Köşe Yazarları

KASET SAVAŞLARININ HEDEFİ






Kuzey Kıbrıs’ta patlayan KASET skandallarını iç dinamiklere bağlama politikalarını hayretle izliyoruz.




Kasetlerle siyaseti düzenleyip denetlemek, daha önceden Türkiye’de denenmiş ve Parti Başkanları ya istifaya zorlanmış ya da bazı Parti liderleri dün KARA dediği politikaları, AK diye savunma çizgisine getirilmişti.



Kuzey Kıbrıs’ta Kaset’le OPERASYON politikalarında gözden kaçan önemli noktalar vardır. Bu noktaları ele almakta  fayda vardır.

Birinci dikkat çeken nokta, bu uygulamalarda hedef olan insanların Türkiye’de AKP ile  olan iyi ilişkileridir.

İkinci önemli nokta, bu kasetlerin piyasaya sürülmesinden önce, GELİYORUM haberlerinin Sedat Peker’e yakın olan kimseler tarafından yapılmasıdır.

Özellikle Tözün Tunalı kasetinde, Sedat Peker’in isim vererek, bu kasetin geleceğini önceden duyurmasıdır.

Üçüncü önemli nokta, bu kasetlerin, Türkiyedeki yabancı büyükelçilerin açıklamalarından hemen sonra yapılmasıdır.

Tayyip Erdoğan ile ABD ve BATI arasında devam eden mücadelede, Erdoğan’ın en zayıf olduğu yer Kuzey Kıbrıs’tır.

Kuzey Kıbrıs’ta Erdoğan’ın iki devletlilik politikasını en hararetli şekilde savunan güçler, Cumhurbaşkanı Tatar ile Başbakan Ersan Saner den başkası değildir.

Bu iki isimden Başbakan’ın bir kaset yoluyla düşürülmesi Tayyip Erdoğan’ın müteffiklerinden birinin kaybı demektir.

Kuzey Kıbrıs içerisinde, KASETLE PASİFLEŞTİRME siyasetlerinin devam etme olasılığı yüksektir.

Bu siyasetlerin, bir süre sonra , dalga dalga Türkiye’ye  dağılarak, orda da karışıklıkların yaratılacağı söylemi her gün tekrarlanmaktadır.

Kuzeydeki çürümenin toplumun önüne servis edilmesi, görüldüğü kadar basit bir olay değildir.

Dış basın, görüntülü haberlerle, buradaki idarecilerin içinde bulunduğu psikolojik yıkımı seyircilerine büyük puntolarla duyurmaktadır.

Kuzey Kıbrıs’ta yapılan olumlu işler, yöneticilerin açıklamaları özellikle BATI ve Amerika Basını tarafından dikkate alınmazken, KASET haberlerinin büyütülerek servis yapılması, bu politikaların gerisinde büyük güçlerin olduğunu göstermektedir.

Kumarhaneler ve uyuşturucuyla ilgili Sedat Peker’in  açıklamalarını sadece Peker’e bağlamak, büyük bir saflıktır.

Sedat Peker açıklamalarıyla AKP ileri gelenlerinin gerek Türkiye’de, gerekse Uluslar arası arenada itibarlarını sarsıcı bir rol oynamaktadır.

KASET olaylarını,Kuzey’deki politikacılar bir iç çatışma olarak değerlendirmeye devam ederlerse, yeni SKANDAL KASETLERLE yüzleşeceklerdir.

Kaset politikaları Kuzey Kıbrıs’taki politikacılardan çok, Kıbrıs ve Türkiye’de Tayyıp Erdoğan a yakın olan siyasetçilere yöneliktir.

Kirli bir silah olan KASETLER,    Kuzey Kıbrıs’taki  POLİTİKACILARIN zayıf yanlarını kullanarak, onları esir olarak almak ve KULLANMAK gibi kısa vadeli politikaların dışında, daha büyük güce, Türkiye’ye karşı bir hazırlık savaşından başka bir şey değildir.





Başa dön tuşu