Onun da önceliği memleket değilmiş.
Niye mi?
Çok açık… İtirazı olan varsa söylesin…
Birincisi, Çaluda ağzından kaçırdı, bütçe seçim sonrasına… Kasa tamtakırmış, memleket grak grak edermiş, kimin umuru. Kendi partisinin bıraktığı enkazı toparlamaktan bile kaçıyor…
İkincisi, toplumsal uzlaşı beklentisini daha ilk andan reddetmesi… Bu tavırla, partisinin içindeki uzlaşmayı nasıl sağlayacak, onu da partilileri düşünsün.
Muhalefet partilerinin de şu kısa sürede hükümete girme dertleri yoktu. UBP kendi yarattığı kirlilikle seçime gitsin istediler. Yani vebalini ödesin.
Ama en azından yamalı bohçayı evde hazırlayıp gitmeseydi de gerçek bir yoklama yapsaydı. Samimi olduğuna inandırsaydı. Yok, “CTP ile asla hükümet kurmam, Kıbrıs konusunda görüşlerimiz ters” dedi bitirdi…
Bakıyorsun, tek konuşulan “karma oy kalksın”…
Tamam kalksın da bu bizim en acil meselemiz midir?
Şu anda bu ülkenin yaşadığı dehşet verici sorunlara çare midir?
Mesela bir uzlaşmayla vergi konusunda düzenleme yapılamaz mıydı? Bütçe de buna göre hazırlanamaz mıydı? Ya da piyasa denetimleri, gümrük indirimleri, fakirleşmeye merhem olacak düzenlemeler falan..
Olmaz mıydı? Olmazdı. Hepimiz hayallere kapıldık.
Çünkü birinin nasırına basılacak en kötü zaman seçim öncesidir değil mi?
Bırak seçimi, böyle bir dertleri de yokmuş, ülkeyi bütçesiz bırakıp kaçıyorlar. Cesurmuşlar da radikalmişler, sorunları kesip atacaklarmış… Hani?
Sanki bu ülkede bir tek kendileri yaşıyor.
Uğraşılacak tek konu, UBP’nin seçim golü yememesi. Ve de kendilerinin makam, mevkilerini korumaları.
Seçim kazanmak, seçim kazanmak…
Kim sağlayacak bunu?
Son iki yılda üst üste yüzde 40 artı yüzde 40 fakirleşen bu insanlar.
Kendileriyle alay edilen, yok sayılan, dertleri dert edilmeyenler.
Hadi o zaman buyurun seçime.
Görelim bakalım, hakir görülen bu insanlar o zaman ne yanıt verecek…
YERİN KULAĞI VAR
NİSAP SORUNU OLMAZMIŞ:
Şimdikinden ne farkı var? Bu ekip neden aylardır nisap sağlayamıyor? Serdar’ı ve de Zaroğlu’nu garantiye mi almış? Serdar ortada bile değil. Ya Saner? Meclis’e gelip, “Hakkımı helal etmem” dediği kişinin hükümetine onay verecek mi. Ya koltuğu kaybedenler, hava alanlar. Tabii bunlar başka yerde olmaz ama bizde olur. Düne kadar yerden yere vurdukları hükümetin sadece başı değişince aranan gerekçe bulunur, aniden 180 derece dönülür, söylenenler yutulur. Hele de seçimin dumanları görününce, korku dağları bekler…
ERKEN PES ETTİ:
Hani belki farklı olur diye düşünmüştük ama Sucuoğlu’nun da biat konusunda Saner’den farklı olmadığını gördük. Verdiği mesajlar ve biat kültürüne dayalı icraatları toplumda, “fasulyenin yahnisi, gitti geldi aynisi” yorumlarına neden oldu. Kabinesini Tatar’dan önce gidip birilerine sunduğu ve onay istediği iddiaları var. Derdini “dik dur eğilme” sloganları atanlara anlatsın. Bir önceki kurultayda yaşananlar kulağına küpe olmuş olacak ki, tekrar yaşamamak için elinden geleni yapıyor.
NEDEN BASKIN SEÇİM?:
Sucuoğlu’nun neden erken erken seçimde direttiği anlaşılır bir şey. Sürenin uzaması halinde bu yamalı bohçayla Saner hükümetinden bir farkı olmadığı ortaya çıkacaktı. Seçim yasaklarının olmadığı bir ortamda önce partisinin, sonra ortaklarının partizan taleplerine maruz kalacaktı. Bomboş kasayla yapılacak bir şey de yoktu. O durumda nasıl seçime gitsin? Şimdi kurultayın rüzgarını arkasına alıp, sütten çıkan ak kaşık gibi baskın yapacak. Kendisi açısından doğru olanı yaptı. Zaten başka bir derdi de yok gibi görünüyor. Seçim sonrası yeni dönem, tarihin en büyük enkazıyla başlayacak…
NİYETLERİ OLSAYDI:
Siyasiler seçim falan tarihte mi, yoksa filan tarihte mi olsun, seçim yasasını değiştirelim de nasıl değiştirelim diye tartışa dursun. 9 Ocak’ta seçim yapacaksak, önümüzdeki hafta itibarıyla seçim yasaklarının başlaması gerekiyor. Ama ortada henüz ne toplanabilen bir Meclis, ne de bir hükümet var. YSK Başkanı Narin Şefik, Seçim ve Halk Oylaması Yasasında değişiklik için zaman kalmadığını söylüyor. Zaten değişikliğe niyetleri olsaydı çoktan yaparlardı…
GURURLANIRMIŞ:
“Tıp alanındaki başarılar, bizi gururlandırmaktadır”… Böyle nutuk sallamış Tatar. Tatar kim, grip aşısına bile ulaşamayan, kanser ilaçları bulunamayan, aşı sertifikası tanınmayan bir ülkenin cumhurbaşkanı koltuğunda oturan kişi. Haydi bak bu tabloya da gururlan gururlanabildiğin kadar. Gülerler adama…
ÖLÜ GÖZÜNDEN YAŞ:
Akaryakıt, tüpgaz derken, iğneden ipliğe zamlar yağıyor. Şimdi ekmeğe, sigaraya. Bunlar fiyat açıklaması zorunlu olanlar. Ya diğerleri? Türkiye’de ürün zamları kalem kalem açıklandı. Enflasyon yüzde 20 açıklanıyor ama, pahalılık ortalama yüzde 40’ın üstünde. Artık bizdekini hesap edin. Aslında yaptığımız derdimize yanmak. Başka bir işe yaramıyor. Sendikalar sokaklarda ‘zamları durdurun’ diyor da onlar da ölü gözünden yaş gelmeyeceğini biliyor. Baksanıza, adamın tek derdi karma oy…
































