Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“MUAFİYET” DEDİK, ÇALIŞANIN ÜÇ KURUŞLUK MUAFİYETİNİ KALDIRDI…

“Vergi adaleti, muafiyetler” dedik durduk.

Ekonomistler de defalarca dile getirdiler. Herkes aynı noktada buluştu.

Madem sıcak para arıyorsunuz, adam gibi vergi al, zenginin lüks tüketimindeki vergi muafiyetini kaldır; darphane gibi para basan sektörlerdeki muafiyetleri kaldır. Hem de yasa falan bekleme, elinde yasa gücünde kararname var, orada burada para dilenme, değil mi?

İçinde UBP’nin bulunduğu hükümetlerin programında bile vardı muafiyetlerin kaldırılması. Laf ola yazarlar, programlarını süslerler, yapmaya elleri varmaz.

Sonunda Faiz Sucuoğlu yaptı…

Ama nasıl? Kaldıra kaldıra, çalışanın üç kuruşluk muafiyetini kaldırdı.

Vergi adaletsizliğini ortadan kaldıracağına, körükledi. Haksızlığın boyutunu büyüttü.

“Yanlış mı anladım, olamaz böyle bir şey” dedim ve ne çıktıysa okudum. Yok, yanlış anlamamışım. Herkes aynı fikirde. Yaptıkları bu. Hem de göstere göstere.

Konunun belki de birinci derecede uzmanı, eski Vergi Dairesi Müdürü Göksel Saydam bakın ne diyor; “2014 yılından itibaren ücret dışındaki gelirlere ilişkin  vergi yükümlülüğüne %5 indirim hakkı sağlanırken, gelirleri ücretlerden oluşanların bu indirim kapsamı dışında bırakılmış olmasının gerekçesi ve mantığına ne demeli?”…

Gerekçe: Sıcak para..

Mantık: Yüklen çalışanın sırtına da korkma…

Öyle ekonomi biliminden falan hareket etmek ne gezer. Sosyal devlet, sosyal adalet, adı bile yok. Alım gücü yerlerde sürünen bütün bir halkı gözden çıkartmış bunlar.

Zaten en fazla vergiyi şu anda çalışan, maaşlı ücretli ödüyor. Yüzde 37’ymiş oranı. Bunu yüzde 40’a çıkartıyor bu karar.

Asgari ücretli şu anda 39,15 lira vergi öderken, bu karardan sonra 78,30 TL vergi ödeyecekmiş.

Alt gelir grubu bitti zaten, açlığa mahkum da, orta gelir grubunu da yıktılar.

Ne için? Bir avuç milyardere dokunamadıkları için…

İşçinin yıllık vergisinin altında vergi ödeme becerisi gösteren büyük büyük işletme sahipleri, kendilerine aldıkları yatları, katları, karılarına aldıkları lüks araçları vergi dışı tutmaya devam etsinler diye.

Dünyanın sayılı zenginleri arasına giren üniversite sahipleri, kumar baronları da korunmaya, kollanmaya devam edecekler.

Ümitler bağlanan Sucuoğlu’nun ülkeye ve sorunlara bakış açısının ne olduğu da böylece ortaya çıkmış oldu.

Tatar ve Saner doğrudan maaşlardan kesinti yaptılar, mahkemeden döndü ya, Sucuoğlu cin gibi, mahkemeden dönmeyecek bir yol bulmuş. Farkı bu. Ama yolunacak kaz değişmiyor, emekçi…

Beğendiniz mi?

Kime nasıl baktığı belli, vaat ettiği gelecek de…

Verin oyunuzu da korkmayın…

 

YERİN KULAĞI VAR

“KKTC ASRIN BAŞARI ÖYKÜSÜDÜR”:

Ülkenin sorma gir hanına dönmesinden, vatandaşlıkların golifa gibi dağıtılmasından şikayet ede duralım. Bazıları kendi nüfusumuzun üzerinde başka bir nüfusun ülkeye aktarılmasından bırakın rahatsızlık duymayı, aksine mutlu… KKTC’nin son asrın bir başarı öyküsü olduğunu söyleyen Tatar, “KKTC’deki nüfusunu güçlendirmek, İngiliz dönemindeki nüfus azalmasını telafi etmek ve ekonomik açıdan kendi ayakları üzerinde daha fazla durabilecek bir yapı için mücadele ediyoruz” dedi. Belli ki bu Kıbrıs Türkünün iradesinin yok olmasından rahatsız değil…

 

BİZ DA İNANDIK:

69 bin sterlinlik Azeri “fenomenleri” KKTC’ye getirmek için akla karayı seçen Fikri Ataoğlu, “Bakanlık bürokratları ile yapılan istişare sonrasında toplumsal hassasiyete dikkat edilerek” kararı iptal ettiklerini açıkladı, biz de inandık. Daha iki gün önce Bakanlar Kurulu’ndan geçiren kimdi? Toplumdan bu kadar tepki gelmeseydi zor iptal ederdiniz…

 

BELLİ BİR ZÜMRENİN ÇIKARI İÇİN:

Rantçılar, Sucuoğlu hükümetin yasaklardan hemen önce imzaladığı yeni İmar Planı’nın ekonomiye ilaç gibi geleceğini söylüyor. Ülkenin tüm sahillerini beton duvarlarla ördükleri yetmemiş olacak ki, daha çok beton, daha çok bina istiyorlar. Bu ilacın kimlere yarayacağı belli.  Ne bahtsızlıktır ki, doğayı yok etme, tarım arazilerini küçültme pahasına bu betonlaşmaya onay veriliyor, şu bir avuç ülkenin geleceği ipotek altına alınıyor.

 

LAZIM DEĞİL, KALSIN:

Ersin Tatar, krize seyirci kalmayacakmış, hükümete önerilerde bulunacakmış… Bu kriz bugün başlamadı ki. Kendinin Başbakanlığından beri devam ediyor. Madem önerileri varmış, niye uygulamamış? Ya da Saner zamanında niye öneri yapmamış? Şaka bir yana korktum ben bu önerilerden. Sucuoğlu’nun çalışanların vergilerini artırmasından sonra, zamanında emekli maaşlarına el atan Tatar’dan gelecek öneri haberiyle dehşete düştüm…

 

EKMEKLER KÜÇÜLÜYORSA…:

Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay diyor ki; “Bir ülkede ekmekler küçülüyorsa, iktidar büyüyemez…”. Öyle olmalı. Akıl mantık bunu söylüyor. Ama galiba bunun geçerli olması için insanların ekmeğin de önüne geçen akıl dışı saplantıları olmaması gerekiyor. Sofradaki ekmeğini her gün biraz daha eksiltene oy vermeyecek bilince ulaşmış olması gerekiyor. Ne yazık ki bu coğrafyada işler böyle yürümüyor.

 

BUNU DA DUYALIM SAYIN AMCAOĞLU:

Eğitim Bakanı övünerek rakamlar açıklıyor. Öğrenci sayısı rekora ulaşmış. 108 bin 295 kayıtlı üniversite öğrencisi varmış, bunun 51 bin 280’i üçüncü ülke vatandaşıymış. Ne zaman sevineceğim biliyor musunuz, bu yabancıların kaçta kaçının gerçek öğrenci, kaçta kaçının kaçak olduğunu denetleyip, sonuçları açıkladığında. Defalarca alınan o denetim kararı hiç bir zaman uygulanmadı. Maalesef bildiğimiz bu.