Bir partinin iç meseleleri bugün değil, son kurultayda da değil, tam bir yıldır memleketi kilitledi…
Kavgalardan, gürültülerden, akla hayale gelmeyecek her türlü işten sonra partilileri, daha bir yıl önce zorla adaylıktan çektirilen Faiz Sucuoğlu’nu yeni başkanları olarak seçti. Rövanş gibi…
Geçen yıl o müdahaleler olmasaydı da o kurultay yapılsaydı yine seçilirdi bence…
Şimdi bundan sonrası önemli.
Taban iki mesaj verdi. Birincisi, “ona oy vermeyin” mesajını dinlemedi. Başta Tatar, arkasından Saner sonra Taçoy’un sergilediği tavrı benimsemedi.
Parti nezdinde kimin sözüne itibar ettiğini, kime itibar etmediğini gösterdi. “Kişisel hırslarla değil, ülkenin sorunlarıyla ilgileniyoruz” dedi.
İkincisi, yine taban, geçen yıl yapılan müdahale ile lanetlenmeye çalışılan kişiye sahip çıktı.
İç çekişmeleri, tavandaki çöreklenmeleri, tabandaki çıkar çeteleri bir yana, UBP tabanı, bu toplumun bir parçası olduğunu ortaya koydu. Sağduyusunu gösterdi, iradesine sahip çıktı. Partinin içişlerine ve ülke demokrasisine müdahale yapılmasına “dur” dediler.
Bu bir dik duruştur, bir tavırdır.
Önemli olan, Sucuoğlu’nun bu mesajı alıp almayacağıdır…
Eğer iddia ettiği gibi diğerlerinden farklıysa, farkını göstermelidir.
İşte önünde fırsat. Her ne kadar eline dün bir ateş topu aldıysa da bunu ülke yararına kullanmak elindedir.
Yüzde 60 oyla seçilmenin ağırlığı büyük. Çünkü beklenti çok. UBP’liler de dahil herkesin beklediği öncelikli olarak yangın yerine dönen ülkenin çarklarının yeniden çalışması…
Enkaz, enkaz deriz de Kıbrıs Türkünün tarihinde hiçbir hükümet, Saner hükümetinin bıraktığı kadar büyük bir enkaz bırakmadı. Hem ekonomi hem sosyal yapı büyük bir bozulma içinde. Üretilen tek bir politika yok. Önümüzü göreceğimiz bir plan falan da yok.
Bakın şu kurultay sürecine; birbirlerini itibarsızlaştırmaktan başka ne konuştular? Seçilecek olanın geçici de olsa bir hükümet kuracağı, ülkeyi seçime götüreceği belli olduğu halde, hiçbiri bir program sunmadı…
Bu boşluğu ortadan kaldıracak, güveni geri getirecek tek şey seçimdir.
Olağan seçim tarihine kadar gidecek bir hükümet kurmak ise bu ortamda hayaldir.
Şu anda tüm toplumun beklentisi, gündelik sıkıntılara acil çözümler bulan bir geçiş hükümeti ile ülkenin sağlıklı bir şekilde seçime götürülmesidir.
Sucuoğlu’nun “Eğer kurultay yüksek katılımlı, heyecanlı ve istediğimiz gibi sonuçlanacaksa erken seçim olmalıdır” sözü oradadır. Bu taahhüdünden vaz geçer mi? Geçmemeli. Yaparsa, beklentileri ilk andan boşa çıkarmış olur…
YERİN KULAĞI VAR
FAZLA SEÇENEK YOK:
Tatar hükümeti kurma görevini yeni Başkan Sucuoğlu’na verdi. Sucuoğlu’nun, ülkeyi seçime götürecek bir hükümet kurması için fazla bir seçeneği yok. Dedikodular HP ile deneyeceği yönünde ancak sayıları 25’te kalıyor. Bu formülde, 3 bağımlı bağımsız vekilin desteğine ihtiyaç var. O zaman da HP kendisinden kopan bu 3 vekilin desteği ile hükümet kurmaya nasıl bakar, esas sorun burada. En rahat formül, 31 vekile sahip olan UBP-CTP hükümeti ama CTP buna yanaşır mı bilemeyiz. Şu anki durumu öncekilerden ayıran, kurulacak olanın bir seçim hükümeti olması. Herkes tutumunu bu gerçeğe göre belirleyecek.
