Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

UĞRAŞACAK BAŞKA BİR İŞİMİZ KALMADIYDI!

Kıbrıs Türk halkını kimlerin yönettiğini gördük mü?

Hem de “ibretle!”

Yüzlerdeki maskeler düştükte, ortaya çıkan suratlarla suretler “işte bunlardır” dediğimizce!

Her halde Rahmetlik Denktaş’ın, Dr. Küçük’ün, Nejat Konuk’un, Tahir Çağatay’ın ve ötesi gelip giden Başbakanlarımızla Allah’ın rahmetine kavuşmuş vekillerimizin kemikleri sızlamaktadır..                                                                    ***

Kİ ASIL FACİA ŞUDUR: “Bizi yöneten bu genç insanlar 1974’ler öncesinde henüz çocuktular. Ayni zamanda “umuttular” ama!”

Gelecekleri onlar devralacak, KKTC’i onlar yaşatacaklardı..

Ağabeylerinin eksik bıraktıklarını onlar tamamlayacaktı..                                              Onların hatasına düşmeden çalışacaklardı..                                             KKTC’i ayağa kaldırmakla kalmayacak geleceklere taşıyacaklardı..                             İstikrarlı ve bayındır bir ülke yaratacaklardı…

Allahhh için: Hep beraber seyrediyoruz! Bakın şu yaptıklarıyla yarattıklarına!

***

ÖTE YANDAN: Sn. Cumhurbaşkanımız seçileli beridir hobbalarda! Mesela var mı şu anda nerde olduğunu bilen? Bir onda bir bunda..                                                           “Efendim Ankara’nın da destek ve teşviki ile Kıbrıs siyasi sorununu, Kıbrıs Türk halkının haklı davasını anlatıyormuş!”

İyi güzel de aylardır ayaklarında çarıkları, sırtında harmanisi, elinde asası diyar diyar dolaşan dervişler gibidir de Kıbrıs sorunu neden eskisinden beter aleyhimize dönmekte!

NE oldu da  handeyse AB ülkeleri “haçlı seferlerini” hortlatarak Türkiye’ye  saldırılara geçecekler ki Doğu Akdeniz’de dost diyeceği tek bir ülke bile yok!

Yunanistan ise daha dün İngiltere’yle  yeni dostluklar tazelemedi mi?                         Kİ Kıbrıs Rum’unun da  nerden geldiyse hatırına hatta   EOKA ile adadaki askerlerinin kanını bile içtiğine aldırmayarak, “unutmayın İngiltere adanın garantörlerinden biridir” demez mi!                                                                   Ve garantör ülke İngiltere de  Anastasadis’in yanında yer almaz mı?                                        ***                                         EĞER YARIN müzakereler başlarsa  biliyor muyuz  Kıbrıs sorununun nesini tartışıp  nereye götüreceğimizi?                                    Diyelim ve hazır “Siyasi soruna” değinmişken biraz daha devam edelim. Mesela “Maraş diyelim.”                                                                      ***

NE OLDU MARAŞ KONUSU?

Ki ben  hâlâ anlayamadım:

47 yıldır olası müzakerelerde  Güney’le yeni sınırlarının saptanması aşamasında “al ver” pazarlığına  girdiğimizde  bugüne kadar  “koz olarak kullanacağız”  dediğimiz Kapalı Maraş’ı da açtıktan sonra  ne yapacağız?

Bugün açılan yerlerinin “evkaf malı” oldukları gerçeklerinde Maraş’ı pazarlık masasından çekecek miyiz yoksa yine de masaya mı taşıyacağız ki  o zaman teklifimiz ne olacak?

Bu konuda yeni  politikalar saptadık mı?                                    ***

SANMIYORUM!  Çünkü bu konuda “tıs” bile çıkmıyor. Sadece her hafta Maraş’ı  kaç kişinin ziyaret ettiğinin  açıklanmasıyla  yetiniliyor!

Ötesinde tek fiskelik ne bir haber ne  bir açıklama işitiyoruz!                                                     Ki daha şimdiden AB, Amerika gibi güçler “Maraş’ın açılmasına tepkilerini koyuyorlar!” Dolayısıyla Rum tarafıyla Yunanistan’a sırt veriyorlar..

***                                         BİZ NE YAPIYORUZ? Türkiye’de Kavala,  KKTC de “kaset olayı!” Artık Meclis bile bu sorunları nedeniyle çalışamıyor!

ORADAKİ Erdoğan ise cihada doymuyor! Savaşmak için Meclisten çıkarttığı yeni tezkerelerle onay tazeliyor!                                                                    ***

NE VAR Kİ  Türkiye’yi pahalılık fena vuruyor,  millet grak gruk ediyor!

BURADA da kaset davası var! Sanki tüm sorunlarımızı çözmüşler, şimdi de “fazilet ve namus davalarıyla” uğraşıyorlar!

Onlar uğraşadursunlar, KKTC’i de pahalılık vurmuş, aldı başını gidiyor!  Döviz fena halde vuruyor..

VE İŞİN KISASI hem anası sızlanıp ağlıyor hem evladı!

***

VE BİR FIKRA:

Eski zamanlarda bir adamın iki kızı varmış. Evlilik çağına geldiklerinde birini çok uzaklardaki bir köyde “kiremitçilik” yapan bir gence verirken,  diğerini de ayni uzaklıkta bir başka köyde çiftçilik yapan biriyle  evlendirmiş..

Aradan yıllar geçmiş.  Uzun süredir köylerin uzaklıklarından dolayı ziyaretlerine gidemeyen adama bir özlem çökmüş ve bir gün yollara düşmüş.

Uzun  yolculuktan sonra önce kocası kiretmitçi olan kızına uğramış. Hoş beşten sonra sormuş adam:                                          “Kocanın işleri nasıl kızım, sen iyi misin?”    Kız ezile büzüle “vallahi babacığım demiş bizim işimiz güneşe bağlı, çok yağmur yağmaz hava çok güneşli ve yakıcı olursa kiremitler kurur, işte o zaman işlerlimiz iyi gider…”

…Bir süre sonra adam bu kez de kocası çiftçi olan kızını ziyarete gider, özlem giderirlerken sorar: “Eee söyle bakalım kızım hayatın iyi mi işler nasıl gidiyor?”

Kız tereddüt ederek, “vallahi babacığım der bizim işimiz yağmura bakar. Yağarsa o yıl iyi mahsul alırız, yağmazsa talihimize küseriz!”

…VE adam köyüne döner, karısı sorar. Eee söyle bakalım efendi kızlarımız nasıl, hayatlarından memnun mudurlar?

“Sorma hanım der, biri güneş çıksın etrafı yaksın diye dua eder, diğeri de durmadan yağmur yağsın der. Yani işleri havaya kalmış!