gelir matrah dilimlerini revize etme” kararı aldı!
Neymiş sebebi bilir misiniz? “Bu güne kadar olagelen uygulama vergi verenler arasında adaletsizlik yaratıyormuş!”
Ve onca gelip giden koalisyon hükümetleri nedense bu büyük adaletsizliği görmediler şimdi giderayak Sucuoğlu koalisyon hükümeti gördü! Mesela kulaklarda çok şiirsel seda bıraktığınca “az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alacaklarmış!” (Tutun ki dünyayı bir daha keşfetmek gibilerinden müthiş ve adaletli bir karar!)
Üstelik bu kararı “sermaye kesimi kayırıcısı olan UBP ağırlıklı koalisyon hükümeti alıyor ki bir süre önce de ters doğrultuda “emirnameleri” kaldırdı! ***
TABİ bu “gelir matrahları dilimleriyle” oynanırken ne yapıldı ama?
Ekonomist ve maliyecilerimizin açıklamalarına göre oluşturulan cetvelin mesela en alttaki “birinci dilimi” (yani dar gelirlilerin) öteki dilimlerde olduğu gibi 2 kat artacak bir revizyona tabi tutuldu.. Mesela birinci dilime giren vergi yüzde 10’du oldu yüzde 20
KEZA ötesi dilimler de artarak en yüksek seviyede yüzde 40 kadar ulaştı ki “döviz karşısında vurgun yiyen TL nedeniyle artan pahalılık neyse, eğer bu yeni vergilendirmeler uygulanırsa bugünkü pahalılığı bile aratacak!
***
“ZAMANLAMA” denen sihirli bir kelime vardır..
Hayatın her alanında alınan kararlar, gerçekleştirilen işler, çok önemli eylem ve girişimler falan… “Uygun zamanda” gerçekleştirildiğinde faydalı olurlar..
Yoksa bir yandan okulları da saran pandemi ki yeni veryantı geliyor, öte yandan TL’yi vuran döviz vurgunu, beride seçim hazırlıkları, artı gitgide canavarlaşan pahalılık… Derken… VE insanların kurulu düzenlerini tehdit edip bunalımlar yaratırlarken, böylesi çok tartışılması gereken kararlar alıp beteri beter yapmak ne Sucuoğlu yönetimine bir fayda sağlar ne de iddia edilen adaleti dağıtır..
Belli ki “Sucuoğlu” yanlış yönlendiriliyor!
***
KISACA TAKILDIĞIM: (BÜYÜK HEYECAN!)
Beklenen gün geldi geliyor. Şimdi adaylar saptandı..
Henüz meydanlara çıkılmadı ama seçimin manşetleri esamesindeki sloganlar işitilmeye başlandı..
Hoş, bu memlekette kim takar sloganları ama değil mi ki “dervişin neyse fikri, zikri de odur!”
Ki o “anavatan yavruvatan,” “bayrak,” “Kıbrıs Türktür Türk kalacaktır…” Sloganlarıyla UBP sittin senedir sandıktan hep birinci parti çıktıydı!
Tabi böylesi söylemler yurdunu milletini seven insanların hoşuna giderdi.
Devran döndü ama. Baktım geçen gün kurultay’da adaylarını tespit eden CTP başkanı Erhürman “Ülkeyi yeniden Kıbrıs yapacağız” diyor!
Allah Allahh! Yoksa “Kıbrıs” değil miydik? Yoksa saf Kıbrıslılardan oluşan bir Kuzey mi yaratacağız? Dolayısıyla ülkeyi önce TC’den sonra TC’lilerden mi arındıracağız? Ya sonra?
Doğrusu ne kadar lüzumsuz sloganlar varsa hep de seçim arifelerinde ortaya çıkartılırlar!
Erhürman gibi bir liderin de kendini “havaya” kaptırmasına doğrusu şaştım!

Önceki Haber
Sonraki Haber

