DÜN ÖYLE BUGÜN BÖYLE:
Daha düne kadar “Sucuoğlu kazanırsa hükümeti bozarım, onunla yıldızımız uyuşmuyor” diye hava atan YDP Başkanı Arıklı, “Sizinle yıldızlarımızın barışmadığı bir gerçek. Ama ülkeye birlikte hizmet etmek için birbirimizi sevmemizin gerekmediği de bir gerçek… temaslarınız sonucu bir hükümet kurma aşamasına gelebilirseniz, size dışardan destek vereceğimizi de biliniz” diyor şimdi. Sarf ettiği onca sözden sonra bu açıklama, bence hiç samimi değil. Hatta itici.
SÖZÜN BİTTİĞİ YER:
Tatar’ın tavırlarını yazsan, her gün yazarsın. Ama artık sözün bittiği yerdeyiz. Parti sloganları atarak, tek başına iktidar çağrısı yaparak Anayasa’nın tarafsızlık ilkesine aykırı hareket ettikten sonra, konuşacak bir şey kalmıyor. Bir de kalkmış, kendini eleştirenleri hedef tahtasına koymuş. Yani umuru bile değil. Ondan başka türlü davranmasını beklemeyin. Demokrasinin kurallarını ve yasaları zorlayan bu tavırlar, tahammül sınırlarını da aştı.
KATILIMIN DÜŞMESİ, BEZGİNLİKTEN:
Kurultaya katılım konusu incelemeye muhtaç. Yarım kalan geçen yılki kurultayda katılım yüzde 58 iken, bu sefer yüzde 52,94. Neredeyse üye sayısının yarısının altına düşecek. İnsanlar siyasetten soğumuş. Belki de partilerinden… Umutsuzlar, güvensizler. Yine de bir aday yüzde 60 oy alabildi. Böylesine rezilliklerin yaşandığı bir ortamda ben katılımın daha da düşmesini beklerdim. Ancak anlaşılan “rahatsızız, bu iş böyle gitmez” mesajı vermeyi tercih ettiler.
HALBUKİ SİNGAPUR OLACAKTIK:
Ve sonunda hatalarıyla, sevaplarıyla Ersan Saner dönemi bitti. Bitti bitmesine de ülkeyi de bitirip gitti. Ne sözler ne vaatler vermişti halbuki. Kalsaydı ülkeyi Açık Pazar, Singapur yapacaktı. Ama çekemediler ve bir video ile sadece başkanlık hayallerini değil, siyasi geleceğini de bitirdiler. Zararın neresinden dönülse kardır.
ZOR DOSTUM ZOR:
UBP’ye katılma nedeninin “halka hizmet” olduğunu söyleyen sözde bağımsız milletvekili Hasan Büyükoğlu, “UBP, bu ülkeye yol, hastane, okul yapıyor; ihtiyaçları karşılıyor” dedi. HP’den aday olduğunda da aynı şeyleri söylemişti. Niyet halka hizmetse o parti, bu parti ne fark eder? Ama niyetiniz halka hizmet değil, seçimlerde kendinizi garantiye almak. Bunu kanıtladınız.
“KIBRILI KARDEŞLERİM”:
“Kıbrıslı diye bir millet yoktur. Kıbrıs’ta ya Türk’sünüz ya Rum’sunuz” diyen Tatar’a inat, UBP kurultayı için adaya gelen AKP Genel Başkan vekili Binali Yıldırım’ın konuşmasında sürekli olarak, “Kıbrıslı kardeşlerim” demesi dikkatlerden kaçmadı. Belli ki onlar da Tatar’ın açıklamalarına pek ciddiye almıyorlar….
PANDEMİ YOK GALİBA:
Önceki gün UBP kurultayını tv’den izleyenler, dünyada pandeminin uğramadığı tek ülke olduğumuzu sanırdı. Maske takanı neredeyse görmedik. Adaylarla öpüşmeler, sarılmalar, mesafe kuralı hak getire. Böyle mi örnek olacaklar memlekete? Haydi şimdi kalkın da halka önlemlerden, cezalardan bahsedin. Hele de bir hekim olan Sucuoğlu’na hiç yakışmadı. Umarım o koltuğa oturunca da böyle pervasız davranmaz…
































